Trabzonspor’da artık sorulması gereken soru çok açık: Bu hesabı kim verecek?
Yönetim, büyük paralar harcayarak kurduğu bu kadroyu kime emanet ediyor? Avrupa’nın birçok takımında bulunmayacak kalitede oyuncuların olduğu söylenen bir kadro neden sahada beklenen karşılığı veremiyor?
Ve en önemlisi: Bu kadar güçlü bir kadronun altında Fatih Tekke neden eziliyor?
Fatih Tekke’yi tartışmak kolay. Asıl tartışılması gereken, bu kadroyu oluşturan futbol aklı ve yönetim anlayışıdır. Eğer milyonlarca euro harcanarak takım kuruluyorsa, bunun sportif sorumluluğu da birilerine ait olmalıdır. Başarıyı sürekli “sabır” kelimesinin arkasına saklamak, hesap verme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
Yönetim “borçsuz Trabzonspor” söylemleriyle taraftarın karşısına çıkarken bugün ortaya çıkan ekonomik tablo konusunda da kamuoyuna açık, şeffaf ve belgeli bir açıklama yapılmalıdır. Borç varsa kim ödeyecek? Bu yükün altından Trabzonspor’u kim kaldıracak?
Burada yalnızca yönetimin değil, TFF’nin futbol yönetiminin de sorgulanması gerekir. Türk futbolunun adalet, denetim ve rekabet düzeni gerçekten sağlıklı işliyor mu? Trabzonspor’un yaşadığı sorunlar karşısında ilgili kurullar ne kadar etkin davranıyor?
Bir başka soru da Trabzonspor Divan Kurulu’na:
Bu kulübün tarihine, geleceğine ve üyelerinin iradesine karşı sorumluluğunuz nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Divan Kurulu yalnızca olağan toplantılarda konuşan bir yapı olmamalıdır. Kulübün geleceğini tehdit eden gelişmeler karşısında, yetkileri çerçevesinde denetim ve uyarı görevini yerine getirmelidir.
Çünkü ortada sıradan bir futbol kulübü yok.
Trabzonspor, milyonlarca insanın gönül verdiği bir camiadır. Bu kadar büyük taraftar desteğine sahip bir kulübün sahipsiz görüntü vermeye hakkı yoktur.
Allah aşkına soruyorum:
Bu kulübün yönetimine gerçekten talip olan kimse yok mu?
Yoksa herkes sonucu bekleyip, işler kötü gittiğinde konuşmayı mı tercih ediyor?
Şimdi insan ister istemez Özkan Sümer’i arıyor.
Çünkü mesele sadece futbolcu almak değildi. Mesele, alınan futbolcuyu doğru sistemin içine yerleştirmek, kulübün parasını korumak, futbol aklını oluşturmak ve Trabzonspor’un kimliğini sahaya yansıtmaktı.
Bugün ise koskoca Trabzonspor’da herkes birbirini bekliyor.
Yönetim teknik heyeti, teknik heyet oyuncuları, oyuncular sistemi, taraftar ise artık sonucu bekliyor.
Peki bu böyle daha ne kadar devam edecek?
“Sabır” denilerek taraftar daha ne kadar oyalanacak?
Trabzonspor’un büyüklüğü, yanlışların üzerini örtme gerekçesi değil; yanlışların hesabını hukuka, tüzüğe ve kulübün demokratik denetim mekanizmalarına uygun biçimde sorma zorunluluğudur.
Kimse peşinen suçlanmamalı. Kimse hakkında hukuken kesinleşmemiş bir iddia gerçekmiş gibi sunulmamalı.
Ama hesap sorulmalıdır.
Hem de açıkça, belgeleriyle, rakamlarıyla ve kamuoyunun önünde.
Çünkü Trabzonspor’un artık sloganlara değil, hesap verebilirliğe, şeffaflığa ve gerçek bir futbol aklına ihtiyacı
Bu kadro başarıya yetmiyorsa sorun sadece sabır değildir.
Bu kadar para harcanmışsa hesap da vardır.
Trabzonspor’un hesabını ise birileri mutlaka vermelidir.