61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et

TFF Temsilcisini Bu Hale Kim Getirdi? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Eski TFF Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikir yazıları | Görüşlerim şahsıma aittir; kurumları bağlamaz.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

TFF Temsilcisini Bu Hale Kim Getirdi?

TFF Temsilcisini Bu Hale Kim Getirdi?
Son Güncelleme :

13 Eylül 2026 - 18:47

53 Görüntüleme

Konyaspor-Trabzonspor maçında yaşananlar, yalnızca bir futbolcu ile temsilci arasındaki tartışma değil; TFF’nin sahadaki kurumsal otoritesinin sorgulandığı bir krizdir.

Konyaspor-Trabzonspor maçının 1-0 bitmesi birkaç gün sonra unutulabilir.

Ama maç sonunda yaşananlar kolay kolay unutulacak gibi değil.

Çünkü görüntüler ortada. Sesler duyuluyor. Konuşmalar açık.

Ve ortaya Türk futbolunun yıllardır tartıştığı başka bir sorun çıkıyor:

TFF temsilcisinin sahadaki otoritesi ne hale geldi?

Maç sonunda Rajmund Toth basın açıklaması yaparken TFF temsilcisi, belirlenen alanın dışına çıkan gazetecileri uyarıyor.

Yani temsilci görevini yapıyor.

Tam o sırada Deniz Türüç geliyor.

Görüntülerde temsilciye yönelik şu sözler duyuluyor:

“Sen beni dinle, işine bak, karışma!”

Burada durmak gerekiyor.

Temsilci ne yapmış?

Gazetecilerin belirlenen alan içerisinde kalmasını istemiş.

Peki futbolcu hangi yetkiyle TFF temsilcisine “karışma” diyebiliyor?

Asıl soru bundan sonra başlıyor.

Görüntülerde akreditasyon kartı bulunan bir görevlinin TFF temsilcisini alandan uzaklaştırdığı görülüyor.

Peki temsilciyi kim, hangi yetkiyle uzaklaştırıyor?

TFF temsilcisinin görev yaptığı alanda, onun görevine müdahale etme yetkisi kimde?

Eğer temsilci yanlış yapıyorsa bunun yolu bellidir.

Tespit edilir.

Raporlanır.

İlgili kurullar değerlendirir.

Bir futbolcunun itirazı veya bir kulüp görevlisinin müdahalesi, temsilcinin görev alanını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Temsilcinin görevi futbolcuyla tartışmak değil, müsabaka düzenini ve yaşanan olayları TFF adına takip etmektir.

Temsilci de zaten tartışmayı büyütmemelidir.

Olayı tespit eder, gerekiyorsa raporuna yazar.

Sistem böyle çalışır.

Ancak bunun için temsilcinin görevini yapmasına izin verilmesi gerekir.

Buradaki görüntü ise tam tersini gösteriyor:

Temsilci uyarıyor.

Futbolcu müdahale ediyor.

Ardından başka bir görevli temsilciyi alandan uzaklaştırıyor.

O zaman şu sorular ortaya çıkıyor:

Akreditasyon kartı, görev ve yetki sınırlarını ortadan kaldırır mı?

Kulüp görevlisi, TFF temsilcisinin görev alanına hangi şartlarda müdahale edebilir?

Temsilcinin otoritesi sahada kim tarafından korunuyor?

Bunların önceden belirlenmiş olması gerekir.

Flaş röportaj alanı bellidir.

Karma alan bellidir.

Basın toplantısı alanı bellidir.

Görevli bellidir.

Yetkili bellidir.

Buna rağmen maç sonunda herkes birbirinin görev alanına giriyorsa, sorun yalnızca yaşanan tartışma değildir.

Organizasyonun kendisi sorgulanmalıdır.

Daha dikkat çekici olan ise temsilcinin “beni rapor yazmak zorunda bırakmayın” noktasına gelmesidir.

Temsilci neden böyle bir baskı hissediyor?

Bir temsilci görevini yaparken “olay büyümesin” endişesiyle geri çekilmek zorunda kalıyorsa, burada kişiden çok sistem tartışılmalıdır.

Çünkü temsilcinin gücü bağırmasından ya da futbolcuyla tartışmayı kazanmasından gelmez.

