61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

HAKEM YERDEYKEN SİSTEM AYAKTA MI SANILIYOR? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

HAKEM YERDEYKEN SİSTEM AYAKTA MI SANILIYOR?

HAKEM YERDEYKEN SİSTEM AYAKTA MI SANILIYOR?
Son Güncelleme :

13 Şubat 2026 - 21:00

398 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Hakem Yerdeyken Sistem Ayakta mı Sanılıyor?

* Bu yazı, yazarın kişisel değerlendirmelerini ve kamuoyuna açık bilgilerden hareketle yaptığı yorumları içermektedir.

Futbol yalnızca sahada 90 dakika oynanan bir oyun değildir. Futbol; saha dışında doğru planlanmış bir organizasyon, net sorumluluklar ve kriz anlarında birlikte hareket edebilen bir ekip refleksi gerektirir. Bu organizasyonun merkezinde Türkiye Futbol Federasyonu  yer alır. Hakemleri, gözlemcileri ve temsilcileri eğitir ve müsabakaya kurumu temsilen gönderir.

Teoride bu yapı güçlüdür. Ancak pratikte yaşananlar, sistemin müsabakada karşılık bulamadığını açıkça göstermektedir.

Hakemlere ve temsilcilere verilen eğitimlerde ortak bir dil hâkimdir:

“Olaylara müdahil olmayın. Güvenli mesafeden izleyin. Not alın. Fiziksel temastan kaçının. Derhal federasyonu bilgilendirin.”

Kâğıt üzerinde bu yaklaşım anlaşılabilir görünmektedir. Görevlinin kendini tehlikeye atmaması, tarafsızlığın korunması ve kurumsal itibarın zedelenmemesi amaçlanmaktadır. Ancak sorun tam da burada başlamaktadır. Bu anlayış, kriz anlarında sorumluluk alan değil; sorumluluktan kaçınan bir görevli profili üretmektedir. Görev tanımı insan hayatının önüne geçirilemez. Hiçbir talimat, yerde darp edilen bir hakemi “izlenecek bir olay” statüsüne sokamaz.

Ankaragücü–Rizespor maçı bu çöküşün en net fotoğrafıdır. Kulüp başkanı protokolden çıkmış, soyunma odası koridoruna inmiş, tünelden geçerek sahaya ulaşmıştır. Bu zincirin hiçbir halkasında durdurulmamıştır. Kimse “Nereye gidiyorsunuz?” dememiştir. Kimse riski fark etmemiştir — ya da fark etmek istememiştir.

Sonrasında Halil Umut Meler darp edilmiş, yere düşmüş ve yerde tekmelenmeye devam edilmiştir. Yardımcı hakemin ve temsilcinin bu tabloyu uzaktan izlemekle yetinmesi bireysel bir tercih değil, öğretilmiş bir davranış biçimidir. Bu noktada artık futbol yoktur. Bu noktada artık rapor yoktur. Bu noktada bir krizden değil, açık bir acil durumdan söz edilmektedir.

“Benim görevim değil” cümlesi, Türk futbolunun son yıllarda ürettiği en tehlikeli reflekstir. Yardımcı hakem “Ben çizgime bakarım” diyemez. Temsilci “Ben rapor yazarım” diyemez. Çünkü meslek etiği, insanlık sorumluluğu ve kurumsal aidiyet bunu reddeder. Kimse saldırganla fiziksel olarak boğuşmak zorunda değildir. Ancak hiçbir şey yapmadan izlemek yalnızca pasiflik değil, açık bir sorumluluk ihlalidir.

Buradaki sorun bireysel cesaret eksikliği değil; kurumsal hazırlıksızlık ve yanlış yönlendirmedir. Çözüm, kişileri hedef göstermekten çok sistemi yeniden inşa etmektir.

Sorun yalnızca bireylerle sınırlı değildir. Kurulların işleyişi de bu tabloyu beslemektedir. Birçok görevli için öncelik sahadaki kaosu yönetmek değil, “Zamanında bildirdim mi?” sorusuna cevap verebilmektir. Bu yaklaşım kriz yönetimi değildir; prosedürün arkasına saklanmaktır.

Başka bir müsabakada bir seyircinin sahaya girerek köşe bayrağını alıp kaleciye arkadan vurabilmesi, görevlilerin ambulans müdahalesine odaklanırken diğer risk alanlarını tamamen gözden kaçırdığını göstermiştir. Aynı maçta temsilcilerin “rapor ekranı kapanmasın” endişesiyle fiilen görev alanlarını terk etmesi, verilen eğitimin saha gerçeklerinden ne kadar kopuk olduğunu ortaya koymuştur.

Bu yapı değişmeden hakem güvende olmaz, temsilci sorumluluk alamaz ve futbol şiddetten arınamaz.

TFF artık şu gerçeği kabul etmelidir: Sorun tek bir başkan, tek bir maç ya da tek bir saldırı değildir. Sorun; inisiyatifi cezalandıran, pasifliği öğreten ve ekip ruhunu sistematik biçimde zayıflatan bir yönetim anlayışıdır. Bu anlayış değişmedikçe yaşananlar birer “istisna” değil, kaçınılmaz tekrarlar olacaktır.

