Basın emekçilerinin haklarını kazandığı 10 Ocak 1961 den günümüze, 65 yılın ardından, meslek namusu adına ağır bedeller ödeyen ama yine de ödün vermeyen yol arkadaşlarımızı saygıyla anarken, onca bedelin ardından kazanılmış hakların korunup, yükseltilmesi mücadelesine katkı yapanları selamlıyorum.
Gazetecilik; Dijital dünyanın sunduğu olanakların ardına sığınıp, değil “Basın Ahlak ve İlkeleri”, “Editoryal bağımsızlığın” dahi ne anlama geldiğinin ayırdına varmadan, salt bir ajansta çalışmak, haber sunmak, kamera omuzlamak, mikrofon uzatmak veya bir gazetede köşe kapmak değil… Gerçeği ama sadece gerçeği her ne pahasına olursa olsun halka olanca yalınlığıyla sunmak, meslek namusu adına; gerektiğinde Abdi İpekci, Uğur Mumcu, Metin Göktepe… Olmak, olabilmektir gazetecilik.
Gerçeğin ve doğrunun peşinden koşan gazeteciler için kocaman bir hapishaneye dönüşen memlekette, gazetecilik yapmak hem zor hem de bir o kadar yaşamsal. İktidarın devasa borusunu öttürmeyi vazife edinmiş, bütün televizyon, gazete, radyo ve sosyal medya köşelerine tünemiş, birer yalan makinesine dönüşmüş… Gerçeği tahrif etmeye yemin etmiş, mafyayla, medyatik siyasilerle erk sahipleriyle sürekli flört eden, gazeteci görünümlü neo-liberal çetelerin tekelinde ne yazık ki bugün gazetecilik.
“İliştirilmiş Gazeteciler” den fırsat bulup da dünya ölçeğinde gazetecilik yapmak hali hazırda bu denli zorken, otoriter rejimlerde neredeyse imkansızdır. Avrupa konseyinin kamuoyuna açıkladığı bir rapora göre “Türkiye dünya ölceğinde en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülkedir”.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in hazırladığı 2025 yılı Basın Özgürlüğü Raporuna göre gazeteciler son bir yılda 610 kez mahkeme salonlarında yargılandı. Raporda yer alan verilere göre son bir yılda 95 gazeteci gözaltına alınırken, 39 gazeteci tutuklandı. RTÜK 2025 yılında eleştirel yayınları nedeniyle 4 kanala 53 yaptırım uyguladı ve toplam 92,7 milyon TL. ceza verdi. Kanal kapatma cezalarının yanı sıra yüzlerce habere erişim engeli getirildi.
Uluslararası Sınır tanımayan Gazeteciler tarafından yayınlanan Basın Özgürlüğü endeksi’nde ise Türkiye, dünyada 180 ülke arasında 159’ncu sırada yer aldı. Yurt dışına çıkmak zorunda kalan, sürgünde yaşayan, basın kartları iptal edilen ve gazetecilik yapmasına izin verilmeyen, bir zamanların “4.ncü erk” i olarak tanımlanan gazetecilerini yazmıyorum bile…
Dolayısıyla, demokratik toplum düzeninin yapı taşlarından biri olan halkın doğru habere ulaşabilme hakkının etkin bir biçimde kullanılabilmesi, gazetecilerin özgür, güvenceli ve örgütlü olarak çalışabileceği koşullarda olanaklıdır. Günümüzde ise, medya işkolunda basın emekçilerinin kazanılmış hakları budanıp, gazetecilik sıradanlaştırılmıştır.
Bugün 10 Ocak Gazeteciler günü. Ve ne zaman gazeteci-Türkiye sözcüklerini bir arada görsem aklıma yüzüstü düşmüş, üzeri gazeteyle örtülmüş, ayakkabısının tabanı delik bir adam geliyor…
Salt bu travmalar ve gittikçe derinleşen sorunlar nedeniyledir ki; 10 Ocak’ın bir kutlama gününden öte, ayrımsız tüm basın emekçileri için kazanılmış haklarının hatırlandığı ve bu uğurda mücadelenin yükselttirildiği bir gün olarak değerlendirilmesini öneriyorum.
Sevgiyle, dostlukla.