ÇOCUKLAR GELECEĞİMİZDİR
Geçen gün hayat bana küçük ama tokat gibi bir ders verdi. Googolpleks’i 5(beş) yaşındaki torunumdan öğrendim. Torunum bana Googolpleks (gogopek)’i biliyormusun diye sordu. Arkasından ekledi “çok çok büyük, hiç kimse onu sayamaz”diye ekledi. Şaşırdım! Gerçekten böyle bir şey var mı? diye araştırmaya başladım. Sonuç muhteşem. Yanlış duymadınız. Ne Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, ne ders kitaplarından, ne de yıllarca süren “çağdaş eğitim” nutuklarından öğrenemediğimi beş yaşındaki bir çocuktan öğrendim. Hem de daha ilkokula bile başlamamış bir çocuktan.
Googolpleks dediğiniz şey öyle “iki kere iki dört” ayarında bir kavram değil. 10’un, aklın sınırlarını aşıp “ben buradan sonrasını almıyorum” dediği bir sayı imiş. Yazılamıyor, hayal edilemiyor, evrene bile sığmıyor. Ama bizim eğitim sistemine bakarsanız sorun sayı değil, satır aralığıdır. Çocuk bunu bilse ne olur, bilmezse ne olur? Asıl önemli olan defterin kenarı cetvelle çizilmiş midir?
Torunum googolpleks’i nereden biliyor? Çünkü merak etmiş. Bir video izlemiş, bir oyun oynamış, bir yerden bir yere tıklamış. Bilgiye ulaşmış. Yani suç işlemiş! Çünkü bu ülkede bilgiye kendi başına ulaşan çocuk makbul çocuk değildir. Makbul çocuk, parmak kaldırır, susar, ezberler, sınavda işaretler ve unutur.
Biz hâlâ “öğretmen anlattı mı?” diye soruyoruz. Çocuk anladı mı, bağlantı kurdu mu, başka bir şeyle ilişkilendirdi mi… Bunlar tali meseleler. Hatta tehlikeli. Çünkü bağlantı kuran çocuk soru sorar. Soru soran çocuk huzur kaçırır. Huzur kaçınca da sistem rahatsız olur.
Eğitim biliminde bunun bir adı var: bağlantıcılık. Yani bilginin tek bir kafada değil, ağlarda dolaştığı gerçeği. Ama biz ağ deyince hâlâ balık ağı anlıyoruz. O yüzden çocuk internette öğrenince “zararlı içerik”, okulda ezberleyince “milli değer” oluyor.
Beş yaşındaki bir çocuk geleceği temsil ediyor. Eğitim sistemi ise geçmişte kalmış bir yönetmelik gibi direniyor. Çocuk evren kadar büyük sayıları konuşuyor, okul ona hâlâ “satırdan çıkma” diye bağırıyor. Googolpleks aklın sınırını anlatıyor, yetişek (eğitim programı) ise o sınırı betonla güçlendiriyor.
Asıl komik olan şu: Sistem, çocuğun hiçbir şey bilmediğini sanıyor. Oysa çocuk her şeye bir tık mesafesinde. Sistemin bilmediği tek şey ise bu çağda artık bilginin yukarıdan aşağıya inmediği. Bilgi yan yana, ağdan ağa, çocuktan dedeye bile akabiliyor.
Ben googolpleks’i torunumdan öğrendim. Bu bir utanç değildir. Asıl utanç, on yıllardır eğitim sistemiyle övünüp bunu bir çocuktan öğrenememiş olmaktır. Belki de sorun şudur: Biz çocukları geleceğe hazırlamıyoruz. Gelecek çoktan çocuklara geçmiş durumda, biz hâlâ yoklama alıyoruz. Çocuklarımızı bu sistemden kurtarmanın yolunu mutlaka ama mutlaka bulmalıyız.