Bu travmayı yaşayan hakem, ilerleyen süreçte yönettiği Trabzonspor–Fenerbahçe maçında ciddi yönetim hataları yapmıştır. Tartışmalar hâlâ sürmektedir. Bugün sezonun en kritik karşılaşmalarından biri yine Trabzonspor – Fenerbahçe müsabakasıdır ve hakem yine Halil Umut Meler’dir.

Üstelik bu atama, mevcut TFF Başkanının göreve geldiği dönemde dile getirdiği talihsiz sözlerin gölgesinde yapılmıştır:

“Diyarbakırspor ile Trabzonspor mu oynuyor? Eğer hakemin inisiyatif kullanması gereken bir pozisyon varsa, Diyarbakırspor’dan yana kullanacak.”

Ayrıca kamuoyuna TFF başkanı tarafından  aktarılan hakemin şu ifadeleri de hafızalardadır:

“Çok önemli bir hakem arkadaşımız… ‘Biz başkana biat edeceğiz de kalacak mı, gidecek mi emin değiliz.’”

Eğer bir hakemin zihninde “Doğru kararı mı veriyorum?” sorusunun yerini “Bu karar beni korur mu?” endişesi alıyorsa, o müsabaka henüz başlamadan adalet duygusunu kaybetmiş demektir.

Böyle bir atmosferde oynanacak Trabzonspor – Fenerbahçe karşılaşması yalnızca bir kritik maç değildir. Aynı zamanda hakemliğin bağımsızlığı, federasyonun güvenilirliği ve Türk futbolunun vicdanı açısından ağır bir sınavdır.

Türk futbolunun ihtiyacı daha sert talimatlar değildir. Türk futbolunun ihtiyacı daha net, daha insani ve daha sorumluluk alan bir sistemdir.

Hakemi yalnız bırakan, temsilciyi pasifleştiren ve krizi rapora hapseden bu yapı değişmedikçe sahada adalet de güvenlik de itibar da sağlanamaz.

Ve en önemlisi:

Futbol, insan hayatından daha önemli değildir.

1996 yılında oynanan Trabzonspor–Fenerbahçe müsabakasının ardından yaşamını yitiren merhum Mehmet Dalman’ın hatırası, federasyon açısından yalnızca geçmişte kalmış bir trajedi değildir. Bu hatıra, yıllardır çözülemeyen sorunların, bilinçli biçimde ertelenen sorumlulukların ve sahaya her defasında fatura edilen yönetim başarısızlığının canlı bir tanığıdır.

Bugün hâlâ hakem güvenliği konuşuluyorsa, kriz anlarında sahada kimsenin inisiyatif almadığı görülüyorsa, bunun nedeni bireysel zaaflar değil; sistematik bir yetersizliktir. Bu tablo, Türkiye Futbol Federasyonu’nun olayları yönetme, riskleri öngörme ve insan hayatını merkeze alan bir organizasyon kurma konusundaki açık başarısızlığının sonucudur.

Sahadaki görevlileri pasifliğe mahkûm eden, sorumluluğu rapor satırlarına hapseden ve inisiyatifi cezalandıran bu yapı, tesadüfen oluşmamıştır. Bu yapı, yıllar boyunca tercih edilen yanlış yönetim anlayışının ürünüdür.

Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru şudur: Mevcut TFF yönetimi ve kurulları, Türk futbolunun kronikleşmiş bu sorunlarını çözebilecek bilgiye, beceriye ve en önemlisi kurumsal cesarete gerçekten sahip midir? Bu soru artık iyi niyetli bir beklenti değil; federasyonun siciline yazılmış bir sorgudur. Ve bu sorgu, Türk futbolunun vicdanında her geçen gün daha yüksek sesle sorulmaktadır.

 

Prof. Dr. Ömer Dalman

YORUM YAP

4.8 11 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
8 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Menderes yunus yarar
Menderes yunus yarar
16 gün önce

Sevgili hocam öncelikle Mehmet Dalman’a Allah rahmet etsin mekanı cennet olsun inşallah bence balık baştan kokar Türkiye’de futbol bitik siyaset bitik her şey bitik şu anda böyle yazılar inşallah yön verir yazılarınızın devamını bekliyor başarılar diliyorum

Temel Demir
Temel Demir
16 gün önce

Ömer hocam yazılarını zevkle okuyorum. Doğru tektir, doğruları yazmaya devam etmeni dilerim. Rahatsız olanlar olabilir. Değerlerini kaybetmiş, para için her türlü değerinden vazgeçmiş olanlar rahatsız olsalarda, siz doğruları yazmaktan vaz geçmeyin.

Ali
Ali
16 gün önce

Güzel yazmışsınız

İlkhan Erdem
İlkhan Erdem
16 gün önce

Kralın çıplak olduğunu herkes biliyor söyleyen sen oluyorsun. Cesaretin için tebrik ederim

Eyup Dalman
Eyup Dalman
16 gün önce

Mehmet Dalman kardeşimize Allah rahmet eylesin.

Salih
Salih
14 gün önce

Hocam kalemine sağlık.Cesaretin olursa doğruları da yazabilirsin,teşekkürler.

Kerem Beşparmak
Kerem Beşparmak
11 gün önce

İnsanlar ebediyeti düşününce vicdan, adalet ve dürüstlükle hareket etmeleri gerektiğini biliyor. Bu tip insanlar dünyevi gözle baktıkları için onların değerleri masa, kasa ve nisa oluyor maalesef.

A.y.
A.y.
11 gün önce

Var ol hocam….

8
0
Would love your thoughts, please comment.x