Yeni Parti’de il ve ilçe seçimleri başlıyor.
Şimdi herkesin kendisine şu soruyu sormasının zamanıdır:
Biz gerçekten yeni bir siyaset anlayışı mı inşa edeceğiz, yoksa eski alışkanlıkları yeni isimlerle mi sürdüreceğiz?
Artık “Sen beni seç, ben de seni seçeyim” anlayışının sona ermesi gerekiyor.
Parti yönetimleri; dostluklara, kişisel ilişkilere, dar çevrelere ve karşılıklı beklentilere göre değil, liyakat, emek, mücadele, halkla ilişki ve partiye katkı esasına göre şekillenmelidir.
İl ve ilçe teşkilatları aynı isimlerin kendi aralarında görev dağıttığı kapalı yapılar olmamalıdır.
Yeni Parti’nin adına yakışan bir yenilik gerekiyorsa, bunun ilk adresi teşkilatlardır.
Tüm kadrolarda gerçek bir değişim, yeni yüzler, yeni fikirler ve halkın içinden gelen insanlar görülmelidir.
Çünkü siyaset, birkaç kişinin birbirini seçtiği bir makam paylaşımı değildir.
Siyaset halkla birlikte yapılır.
Partinin kapıları gençlere, kadınlara, emekçilere, esnafa, emekliye, akademisyene, gazeteciye, iş dünyasına ve toplumun farklı kesimlerine açılmalıdır.
Teşkilat yöneticisi; makam bekleyen değil, sokağa çıkan, halkı dinleyen, sorun taşıyan ve çözüm üreten insan olmalıdır.
Unutulmamalıdır:
Güçlü parti, güçlü teşkilatla; güçlü teşkilat ise güçlü halk bağıyla mümkündür.
Bugün yapılması gereken, koltukları paylaşmak değil, partiyi büyütmektir.
Kişisel hesapların değil, ülkenin geleceğinin konuşulduğu bir dönem başlatılmalıdır.
Yeni Parti gerçekten yeni olacaksa, bunun ilk göstergesi il ve ilçe kongreleri olmalıdır.
Sandıklar göstermelik bir onay makamına dönüşmemeli; üyelerin iradesi özgürce ortaya çıkmalıdır.
Çünkü halk hareketi olmak isteyen bir parti, önce kendi içinde demokratik bir kültür oluşturmak zorundadır.
Artık “Benim ekibim, benim arkadaşım, benim adayım” dönemi değil;
“Partinin adayı, halkın adayı, liyakatli kadro” dönemi başlamalıdır.
Yeni Parti’nin önünde tarihi bir fırsat var.
Ya eski siyasetin alışkanlıklarını tekrar edeceğiz…
Ya da gerçekten yeni bir siyaset anlayışını birlikte kuracağız.
Tercih çok açık:
Koltuk değil halk.
Kişisel hesap değil dava.
Dar kadro değil güçlü teşkilat.
Eski alışkanlıklar değil gerçek değişim.
Yeni Parti, ancak halkın partisi olmayı başardığında gerçekten “Yeni” olacaktır.