4 YIL FAZLA 3 YIL YETER…!!
Üniversitenin tanımında, “gerçeklerin tartışılarak öğrenildiği” vardır.
Her bilgi sorgulanır, tartışılarak öğrenilir.
İlk günden itibaren mesleğine adım atan öğrencinin de bu bilinçle davranması gerekir. Üniversite ortamı, öğrencinin kendini geliştirmesi için gerekli altyapıyı ve donanımı ona sunar. Öğrenci bu yolla mesleğinin alfabesini öğrenmeye başlar ve zamanla bu bilginin hayatına nasıl sızdığına tanıklık eder.
Bu süreç çoğu bölüm için dört yıldır.
Dört yıl her öğrenci için farklı anlamlar taşır,
farklı başlangıçlar yaratır.
Bazı öğrenciler hem çalışır hem okur,
bazıları ilk kez farklı bir şehirde yaşamanın deneyimini edinir ve ilk zamanlar büyüme sancıları çeker. Bazıları daha ilk günden pişmanlık duyar, bazıları ortama ayak uydurur, bazıları ise uyum sağlayamaz; süreç böyle devam eder.
Türkiye’de üniversiteye başlayan bir öğrenci, yanı başındaki Avrupa’da üniversiteye başlayan bir öğrenciye kıyasla farklı beklentiler içindedir. Gelmeden önce hem hayata bakış açısını genişletebileceği hem de mesleki olarak şekilleneceği bir ortamın hayalini kurar. Oysa Avrupa’da üniversiteye başlayan birçok öğrenci, bu deneyimlerin bir kısmını daha önce tatmıştır. Burada ise öğrencinin bu olgunluğa ulaşabilmesi için daha fazla zamana ihtiyacı vardır.
Ve derken YÖK bir sabah uyanır ve aklına ilk geleni uygulamaya koyar: Üniversiteler dört yıllık eğitim vermesin, bu süre üç yıla düşürülsündür.
Gökten zembille inmiş gibi duran bu kararın, üniversitelerce ivedilikle uygulanması istenir. Üniversitelerin fikri alınmış mıdır? Eh, yapıldı mı, doğrusu bilmem.
Peki neden üç yıla düşürülüyor üniversiteler? Üniversiteler daha çok birer işletmeye dönüşsün, öğrenci maliyetleri düşsün diye mi? Yabancı öğrencileri daha fazla çekmek için mi? Üniversite eğitimi sonrası yurtdışına çıkmak isteyen öğrenciler denklik alamayıp çıkamasınlar diye mi?
Yazın sıcağına nasıl olsa bu öğrenciler dayanır diye mi?
Çalışıp okuyan öğrenciler çalışamasın, sıkıştırılmış bu programın altında ezilsinler diye mi?
Yılların birikimi bir çırpıda silinsin diye mi? İşsizlik tavan yapmışken daha çok işsiz piyasayı doldursun diye mi?
Yoksa hadi pozitif olalım daha hızlı hayata atılsınlar diye mi? Gerçekten niye?
Yok mudur bunun bir çalıştayı? Mevcut duruma etkileri ne olacak? Neleri götürecek, neleri getirecek? Özünde bu değişikliğe dayanak oluşturan asıl sebep nedir? Şeffaf, katılımcı ve akademik bir tartışma ortamı neden yaratılmaz?
Üniversiteler fabrika değildir; çıkış bileti de diploma değildir. Gayesi yalnızca öğrenci yetiştirmek midir,
yoksa araştırma yapmak mıdır? Hepsidir ve daha fazlasıdır. Üniversiteler, süresi kısaltılarak verimliliği artırılacak yerler değildir.
Eğer amaç nitelikse, mevzubahis olan sayılar değil; mesleki yolculuk boyunca kazanılan eşsiz deneyimlerdir. Bu süre öğrencinin elinden alınmamalıdır.
Diye düşünüyorum.
Fikret AŞÇIOĞLU
Emekli Öğretmen