61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Ölünceye Kadar Savaş Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Ölünceye Kadar Savaş Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı

Ölünceye Kadar Savaş   Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı
Son Güncelleme :

03 Ocak 2026 - 21:06

58 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Petrol, altın ve kar için halkların kanını akıtan bu düzenin adı neoliberal emperyalizmdir.

Venezuela’da yapılan da, Ortadoğu’da yıkılan da aynı hesaptır.

Bolívar’ın dediği gibi, sömürü bitene kadar, ölünceye kadar savaş.

 

**”Ölünceye Kadar Savaş”**

 

Bu sabah Chavez’in ülkesine dünya halklarının başına bela olmuş, halklara terör uygulayan dünyanın en büyük terörist devleti ABD’nin operasyonu ile uyandık.

 

Amerikan şirketlerin büyük çıkarları için Venezuela’nın petrol, altın ve nadir elementlerine göz diken Trump bu uğurda kan dökmeye hiç çekinmiyor.

 

Suriye, Filistin, Venezuela ve meşhur “çarşı esnafının” karlarının düşmesinin sonucu isyan eden İran oligarklarının ayaklanmasını bahane ederek zaten sıraya koyduğu İran. Hepsi kendi şirketlerinin bekası için. Bahane mi? O kolay iş. Bir yerde uyuşturucu, bir yerde demokrasi olabiliyor.

 

Neoliberal emperyalizm saldırmaya devam ediyor. Evet, ediyor. Ama halkların da hafızası vardır. Bastırılan, ötelenen, kanla susturulan bir hafıza…

 

Yeter ki hatırlasınlar. Bu düzen ilk kez saldırmıyor, bu talan yeni değil. Dün sömürgeydi, bugün “piyasa”; dün işgaldi, bugün “operasyon”. Biçim değişir, niyet değişmez.

 

İşte tam bu noktada ABD sahneye çıkar. Venezuela’nın petrolü, altını ve nadir elementleri bugün yalnızca yerin altındaki zenginlikler değildir; emperyalist iştahın açık hedefidir.

 

Donald Trump, kendisini dünyanın fiili hakimi olarak gören bir siyasal zihniyetin en pervasız temsilcisidir. İstediğini yapma yetkisini kendinde görür; çünkü arkasında devlet değil, şirketler vardır.

 

Halkların hafızası işte burada devreye girer:

Bu yağmanın adı demokrasi değil, bu zorbalığın adı düzen değildir. Hatırlayan halklar bilir; hatırlayan halklar direnmeye başlar.

 

Ama neoliberal emperyalizmin bakışı açısından halklar özne değildir. Topraklar, yeraltı kaynakları ve emek gücü birer portföy kalemidir.

 

Amerikan şirketlerinin çıkarları söz konusuysa, halklara ait zenginliklerin gasp edilmesi bir “politika tercihi” değil, doğal bir hak gibi sunulur.

 

Bu yüzden bomba yağdırmak, kan dökmek, rejim devirmek Trump için istisna değildir; rutintir. Ölen kadınlar, çocuklar, yoksullar; şirket bilançolarında “maliyet” hanesine bile yazılmaz. İnsan hayatı, kar oranından daha değerli değildir.

 

Demokrasi dedikleri şey de tam burada çöker. Şirketlerin karı tehlikedeyse demokrasi askıya alınabilir, içeriği boşaltılabilir, yeniden tanımlanabilir.

 

Sandıklar vardır ama sonuçlar tanınmaz. Hukuk vardır ama yalnızca güçlünün lehine işler.

Bugün Venezuela’da yapılmak istenen budur. Dün Ortadoğu’da yapıldı. Bugün Latin Amerika’da sürüyor. Yarın Grönland bile bu iştahın parçasıdır.

Haritalar değişir, yöntemler güncellenir; ama mantık aynıdır.

 

Bu mantığın adı neoliberalizmdir. Her şey paradır.

Her şey kardır. İnsan yalnızca ekonomik bir varlıktır.

Ve eğer insandan daha karlı bir yatırım varsa, insanın yok edilmesi hesap dışı bırakılır.

 

Tam da bu nedenle bugün Venezuela’da yaşananlar bir “Maduro meselesi” değildir. İktidar tartışmaları, seçimler, yönetim biçimleri tali başlıklardır. Asıl mesele şudur: Emperyalizm, halkların kaderini tayin etme hakkını tanımaz.

 

İşte bu noktada Simon Bolivar’ın sözü yeniden anlam kazanır: “Ölünceye kadar savaş.”

 

Bu söz romantik bir direniş çağrısı değildir. Sınıfsal bir teşhistir. Çünkü Bolivar biliyordu, emperyalizm yenildiğini kabul etmez. Sömürgecilik bayrak indirir ama şirketle geri döner.

 

Askeri işgal biter, ekonomik kuşatma başlar. Darbe olmaz, hukuk operasyonu yapılır. Olmazsa lider kaçırılır.

 

Bu yüzden anti-emperyalist mücadele bir an değil, bir süreçtir. Bir hükümetle sınırlı değildir. Bir ülkeyle bitmez. Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya, oradan Türkiye’ye uzanan bir sınıf hattıdır.

 

Türkiye’de de aynı savaş sürüyor. Bombasız ama yıkıcı. Ücretlerle, borçla, güvencesizlikle, grev yasaklarıyla. Emperyalizm burada “piyasa”, “istikrar”, “reform” diye konuşur. Ama sonuç değişmez. Yoksulluk aşağıya, kar yukarıya.

 

Bolivar’ın sözü bugün şunu hatırlatır bize. Özgürlük sermayenin değil halkın olacaksa,

demokrasi şirketlerin değil emekçilerin sözü olacaksa, bu düzenle kavga geçici değildir.

Bu mücadele bir anlık değil, süreklidir.

Ve ancak sömürü bitince sona erer.

 

Sömürü sona erene kadar, emperyalizm yenilene kadar, “ölünceye kadar savaş.”

 

Bu metin yazdıkça uzar dostlar çünkü kavga büyük ve uzun.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x