Gücünü TFF’nin kurumsal otoritesinden alır.

Bu otorite sahada hissedilmiyorsa, temsilcinin yalnız bırakılması kaçınılmaz hale gelir.

İşte Temsilciler Kurulu’nun sorumluluğu burada başlıyor.

Temsilciyi sadece görevlendirmek yetmez.

Görev yaptığı ortamın kurallarının uygulanmasını da sağlamak gerekir.

Kulüp görevlilerinin sınırları net olmalı.

Akreditasyon düzeni işlemeli.

TFF temsilcisinin görev alanı tartışmaya açık bırakılmamalı.

Ve bir temsilci görevini yaparken alandan uzaklaştırılıyorsa, bunun gerekçesi ortaya konulmalı.

Burada Deniz Türüç’ü tek başına hedef tahtasına koymak da meseleyi küçültür.

Çünkü asıl soru onun ne söylediğinden daha büyük:

TFF görevlisi neden bu kadar savunmasız bırakıldı?

Ancak bu sorunun cevabını yalnızca saha organizasyonunda aramak da yeterli değil.

Çünkü Temsilciler Kurulu’nda son dönemde gündeme gelen liyakat ve görev dağılımı tartışmaları da ister istemez bu tabloyla birlikte değerlendirilmek zorunda.

Şerafettin Bural’ın atanmasıyla başlayan tartışmalar, ardından Ömer Demir’in Başkan Vekilliği görevine gelmesiyle farklı bir boyut kazandı.

Bural’ın temsilcilik ve saha deneyimi üzerinden yöneltilen eleştiriler bir yana, Ömer Demir’in geçmişte aldığı hak mahrumiyeti cezası da kurulun tarafsızlığı ve kurumsal yaklaşımı konusunda soru işaretleri oluşturdu.

Bunlar tek başına bir hüküm vermek için yeterli olmayabilir.

Fakat yönetim anlayışını sorgulamak için yeterince ciddi başlıklardır.

Çünkü bir kurumda liyakat tartışması büyürken, aynı kurumun temsilcisinin sahada otoritesini koruyamadığı görüntüler ortaya çıkıyorsa, artık birbirinden bağımsız olaylardan söz etmek zorlaşır.

Yönetim, önce kendi içinde güvenilir ve tartışmasız bir liyakat zemini oluşturmalıdır ki sahadaki temsilciden otorite bekleyebilsin.

Aksi halde sorun çözülmez, yalnızca yer değiştirir.

Bugün temsilci sahada yalnız kalır.

Yarın başka bir kurul tartışılır.

Sonra başka bir görevlinin yetkisi sorgulanır.

Bir süre sonra herkes aynı soruyu sormaya başlar:

Bu sistemde gerçekten kim, hangi kritere göre görev yapıyor?

İşte asıl tehlike burada.

TFF’nin bugün ihtiyacı yeni bir güç dengesi değil; liyakat, şeffaflık, görev tanımının netliği ve hesap verebilirliktir.

Bunlar sağlanmadan aynı yönetim anlayışının her yeni krizde kalıcı çözüm üreteceğini düşünmek kolay değil.

Çünkü sahadaki bir temsilcinin otorite problemi, aslında yukarıdaki yönetim anlayışının da aynasıdır.

Konyaspor-Trabzonspor maçında yaşananlar bu nedenle yalnızca Deniz Türüç ile TFF temsilcisi arasındaki bir tartışma değildir.

Bu görüntüler TFF’ye ve Temsilciler Kurulu’na çok daha temel bir soru yöneltiyor:

Kendi temsilcisinin görevini yapmasını sağlayamayan bir sistem, sahada kuralları nasıl uygulayacak?

Ve son soru:

TFF temsilcisini bu hale kim getirdi?

Çünkü sahada yalnız bırakılan sadece temsilci değildir.

Yalnız bırakılan, TFF’nin kendi otoritesidir.

Prof. Dr. Ömer Dalman

13.09.2026

EN ÇOK KAZANANLAR

EN ÇOK KAYBEDENLER

EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

YORUM YAP

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

DÖVİZ KURU

BIST100
DOLAR
EURO
BITCOIN
ÇEYREK ALTIN
GRAM ALTIN
0
Would love your thoughts, please comment.x