61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

KENDİ ÖZ VATANINDA PARYA!.. Sinan Kutay yazdı « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

KENDİ ÖZ VATANINDA PARYA!.. Sinan Kutay yazdı

KENDİ ÖZ VATANINDA PARYA!.. Sinan Kutay yazdı
Son Güncelleme :

23 Şubat 2026 - 19:06

13 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

           KENDİ ÖZ VATANINDA PARYA!..

Adaletin esamesi sadece mahkeme salonlarında değil, gündelik ilişkilerimizde dahi okunamıyor artık. Ne de olsa balık baştan kokarmış. Yargı sistemi çökünce, adalet düşüncesi de kaçınılmaz olarak altında eziliverdi!

Bu sözümle ‘Yargı sistemi adalet dağıtır’ gibi bir iddiaya safça inandığımı sanmayın. Bir idealin, kurallar koyan bir sistem eliyle, bir düzenleyici edimin sonucu olarak gerçekleşmeyeceği ortada. Egemenliğin ceza sistemi aracılığıyla inşasından adalet çıkmayabilir ama hiç değilse bunun bir düzeni var etmesi beklenir. Kuralların açık-seçik netliği, herkes için aynı sonucu vermesi toplumsal hayat içinde karşılıklı sınırlarımızı bilmemize, davranışlarımızı ona göre ayarlamamıza olanak verir.

Bu en basit düzen ilkesinin ihlali, adaletin yokluğundan önce kaosun belirsizliğini ve tekinsizliğini en yakın ihtimale çevirdiği, herkesin bir anda birbirinin kurduna dönüştüğü bir çatışma ortamını körüklediği için. Herkesin keyfiliği özgürlükle karıştırdığı, bencilliğin, yalnızlaşmanın, ıssızlığın bütün ilişkileri belirler hale geldiği, toplumun çözüldüğü bir ortam bu. Böylesi bir durum, umudu zedelediği için tehlikeli. Umut, ancak birlikte hareket edebilme olanağı varsa bir imkandır. Gerçekten de kimse kendini aşan sorunlara yalnız başına çözüm bulamıyor bence.

Bu bağlamda geleceğimiz birbirimizin geleceğinden geçiyor. Bizi ortaklaşmalardan alıkoyan keyfiliğin, bencilliğin kutsadığı, yalnızlığı dayattığı ölçüde açmazımızı da derinleştirdiğini düşünüyorum. Geleceğe olan inancın kaybı, umudun çok uzun zaman yeşermesini engelleyecek ölçüde telafisiz.

Anayasa Mahkemesi Kararlarının dahi uygulanamaz hale geldiği Anayasal bir devlet düzleminde!.. Sanki düzen varmış gibi davranmanın, sınırları tanımlanabilir bir hukuksal düzenin çoktan yok edildiğinin farkına varamamanın, bu farkındalıkla hareket edememenin bedeli çok büyük. Hala bir düzen varsaymanın, bildiğimiz kuralları varmış gibi; seçimleri dört gözle beklemenin bir nevrozdan ibaret olduğunu artık anlamamız gerekiyor. Anlamamakta ısrar edenler için; Silivri 9 No’lu Ceza İnfaz Kurumu B 1/6 da tutuklu bulunan CHP bir önceki dönem milletvekili Aykut Erdoğdu’nun kamuoyuna hitaben kaleme aldığı tutukluluk sürecine ve hukuk sistemine ilişkin ifadeleri sanırım zihin açıcı olacaktır.

“Aziz milletim; İddianamede yazan yalan beyanlar doğru kabul edilse dahi asla suç kabul edilmeyecek, bir gün yatarı olmayan saçma bir iddia yüzünden 8 aydır hapiste, hücrede, tecritte tutuluyorum.

Tarih şahittir ki; bizler “suç şüphesiyle” değil “seçim kazanma şüphesiyle” tutuklandık. Bizim tek suçumuz; milletimize siyasi bir alternatif sunmaktır. Sandıkta yenemeyenlerin, yargıyı bir sopa gibi kullanarak siyaseti dizayn etmeye çalışmasının bedelini ödüyoruz.

Bizi tutuklayanlar bizim üzerimizden milletimize “seçme hakkınız yok, bizi seçmek zorundasınız” mesajı veriyor. “Bizden başkasını seçmeye kalkışırsanız seçeceklerinizi tutuklar ve hapse atarız” diyorlar… Bizim üzerimizden milletimize şantaj yapışıyor. Bizler siyasi rehine olarak tutuluyoruz ve fidye olarak milletimizin iradesi isteniyor.

Kendi adıma özgürlüğümü ve gerekirse hayatımı ortaya koyarak benim üzerimden hiçbir şantaja boyun eğmemenizi ve rehine pazarlığına girmemenizi talep ediyorum. Öz Vatanımda Parya olarak dizlerimin üzerinde yaşayacağıma başım dik alnım açık bu hücrede ömrümün sonuna kadar çürümeye hazırım. Çünkü benim inancıma ve siyaset anlayışıma göre; onursuz bir özgürlük, onurlu bir tutsaklığa tercih edilemez.

Biliniz ki; sizden iradeniz isteniyor. İradesi elinden alınan insanların ne ailesi ne mülkü ne vatanı ne de geleceği üzerinde söz hakkı yoktur. İradesi olmayan köledir. Köle birey değil eşyadır. Sizler özgürlükle kölelik, hürriyetle esaret arasında bir karar vermek zorundasınız. Bu seçimden kaçamazsınız ve bu seçimin bir bedeli var. Bu bedeli sizin adınıza kimse ödemeyecek. Bu bedel ağır olabilir ama esaretin bedeli her zaman daha ağırdır.

Bir başkası her şeyini riske edip size özgürlüğü hediye etmeyecek. Tek başınıza kurtulmayacaksınız. Ya hep beraber mücadele edip hürriyetinizi kazanacaksınız ya da pijamalarınızı giyip evlerinize saklanarak esareti ve köleliği kabul edeceksiniz. Tarih, sessiz kalanları değil, direnenleri yazacaktır.

… Bu mücadele bir partiye, bir isme ya da bir döneme ait değildir; bu mücadele hukuk devletine, halk egemenliğine ve demokratik cumhuriyete sahip çıkma mücadelesidir. Bu mücadele, Atatürk Cumhuriyeti’ne sahip çıkma mücadelesidir. Bu mücadele, sarayların değil milletin sözünün geçerli olduğu bir ülkeyi savunma mücadelesidir. Bu mücadele, Anadolu’nun birliktelik ve kardeşlik kültürünü yaşatma mücadelesidir. Ayrıştırmaya, düşmanlaştırmaya ve korku siyasetine karşı ortak geleceğimizi koruma mücadelesidir.

Sizden ricam hukuk ve demokrasiden asla vazgeçmeyin. Silaha ve şiddete asla prim vermeyin. Kardeş kavgasına girmeyin. Bizi karanlığa çekmek isteyenlere inat, meşruiyet zemininden ayrılmayın. Sabrınızı, cesaretinizi ve kararlılığınızı kaybetmeyin. Muhakkak ve muhakkak biz kazanacağız. Millet kazanacak. Bu ülke karanlığa teslim olmayacak. Her şey çok güzel olacak… Sizleri çok özledim ve çok seviyorum..” Aykut Erdoğdu

Sevgiyle, dostlukla…

 

 

 

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x