Trabzon’da bir çok Basın Kuruluşu var. Ama sosyal etkinliklerde bazıları yok sayılıyor.
Nedenleri sorulduğunda siz gazeteci misiniz yanıtı havada kalıyor.
Asıl soru şu;
Gazetecilik Kartla mı, Cesaretle mi Yapılır?
Son yıllarda sık sık duyduğumuz bir cümle var:
“Basın kartın var mı?”
Sanki gazeteciliğin tek ölçüsü buymuş gibi… Sanki bir kart yoksa kalem de yokmuş gibi…
Elbette basın kartı önemli bir belgedir. Mesleğini yapan insanlar için bir tanınma aracıdır. Kimse bunun değerini inkâr edemez. Ancak şu gerçeği de görmezden gelemeyiz: Gazetecilik sadece bir karttan ibaret değildir.
Çünkü gazetecilik bir makam değil, bir sorumluluktur.
Cebinde kart taşıyan ama gördüğünü yazmayan, duyduğunu araştırmayan, yanlışın karşısında susan bir kişi gazetecilik görevini yerine getiriyor sayılabilir mi?
Öte yandan, kartı olmasa da sokakta olup biteni takip eden, insanların derdini dinleyen, gerçekleri araştıran ve kamuoyuna duyuran bir insan gazeteci değil midir?
Son dönemde bazı çevrelerde şöyle bir görüş dile getiriliyor:
“İletişim Başkanlığı’ndan basın kartı almayanlar gazeteci sayılmaz.”
Bu görüş hukuki açıdan tartışmalı olduğu kadar mesleğin ruhu açısından da düşündürücüdür. Çünkü gazetecilik yalnızca bir idari kartla sınırlanabilecek kadar dar bir alan değildir. Türkiye’de yerel gazetelerde çalışan, internet sitelerinde haber yapan ya da serbest olarak araştırma yapan birçok kişi fiilen gazetecilik yapmaktadır.
Basın kartı, mesleğin resmî tanınmasını sağlayan önemli bir belgedir; fakat gazeteciliğin tek ölçüsü değildir. Gazetecilik faaliyetinin temelinde haber üretmek, kamuoyunu bilgilendirmek ve toplumsal sorumluluk taşımak vardır.
Gazetecilik bir unvan değil, bir duruştur.
Bu duruş; gerçeğin yanında durabilme cesaretidir.
Tarih boyunca gazetecilik çoğu zaman rahat koltuklarda değil; tozlu sokaklarda, adliye koridorlarında, afet bölgelerinde, köy yollarında yapılmıştır. Gazeteciyi gazeteci yapan şey çoğu zaman cebindeki kart değil, kalemindeki cesaret olmuştur.
Elbette mesleğin kuralları, etik ilkeleri ve kurumsal yapıları vardır. Bunlar mesleğin saygınlığı için gereklidir. Ancak gazeteciliğin özü hiçbir zaman yalnızca bürokratik bir kimliğe indirgenemez.
Gazetecilik; sorular sormaktır.
Gazetecilik; toplum adına gerçeği aramaktır.
Gazetecilik; bazen herkesin sustuğu yerde konuşabilmektir.
Bu yüzden belki de soruyu farklı sormak gerekir:
Gazeteciliği kart mı büyütür, yoksa cesaret mi?
Çünkü kart bir kimliktir.
Ama cesaret bir karakterdir.
Ve unutulmamalıdır ki, gerçek gazetecilik çoğu zaman kartla değil, karakterle yapılır.