Bir Televizyon kanalında “Taşacak bu deniz” sinema dizisi yayınlanıyor. Sinema ve dizi, bir kültürün nefesini perdeye taşıma işidir. Eğer bu nefes yöreden çekilmişse , izleyici hisseder ama sırf ağız taklit edilerek o yöre gösteriliyorsa, geriye kalan yalnızca yüzeysel kalır.
Karadeniz şivesi bir aksesuar değil, bir yaşam biçiminin ses kaydıdır. Taşacak bu deniz dizisi Trabzon ve yöresinde çekildiği için yöre ağzına dikkat etmek gerekmektedir. Geçmişte Karadeniz ağzını sahnede yaşatan sanatçılar vardı. Günlerce hatta aylarını yörede geçirirlerdi. Bir repliğin nasıl söylendiğini değil, o repliğin hangi duyguyla söylendiğini öğrenmek için. Bugünse çoğu yapımda ağzı yalnızca renk olarak kullanılıyor. Ne yazık ki bu yaklaşım, yöre ağzının yozlaşmasına da hız kazandırıyor.
Trabzon’un ve yörenin anlatılmamış yüzlerce hikayesi var.
Gurbette kalanların sessiz ağıtı,
Yaylada kaybolan bir sevdanın türküsü,
Kıyıdaki balıkçının sabah duası,
Köy meydanında sessizce akıp giden bir ömrün hatırası gibi daha çok yaşanmışlar.
Bunlar perdeye taşınmadığında, elimizde yalnızca “ağız taklidi” kalıyor. Şu unutulmasın. Bir yöreyi temsil etmek yalnızca ağız bükmekle mümkün değildir.
Trabzon ve yöresinde çekim yapılan bir sanat yapımın içinde yöre sanatçıları hiç mi yoktu? Kültürü gerçekten içinden gelenler taşımayacaksa, o yük kimlerin omuzunda kalacak? Biz bu oyunculara meşhur oldukları için mi sanatçı diyeceğiz? Sonra meşhurluk neye göre derecelendiriliyor?
Sanatın görevi basitleştirmek değil, derinleştirmektir. Taklit ettikçe güleriz ama anlattıkça anlarız. Bu nedenle Karadeniz’in kültürü, örfü, adetleri ağız taklidinden değil, hikayelerde yaşamalıdır.
Bir dili taklit edebilirsiniz, fakat bir kültürü taklit ederek yaşatamazsınız. Geçek olanı anlatmak cesaret ister ama ancak o zaman sanat olur. Yörenin onlarca sanatçıları varken, ağız taklit eden kişilere sanatçı gözüyle bakmak biraz zor gibi. Zira kültür emanet alınır taklit edilmez. Öncelikle Karadeniz yöresinde böylesine bir yapım gerçekleştirmek için, önce o kültür ve ağızını taşıyan insanlarla yan yana yürümek gerekirdi.
Nerede Karadenizli sanatçılarımız?
Onlar meşhur değil mi?
Sayın üstadım, aynı konuya medyada ben de değinmiştim ancak sizi kadar derinlemesine yazamadım. Konuşma şivesi yörenin kültürüdür. Davranışlar yörenin göreneklerinden kaynaklanan geleneklerdir. Karadenizde karadenizli gibi konuşmayı becerecek kadar sanatçı olamayanlara, karadeniz dizisi yaparsalar böyle olur. Karadenizde bir kişiye, siyah elbiseleriyle silah çeken yirmi kişi yoktur. Ne bu böyle, karadenizde mafyavari film gibi dizi yapıp bunu devletin resmi yayın organı trt de yayınlamak. Bir karadenizli olarak oyuncusundan yapımcısına kadar kınıyorum.