61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Futbolun Ortasında Bir Tilki Sürüsü: TFF, MHK, Hakemler, VAR ve Yorumcular « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Futbolun Ortasında Bir Tilki Sürüsü: TFF, MHK, Hakemler, VAR ve Yorumcular

Futbolun Ortasında Bir Tilki Sürüsü: TFF, MHK, Hakemler, VAR ve Yorumcular
Son Güncelleme :

12 Mart 2026 - 17:15

86 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Futbolun Ortasında Bir Tilki Sürüsü: TFF, MHK, Hakemler, VAR ve Yorumcular

*Bu yazı, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında; kamu yararı gözetilerek kaleme alınmış eleştiri ve yorumlardan ibarettir. Kişilik haklarına saldırı veya iftira amacı taşımaz.

Sanki futbolun içinde herkes ayrı bir tilki gibi dolaşıyor. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ne yapacağını şaşırmış, Merkez Hakem Kurulu (MHK) hangi kritere göre atama yaptığı konusunda tutarsız, hakemler sahada ne yaptığının farkında değil, VAR’dakiler ne zaman müdahale edeceğini kestiremiyor, yorumcular ise ne söylediğini bile unutmuş durumda. Oysa futbolun kuralları bellidir. On yedi kural vardır ve bunlar her hafta değişmez. Ama Türkiye’de her hafta yeni bir kural yazılıyormuş gibi tartışmalar yaşanıyor. Peki neden?

Futbolun kuralları dünyanın her yerinde aynıdır. İngiltere’de de, Brezilya’da da, Almanya’da da… Ama Türkiye’de her maçtan sonra sanki yeni bir futbol icat edilmiş gibi konuşuluyor. Bir hafta elle oynanan topa penaltı verilmezken, ertesi hafta aynı pozisyon penaltıyla cezalandırılabiliyor. Ofsayt çizgileri milimetrik hesaplarla çizilirken günlerce “ayak tabanı ofsayt mı, değil mi?” tartışması yapılıyor. İşin en ilginç yanı ise aynı pozisyon için üç farklı yorumcunun üç farklı karar vermesi.

Futbolun 17 kuralı vardır. Ama Türkiye’de bir de 18. kural var ki hiçbir kitapta yazmaz: “Karar, hangi takımın güçlü olduğuna, hangi yöneticinin sözünün geçtiğine, hangi lobinin daha etkili olduğuna göre verilir.” Bu yazılmayan kural, yazılı tüm kuralların önüne geçmiştir. Kimse bu kuralı kabul etmez ama herkes varlığından şikâyetçidir.

VAR sistemi futbola adalet getirmek için kuruldu. Ama Türkiye’de çoğu zaman yeni bir tartışma alanı yarattı. Ne zaman devreye gireceği belli değil. Bazen dakikalarca incelenen pozisyonlar oluyor, bazen de birkaç saniyede geçiştirilen kararlar görülüyor. Kimi zaman VAR hakemi çağırıyor, kimi zaman çağırmıyor. Aynı tür pozisyonlarda bile farklı uygulamalar ortaya çıkıyor. İşte bu yüzden her hafta şu soru soruluyor: VAR gerçekten hataları mı düzeltiyor, yoksa yeni hatalar mı üretiyor?

Türk futbolu son yıllarda birçok tartışmalı karara sahne oldu. Ama bazı kararlar vardır ki sadece bir maçın sonucunu değil, futbolun kendisine olan güveni de sarsar. İşte “ofsayıtımsı” kararı tam olarak böyle bir olaydı. Galatasaray-Sivasspor maçında Sivasspor’un attığı gol, VAR incelemesi sonrası iptal edildi. Gerekçe olarak Türk futbol literatürüne o gün giren yeni bir kelime kullanıldı: “Ofsayıtımsı.” Dünyanın hiçbir futbol kitabında olmayan, hiçbir kural metninde geçmeyen, hiçbir uluslararası hakem eğitiminde öğretilmeyen bir kavram… VAR odasında üretilen bu uydurma kavramla bir gol iptal edildi. O odada bulunan isimlerden biri de bugün yine tartışmaların odağındaki Bülent Birincioğlu’ydu. Konyaspor-Kasımpaşa maçının VAR hakemi olarak görev yapan Birincioğlu’nun verdiği kararlar da futbol kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açtı. Tesadüf mü? Belki. Ama Türk futbolunda artık tesadüf kelimesi bile insanları ikna etmiyor. Çünkü güven kaybolduğunda her karar şüpheyle karşılanır. Ve Türk futbolunda asıl sorun da tam olarak bu: Kararlar tartışılıyor çünkü sistem güven vermiyor.

