61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

AKADEMİK KİMLİĞE SIZAN MÜREKKEP LEKESİ: ETİK, KİMLİK VE SORUMLULUK « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

AKADEMİK KİMLİĞE SIZAN MÜREKKEP LEKESİ: ETİK, KİMLİK VE SORUMLULUK

AKADEMİK KİMLİĞE SIZAN MÜREKKEP LEKESİ: ETİK, KİMLİK VE SORUMLULUK
Son Güncelleme :

08 Şubat 2026 - 18:55

725 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

*Okuyacağınız makale, bir akademisyenin mesleki etik, liyakat ve ifade özgürlüğü konularındaki kişisel değerlendirmelerini yansıtmaktadır. Yer verilen tespit ve eleştiriler, kamuoyuna yansıyan bilgiler ve gözlemler çerçevesinde yapılmış olup; kişi veya kurumlara yönelik bir suç isnadı ya da hukuki nitelendirme amacı taşımamaktadır. Hukuki ve idari değerlendirmeler, ilgili mercilerin yetki ve takdirindedir.

 

Akademik Kimliğe Sızan Mürekkep Lekesi: Etik, Kimlik ve Sorumluluk

Kıymetli okurlar,

Bir mürekkep lekesi, hakikatin önünü ne kadar kapatabilir? Dijital dünyanın anonim köşelerinden sızan sahte bir kimlik, bir akademisyenin onlarca yıllık emeğini, itibarını ve en temel hakkı olan “kendi adıyla konuşma” özgürlüğünü ne ölçüde tehdit edebilir? Bugün bu sorulara, şahsım adına son derece sarsıcı bir tecrübeyi bizzat yaşamış biri olarak cevap vermeye çalışıyorum.

Bir köşe yazısının altında, “Ömer Dalman” imzasıyla yayımlanan ve bana ait olmayan çok sayıda yorumla karşılaştım. Bu durum, basit bir teknik manipülasyon olarak geçiştirilemeyecek kadar ciddidir; akademinin kalbine yönelmiş açık bir etik ihlaldir. İddiaların ağırlığı, bu eylemin sıradan bir internet kullanıcısından değil; akademik camianın içinden, hatta yönetim kademelerinde yer almış ve geçmişte etik kurullarda görev yaptığı ileri sürülen bir isimden kaynaklanmış olabileceği ihtimalini gündeme getirmektedir. Eğer bu iddia doğruysa, karşımızdaki tablo yalnızca bireysel bir nezaketsizlik değil, kurumsal ahlak açısından son derece ürkütücü bir çöküşün işaretidir.

Bu olay, şahsımı aşan daha büyük ve yapısal bir soruna işaret etmektedir. Bir akademisyen, başka bir akademisyenin kimliğine bürünmeyi nasıl meşru görebilir? Bu sorunun cevabı; giderek daha kapalı, daha hiyerarşik ve liyakatin sistematik biçimde geri plana itildiği bir akademik yapıda saklıdır. Makam, unvan ve güç mücadelesi bilgi üretiminin ve özgür tartışmanın önüne geçtiğinde, geriye kişisel hesaplaşmalar ve etik sınırları zorlayan yöntemler kalmaktadır.

Burada durup sormak gerekiyor: Bir akademisyen, kendi düşüncesini neden kendi adıyla dile getirmekten kaçınır da başkasının kimliğine sığınır? Bu, bir fikir tartışması değildir. Amaç; başkasının adını kullanarak onun itibarını zedelemek, sesini kısmak ve meşruiyetini tartışmalı hâle getirmektir. Oysa üniversiteler, kimliklerin gizlendiği değil; fikirlerin açıkça ve cesaretle savunulduğu mekânlar olmalıdır.

Bugün akademide, giderek daha kapalı ve hiyerarşik bir düzenin baskın hâle geldiğini görmek zor değil. Bilgi üretiminin yerini unvan ve makam mücadelesi almakta; liyakat geri plana itildikçe akademik tartışmalar sağlığını yitirmektedir.

Yaşananlar yalnızca dijital bir sahtekarlık olarak görülemez. Bu olay, akademinin temelini oluşturan güven, saygı ve dürüstlük anlayışına yönelmiş açık bir saldırıdır. Üstelik ismimin son derece hassas ve acı bir bağlamda kullanılmış olması, bu durumu benim açımdan çok daha ağır ve sarsıcı bir hale getirmiştir. Böyle bir zeminde adımın yer alması, derin bir üzüntü ve ciddi bir rahatsızlık yaratmıştır.

