Bizim gibi derinleşen toplumsal eşitsizliklerle boğuşan bir toplumda, marjinalleşmiş, yoksullaşmış, ürettiğinden pay alamaz hale gelip, açlığa mahkûm edilmiş kitleler adına proje üretmesi beklenen Sol-Sosyalist partilerin, emeklilere verilecek ortalama maaşın “açlık sınırının” altında kaldığını açıklamasından öte başkaca sözü olsa gerek!
Demokratik tartışmayı üzerine bina edebileceğimiz bir projesi olmayınca sol sol mudur? Başkalarının kötülüğünü kınamaktan öteye geçmeyen, kendi umursamazlığında yeşeren kötülüğe körleşmiş, kendi “iyiliğinden” eril bir hamaset üreten (örnek mi istiyorsunuz? Onlar tercihlerini iş adamlarından ve çetelerden yana yaptılar, ben safımı her daim yoksul halkın yanında tuttum? Sözümün eriyim) bu mudur yani? İnancın sahtesine karşı kendi inancının hakikiliğini sözüne dayanak yapan, dağlarımız, ormanlarımız maden şirketlerine peşkeş çekilirken ülkenin dağlarına milliyetçiliği yazmakla övünen bir dil, sol bir dil midir?
Salt bağırıp, çağırıp kınama dilini siyasal analizin yerini ikame edersek bize kalan sadece, Mouffe’un Siyasal Üzerine adlı eserinde yazdığı gibi, kendimizi bütün mağduriyetimizle “karantinaya almak”, iyilerle kötüler arasına duvar örmekten öteye varamayız. Oysa mahkûm olduğumuz seyirciliktir, bizi koruduğunu sandığımız kumdan kalelerin sahte duvarlarıdır.
Radikal demokrasinin kurucu düşünürlerinden biri olarak bilinen Chantal Mouffe’ye göre her şey siyasalın konusudur. Siyasalın ahlakının perdesi altında altı oyulmamalıdır. Ayrımsız tüm dünyada geleneksel partiler küreselleşmeyi öne alıp, liberal demokrasinin alternatifsiz model olduğunu savunmaktalar. Husumet yerine mutabakata dayalı yönetimin geçerli olduğunu savunmakta ve kimlikler yok edilmeye çalışılmaktadır. Solun da merkeze kayması ile çeşitli sebeplerle yeni kutuplaşmalar yaratan popülist sağ partiler yükselişe geçmektedir.
Tüm dünyada tek tip insan, tek tip yönetim, tek tip adalet olabileceğinin doğru olmadığına inanan Mouffe; çoğulculuğu ve bu çoğulculuk arasında çıkacak çatışmaların uzlaşıyla çözüleceği siyasal bir düzen tasavvur etmektedir. Eğer toplumun ayrımsız her kesiminden insanlar sokaklara dökülüyorsa – bunun nedeni, geleneksel siyasi partilere güvenlerini kaybetmiş olmaları ve geleneksel siyasal kanallar aracılığıyla seslerini duyuramayacaklarını hissetmeleridir. Bunların tek amacı karar mekanizmalarında seslerini duyurmaları ve daha iyi şekilde temsil edilmeleridir.
Toplumun var olan sorunlarını siyasal biçimde tahayyül edebilmenin demokratik siyaset için olmazsa olmaz olduğuna vurgu yapan Chantal Mouffe; bir kez daha, pek çok liberal metin ve düşünürle didişerek kavgasını sürdürüyor. Zihin açıcı ve kışkırtıcı bir dille, liberal demokrasiye inanmadığını, onun evrensellik vizyonunun ve rasyonel mutabakat düşüncesinin imkânsızlığını vurgulayarak… Sağ–sol ya da doğru–yanlış arasındaki uzlaşmanın kavramsal olarak kusurlu olduğunu, biz/onlar ayrımının aşılacağı bir dünyaya duyulan özlemin hatalı öncüllere dayandığını iddia ediyor.
Mouffe’nin, siyasal üzerine ilginç ve o ölçüde ezber bozan yukarıda alıntıladığım saptamalarının; iç cephemizin tahkimi kadar, dış cephemizde sınır değişikliklerine varan gelişmelerin ve nüfus hareketliliklerinin “niyet okumadan öte” analizinin yapılıp… haklar, özgürlükler ve demokrasi üzerine düşünmenin, demokratikleşmenin sorunlarını siyasi malzeme yapmanın ötesine taşıyıp çözümleme noktasında zihin açıcı olacağını düşünüyorum.
Kaldı ki, içinde bulunduğumuz süreç, ülkemiz, siyasetçiler ve yurttaşlarımız açısından her zamankinden daha bir hayati önem taşımaktadır. Hiç kimsenin şahsi menfaatleri ve ikbali adına hareket etmemesi gereken bir eşiktir geçmekte olduğumuz!
“Kumdan kaleler” inşa etmekten kurtulduğumuz, seyirciden talep eden bir topluma, hakları için mücadele eden yurttaşlara dönüştüğümüz günlerin yakın olması dileklerimle…
Sevgiyle, dostlukla.