61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Ortadoğu’da Savaş Tehlikesi Büyürken: “Halkların Geleceğine Washington ve Tel Aviv Karar Veremez” « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Ortadoğu’da Savaş Tehlikesi Büyürken: “Halkların Geleceğine Washington ve Tel Aviv Karar Veremez”

Ortadoğu’da Savaş Tehlikesi Büyürken: “Halkların Geleceğine Washington ve Tel Aviv Karar Veremez”
Son Güncelleme :

07 Mart 2026 - 15:17

19 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

 

Haber : Süleyman Hacıbektaşoğlu

TRABZON :

Ortadoğu’da Savaş Tehlikesi Büyürken: “Halkların Geleceğine Washington ve Tel Aviv Karar Veremez”
Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırılarla birlikte bölgedeki gerilim her geçen gün daha da tırmanıyor. Savaşın ne kadar süreceği belirsizliğini korurken, yaşanan gelişmeler emperyalist müdahalelerin bölgeyi nasıl bir yıkım sarmalına sürüklediğini bir kez daha gösteriyor.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının arkasında yalnızca askeri hedeflerin olmadığı açık. Petrol başta olmak üzere doğal kaynakların kontrolü, enerji hatlarının denetimi ve küresel güç rekabetinde Çin’i geriletme stratejisi bu savaşın temel motivasyonları arasında gösteriliyor. Bu doğrultuda bölge ülkelerinde rejim değişiklikleri yaratma ve işbirlikçi yönetimler oluşturma hedefi de açık biçimde dile getiriliyor.
7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan katliam, Lübnan ve Yemen’e yönelik bombardımanlar ve Suriye’de gerçekleştirilen müdahaleler, emperyalist stratejilerin bölgeyi nasıl bir istikrarsızlık alanına dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bölge halklarının payına ise yıkım, göç, ölüm ve derinleşen yoksulluk düşüyor.
Emperyalist güçlerin uluslararası hukuku ve insan haklarını yalnızca kendi çıkarları doğrultusunda kullandığına dikkat çeken çevreler, bu güçlerin işlerine gelmediği anda hukuku ve normları hiçe saymaktan çekinmediğini vurguluyor. Demokrasi ve özgürlük söylemleriyle meşrulaştırılan müdahalelerin tarih boyunca halklara savaş, iç çatışma ve parçalanmışlık getirdiği biliniyor.
Ortadoğu’da monarşileri ve işbirlikçi yönetimleri destekleyen bu anlayışın bölge halklarının demokrasi, özgürlük ve eşitlik taleplerine karşı durduğu ifade ediliyor. Son dönemde ABD’li yetkililerin bölgeye “monarşi” önerileri ise bu tartışmaları yeniden alevlendirmiş durumda.
Öte yandan bazı bölge yönetimlerinin de ABD ve İsrail politikalarıyla aynı çizgide hareket ettiği görülüyor. Filistin’de ve bugün İran’da yaşanan gelişmeler karşısında kimi siyasal İslamcı yönetimlerin bu eksene yakın durması eleştirilerin odağında yer alıyor.
Türkiye açısından ise tartışmanın önemli başlıklarından biri ülkenin bu savaşın içine çekilme ihtimali. Uzmanlar ve demokratik çevreler, Türkiye’nin emperyalist blokların bölgesel hesaplarının parçası haline getirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda NATO üslerinin kapatılması ve ülkenin barışçı bir dış politika izlemesi gerektiği yönünde çağrılar yapılıyor.
Türkiye’nin tarihsel olarak anti-emperyalist bir bağımsızlık mücadelesinden doğduğunu hatırlatan çevreler, ülkenin çıkarının savaşta değil barışta olduğunu ifade ediyor.
Tüm bu gelişmeler, bölgedeki sorunların yalnızca askeri gerilimlerle değil, emperyalizmle kurulan bağımlılık ilişkileri ve kapitalist sistemin yarattığı eşitsizliklerle de bağlantılı olduğunu gösteriyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, özelleştirmeler, kamusal varlıkların sermayeye devri ve artan yoksulluk bu tablonun temel unsurları olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre böylesi koşullarda iktidarlar sıkıştıkça hukuksuzluk, baskı ve toplumsal kutuplaşma artıyor. Bu durum, farklı inanç ve kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamasının güvencesi olan laiklik ilkesinin de zayıflatılmasıyla sonuçlanıyor.
Laikliğin yalnızca bir yönetim ilkesi değil, aynı zamanda eşit yurttaşlığın, aklın ve bilimin egemen olduğu bir toplumsal düzenin teminatı olduğu vurgulanıyor. Bu nedenle emperyalizme ve bölgesel müdahalelere karşı verilen mücadelenin aynı zamanda bağımsızlık ve laiklik mücadelesi olduğu ifade ediliyor.
Bölge halklarının kaderine Washington ya da Tel Aviv’de karar verilemeyeceğini belirten değerlendirmelerde, Ortadoğu’nun geleceğinin halkların eşitliği, bağımsızlığı ve ortak mücadelesiyle şekilleneceği vurgulanıyor.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x