Yüzlerce akademisyen arasından özellikle benim ismimin seçilmiş olması, bunun bir tesadüf değil; bilinçli ve kasıtlı bir tercih olabileceği yönündeki şüpheleri güçlendirmektedir. Üstelik ilgili kişiyle farklı fakültelerde görev yapıyor olmamız ve belki de hiçbir doğrudan temasımızın bulunmaması, yaşananlara ayrı bir ironi katmaktadır.

Bu süreçte çeşitli yorumlar yapılmıştır. Ancak meselenin özünün kaybolmaması ve olayın dedikoduya dönüşmemesi adına bilinçli bir suskunluğu tercih ettim. Ayrıca, adıma yazıldığı iddia edilen bu yorumun bana ait olmadığını bilen ve bunu yakından teyit eden çok sayıda meslektaşımın varlığı da bu suskunluğun önemli nedenlerinden biri olmuştur. Bu dönemde, acının en büyüğünü yaşamış saygıdeğer hocamızla daha sık görüşme ve derin sohbetler yapma imkanı buldum. Bizi yakından tanıyan meslektaşlarımız için ise bu olay hiçbir zaman bir soru işareti olmamıştır.

Bu yazıyı okuyan pek çok akademisyenin benzer durumları yaşadığını ya da bunlara yakından tanıklık ettiğini biliyorum. Dolayısıyla bu mürekkep lekesi yalnızca bana sürülmek istenmemiştir. İşini dürüstçe yapan, sessizce çalışan ve fikirlerini özgürce dile getiren birçok akademisyenin sesi, benzer yöntemlerle bastırılmaya çalışılmaktadır.

Üniversiteler yalnızca bilginin değil, aynı zamanda ahlakın ve erdemin de mekânı olmak zorundadır. Bir akademisyenin sorumluluğu yalnızca bilim üretmekle sınırlı değildir; taşıdığı unvanın gerektirdiği etik duruşu da her koşulda korumayı gerektirir. Tartışmaların sertleşmesi anlaşılabilir; ancak dürüstlük çizgisinin aşılması, akademi için telafisi zor bir kırılmadır.

Bu nedenle mesele artık kişisel olmaktan çıkmıştır. Üniversite yönetimlerini, Yükseköğretim Kurulu’nu ve tüm akademik çevreleri; kimlik gaspına, etik ihlallere ve bu tür yöntemlere karşı açık, net ve tutarlı bir tavır almaya davet ediyorum. Üniversiteler, fikirlerin çalındığı değil; fikirlerin sahipleri tarafından savunulduğu yerler olmalıdır. İtibar, makamla değil; emekle ve dürüstlükle kazanılır.

Aksi halde bu mürekkep lekesi yalnızca bir yazının altında kalmaz; akademinin tamamını ve geleceğini karartır.

Hukuk mercileri bu sahte imzanın peşinden elbette gidecektir. Bizlere düşen ise, gerçek mürekkebimizle akademik hakikatin ve mesleki onurun sesini yükseltmeye devam etmektir.

Prof. Dr. Ömer Dalman

YORUM YAP

3.3 24 votes
Article Rating
3 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Menderes Yunus yarar
Menderes Yunus yarar
21 gün önce

Sevgili hocam sevgiler saygılar yazınızı okudum sizi destekliyorum ve katılıyorum yazılarınızın devamını bekliyorum

Engin
Engin
21 gün önce

Akademik çevreyi bilmem ama ayak oyunları,etik ,ahlak,saygı yani toplumsal değerlerimizin ciddi erezyona uğraması,tüfek icad oldu mertlik bozuldunun ,sosyal medya uyarlaması gibi …Allah müstahaklarını versin inşallah 👮

Hikmet Kuvvet
Hikmet Kuvvet
21 gün önce

DEĞERLİ HOCAM SİZİ BİLEN BİLİYOR ZATEN ADAM GİBİ ADAM KELİMESİ SİZİ TARİF EDER,FAKAT SİNEK KÜÇÜK MİDE BULANDIRIR.GÜNEŞİ BALÇIK LA SIVIYAMASIN,HER ZAMAN IŞIK SAÇAR SİZ DE BİNLERECE ÖĞRENCİ YETİŞİRDİNİZ.BUNLARIN İÇİNDE KİM BİLİR HANGİ MAKAMA GELMİŞ İNSANLAR VAR,BU GURUR VERİCİ MESLEKTE SİZİ SEVMEYEN DE ÇIKACAKTIR .FAKAT İKİ YÜZLÜ İNSANLAR SİZİN BAŞARINIZI KISKANACAKLAR DIR .O YÜZDEN SİZ AYNI ÇİZGİDE DEVAM EDİN ,ONLAR DA BİR GÜN MUTLAKA BELALALARINI BULACAKTIR.İYİ GÜNLER DİLERİM.