Türkiye Futbol Federasyonu futbolun patronu olmalıdır. Ama son yıllarda federasyonun tavrı tarafsızlık tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Federasyon başkanlarının hakemlerle ilgili açıklamalar yapması, maçlar hakkında imalı konuşması, kamuoyunda algı oluşturabilecek mesajlar vermesi şu soruyu kaçınılmaz kılıyor: Hakemler gerçekten bağımsız mı? Yoksa üzerlerinde görünmeyen bir baskı mı var? Federasyon futbolun çobanı olmak zorundadır. Ama ne yazık ki bazen tilkilerin kralı gibi davranıyor.

Merkez Hakem Kurulu her hafta atama listesi açıklıyor. Ama kimin hangi kritere göre atandığı bilinmiyor. Performans mı? Tecrübe mi? Yoksa başka ilişkiler mi? Geçen hafta hata yapan hakem kritik bir maça atanabiliyor, derbi yöneten hakem bir hafta sonra alt lig maçına gönderilebiliyor. Ortada şeffaf bir kriter yok.

Maç yorumcuları seksen dakika boyunca istatistik anlatır. Ama tartışmalı bir pozisyon olduğunda herkes bir anda futbol kural kitabının yazarına dönüşür. Kimi penaltı der, kimi asla değil. Ve çoğu zaman yorumlar yorumcunun tuttuğu takıma göre şekillenir. Hakemliği bir müsabakada yaptığı hatalar yüzünden özür dileyerek bırakmak zorunda kalan bugünün yorumcusu, hakemleri bir korner ya da sarı kart yüzünden acımasızca eleştirebilmektedir.

Taraftarın gönlünde taht kurmak isteyen yöneticiler, her hafta “adalet” vaat ederek çıktıkları bu yolda aslında en büyük yıkımı taraftarın futbol sevgisine yapıyor. Artık maç izleyen bir taraftar, “Acaba bugün nasıl bir skandal göreceğiz?” düşüncesiyle ekran başına oturuyor. Futbolun doğal heyecanı yerini yapay tartışmalara bıraktı. Sahada kazanmanın değil, masada kaybetmenin korkusu var. Ve bu korku futbolun en büyük düşmanı.

Futbolun kuralları değişmez, değişen uygulamadır. Şeffaflık olmayınca güven kaybolur, güven kaybolunca futbol tartışma arenasına döner. Çözüm basit ama cesaret ister: TFF tarafsızlığını göstermeli, MHK atama kriterlerini açıklamalı, VAR protokolü net olmalıdır. Hakemler üzerindeki baskı kaldırılmalı, VAR konuşmaları şeffaflık adına yayınlanmalıdır. Sadece müdahale edilen pozisyonlar değil, asıl merak edilen çağrılmayan pozisyonların kayıtları da açıklanmalıdır.

Bazı eski hakemler ve VAR eğitimcilerinin, maç esnasında VAR odasına girildiği iddiası ise skandal bir durumdur. Oysa VAR protokolü FIFA tarafından belirleniyor ve odada kimlerin olabileceği kurallarla sabit. Dört büyüklerden bir yöneticinin, VAR odasında kulüp temsilcileri bulunsun önerisine TFF neredeyse eş zamanlı olarak “Gelin, buyurun izleyin” diyerek cevap veriyor ve bu durumu masum göstermeye çalışıyor. Sezon sonu yaklaşırken kulüpler de TFF yönetimi de kendi eksiklerini tribünlere oynayan açıklamalarla kapatma derdine düşmüş görünüyor.

Oysa mesele sadece bir hakemin hatası değil, sorun doğrudan sistemin kendisidir. Türk futboluna “adalet getireceğim” diye yola çıkan yöneticiler aslında şüphe ve güvensizliği inşa edenlerdir. Unutmayalım: Hakemleri değiştirmek kolaydır. Asıl zor olan sistemi değiştirmektir.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

YORUM YAP

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Osman Siviloğlu
Osman Siviloğlu
53 dakika önce

Sn. Hocam, görüşlerinize katılıyorum. Bir oyuncu kendi ceza alanın da topa hakim olmak ya da onu uzaklaştırmak için bir hareket yapar; yükselip ya da kayarak müdahale etmek ister. Kolları o harekete bağlı olarak şekil alır. Kollar kanat gibidir, oyuncu yükselince açılır. Kayarak müdahale etmek isterken de denge olmak ister. Bu durumdayken top gelir ele ya da kola çarpar. Ama hakem ya da VAR bunu penaltılık hareket olarak değerlendiriyor. Yanlış..Oyuncu yükselirken ya da kayarken elini veya kolunu neresine saklayacak?

1
0
Would love your thoughts, please comment.x