Siyasette en ağır yıkım, karşı cepheden gelen saldırı değildir. En büyük yıkım; değişim umudunun, eski anlayışın gölgesinde boğulmasıdır.
CHP’de yaşanan mutlak butlan süreci sonrasında ortaya çıkan tablo, birçok Cumhuriyetçi ve sosyal demokrat için yeni bir yol açtı. Bizler de ülkemize, Cumhuriyet’e ve Altı Ok’un özüne bağlı kalarak bu yeni yürüyüşe katıldık. Çünkü amaç yalnızca yeni bir tabela kurmaktan daha fazlası olan yeni bir siyaset kültürü yaratmaktır. Ancak daha yolun başında ortaya çıkan kimi görüntüler, umut kadar kaygıyı da büyütüyor.
Beşikdüzü bunun en çarpıcı örneklerinden yalnızca biridir. İlçede bir dönem belediye başkanlığı yapan AKP’li şahıs dönemine ilişkin kamuoyunda dile getirilen eleştiriler hafızalardaki yerini koruyor. Köy Enstitüsü mirasının -kübik bina- ortadan kaldırılması, tarihi Tekel binasının ve Atatürk Ticaret Lisesi’nin yok edilmesi, Beşikdüzü’nün belleğini oluşturan birçok değerin ortadan kalkması bugün hâlâ tartışılıyor. Kent kimliğini korumak yerine betonlaşmayı öne çıkaran anlayış, Beşikdüzü’nün tarihsel dokusunda derin yaralar oluşturdu.
Bugün de Bayırköy Mahallesi’nde yürütülen yapılaşma tartışmaları kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Beşikdağ’ın geçmiş zamanda lav püskürten volkanik bir tepe olduğu dikkate alınmadan, dönemin AK Partili Belediye Başkanı tarafından hiçbir araştırma yapılmaksızın buraya yapılan teleferik projesi için binlerce ton beton dökülmesi, dağın toprak yapısını olumsuz etkileyerek mahalleyi ciddi bir heyelan ve çökme riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Hukukun üstünlüğü yerine kişisel güç anlayışının ve ben yaptım oldu mantığının egemen olduğu yönündeki bu tür sorumsuz uygulamalara dair eleştiriler toplumda geniş bir karşılık bulmaya devam ediyor İşte tam da bu nedenle soruyorum: Yeni Parti, eski siyaset anlayışının sığınağı mı olacak? Yoksa temiz bir başlangıcın adı mı?
Cumhurbaşkanı adayımız sayın Ekrem İmamoğlu’nun, belediye başkanlarının, milletvekillerinin hukuk tartışmaları içinde özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı bir dönemde; toplumun beklentisi eski düzenin aktörlerini yeniden vitrine çıkarmak olmamalıdır, olamaz.
Hele hele böylesine tartışmalı isimlere ait ofislerin yeni partinin örgütlenme merkezi yapılması, tabanda derin bir güvensizlik yaratır. Değişim isteyen insanlar eski alışkanlıklara teslim olmak için yola çıkmadı. Yeni Parti’nin en büyük sermayesi güven olacaktır. O güveni zedeleyecek her adım, daha kuruluş aşamasında umutları tüketir. Sakın ha! Bu yanlışa düşmeyelim.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in geceyi gündüze katıp Anadolu’yu dolaşırken, yerelde yapılan yanlış tercihler bu büyük emeği gölgelememelidir. Yeni parti, kişilere göre biçimlenen dar çevrelere sokulmadan liyakatin, temiz siyasetin ve halkın ortak aklının adresi olmalıdır.
Beşikdüzü yalnızca bir ilçe değildir. Beşikdüzü bugün yeni partinin nasıl bir gelecek kuracağını gösteren önemli bir sınavdır. Eski alışkanlıklarla yeni Türkiye kurulamaz. Eski yüzlerle yeni umut yeşermez. Ya da eski yüzlerin yörüngesinde ortaya çıkan yeni yüzlerle de umutlar yeşermez. “Ben” egosu yerini “Biz”çoğulçuluğuna bırakmadıkça da umutlar yeşermez.
Yeni parti gerçekten yeni olacaksa, önce örgütlenme anlayışını yenilemek zorundadır. Aksi durumda yurttaşın soracağı tek soru şudur:
“Değişen nedir?”
Bu soruya güçlü ve inandırıcı bir yanıt verilemediği gün, umut yerini hayal kırıklığına bırakacaktır. Yapmayın Beyler! Hırslarınızı aklınızın önüne geçirip bu güzel vatana kıymayın!