
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yargıtay’ın, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettikleri gerekçesiyle yargılanan Rıdvan Çamlıca ve Yıldıray Çamlıca hakkında verilen mahkumiyet kararını onamasına tepki gösterdi.
Arıkan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kararın adalet duygusunu zedelediğini belirterek, “PKK ile sözleşme yapmak ve Kandil’den emir almak gibi ağır iftiraları atan Süleyman Soylu’ya değil de bu iftiralara nezaket çerçevesi içinde cevap veren teşkilat mensuplarımıza ceza verilmesi, adaletteki çürümüşlüğün en somut göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Söz konusu dava, Süleyman Soylu’nun 17 Mart 2019 tarihinde İstanbul Üsküdar’da yaptığı konuşmada Saadet Partisi ve dönemin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu hedef alan “PKK ile sözleşme yaptı ve Kandil’den emir aldı” açıklamalarının ardından açılmıştı. Bu iftiraya tepki gösteren parti mensupları hakkında “hakaret” iddiasıyla dava açılmış, yargılama sürecinde Soylu’nun iddialarına şahit olarak ta emrinde bulunan üç koruma polisi tanık olarak dinlenmişti.
İddianamede, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı “kamu görevlisine alenen hakaret” suçunu işledikleri savunularak, 3 ay 15 günden 2 yıl dörder aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti.
Yargıtay, yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararını onayarak dosyayı kesinleştirdi.
Saadet partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın sosyal medya paylaşımı metni:
“Yargısallarmış siyaset;
Çürümüş adalet!
2019 yılında Üsküdar’da bir mitingde o dönemki Genel Başkanımız Sayın Temel Karamollaoğlu’na ve partimize;
-“PKK ile sözleşme yapmak ve Kandil’den emir almak” iftirasını atan Süleyman Soylu ’ya değil de bu iftiralara nezaket çerçevesi içerisinde cevap veren teşkilat mensuplarımıza ceza vermek, adaletteki çürümüşlüğün en somut göstergesi olmuştur.
İftira atmanın serbest, atılan iftiraya cevap vermenin ceza aldığı bir ülkede hukuk yoktur.
Süleyman Soylu’nun, söz konusu davada koskoca miting alanından şahit olarak bula bula emrinde çalışan 3 koruma polisini bulması bile bu adaletsizliğin göstergesidir.
Her fırsatta; “Türkiye bir hukuk devletidir” diyen sayın Yılmaz Tunç bu kararla bir kez daha görülmüştür ki Türkiye’de siyasallaşmış bir yargı vardır.
Hukukun gücü değil, gücün hukuku geçerlidir.
Avrupa’nın en büyük adalet sarayını yapmakla övünen bir iktidarın; bu saraylarda darbeler döneminde bile görülmemiş bir hukuk tiyatrosuna imza atması; ülkemiz ve milletimiz için büyük bir talihsizliktir.
Bu kararı aziz milletimizin vicdanına havale ediyoruz.” şeklinde ifade etti.