Papara Park tıklım tıklım.
Tribünler dolu, yürekler dolu, beklenti büyük.
Ama sonuç?
2–3.
Haftalardır “taraftar neden gelmiyor?” sorusunu dillendiren yönetimin sözleri, bu maçta havada kalmıştır. Çünkü o akşam tribünler görevini yapmıştır. Sıra sahadakilerdeydi.
Taraftar Görevini Yaptı
Bu şehir futbolu bir spor dalı olarak görmez.
Trabzon’da futbol bir kimliktir, bir hafızadır, bir onurdur.
O stadyuma gelen insanlar sadece bilet almadı;
Zamanını verdi, parasını verdi, umudunu verdi.
Peki karşılığında ne aldı?
Savunma zaafları, dağınık bir oyun planı, maçın kritik anlarında kaybolan bir irade…
Yönetim Sorumluluktan Kaçamaz
Hukuk devleti ilkesi gereği her makam, her yetki beraberinde sorumluluk taşır.
Kulüp yönetimleri de bundan muaf değildir.
Sportif planlama hatalıysa bunun hesabı sorulur.
Teknik kadro tercihi yanlışsa bunun izahı yapılır.
Transfer politikası kulübü zora sokuyorsa bunun açıklaması kamuoyuna verilir.
Taraftara “neden gelmiyorsunuz?” demek kolaydır.
Asıl zor olan, “biz nerede yanlış yaptık?” sorusunu cesaretle sorabilmektir.
Futbolcular profesyonel sözleşmeyle görev yapar.
Bu bir gönüllülük işi değil, bir sorumluluk sözleşmesidir.
Sahada mücadele etmeyen, formanın ağırlığını taşımayan hiçbir oyuncu,
bu camianın sabrına sığınamaz.
Eleştiri haktır.
Sert eleştiri de haktır.
Hakaret değildir, tehdit değildir.
Ancak şunu bilmek gerekir:
Bu forma sıradan bir forma değildir.
Asıl Soru Şudur;
Papara Park doluyken,
şehir arkanızdayken,
rakip karşısında irade koyamıyorsanız;
Sorun tribünde değil,
sorun saha içinde ve yönetim anlayışındadır.
Bu şehir başarısızlığa değil, umursamazlığa tahammül edemez.
Taraftar görevini yapmıştır.
Şimdi yönetim ve futbolcular görevini yapmalıdır.
Aksi halde sorulacak sorular daha da ağır olacaktır.