DEM Parti’nin Türkiye’nin devlet yapısı, üniter devlet anlayışı ve geleceği üzerine ortaya koyduğu söylemlerin hiçbirini kabul etmiyorum.
Siyaset yapmak herkesin hakkıdır. Eleştirmek, talep etmek, farklı düşünmek demokratik hakkın gereğidir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını tartışmaya açmak başka bir meseledir.
Anayasa’nın 3. maddesi açıktır: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Bu hüküm siyasi pazarlık konusu yapılamaz.
Üstelik Ortadoğu’nun bugün yaşadığı acı gerçekler ortadayken, ABD ve İsrail’in bölgeye yönelik politikaları dikkatle izlenmeden atılacak hiçbir siyasi adım masum bir söylem olarak görülemez. Ben, bu söylemlerin bazı yönlerinin dış güçlerin bölgesel hesaplarıyla örtüştüğü kanaatindeyim.
Fakat asıl meseleye de cesaretle bakmalıyız.
Bölgemizin gerçek sorunu halkların birbirleriyle kavgası değil; yoksulluk, eşitsizlik, ekonomik bağımlılık, siyasal vesayet ve ağalık hegemonyasıdır.
İnsanları özgürleştirmenin yolu devleti zayıflatmak değil; hukuku güçlendirmek, adaleti sağlamak, üretimi artırmak ve insanımıza gerçek ekonomik özgürlük kazandırmaktır.
Kimsenin kimliğiyle, diliyle, kültürüyle sorunumuz yoktur.
Bizim meselemiz Türkiye’nin bütünlüğüdür.
Ve sözümüz nettir:
Türkiye Cumhuriyeti pazarlık masasına konulamaz. Üniter devlet yapısı tartışılamaz. Türkiye’nin geleceği dışarıdan çizilemez.
Çünkü bu ülkenin sahibi herhangi bir siyasi parti, grup veya güç odağı değil; Türk milletinin tamamıdır.