TERÖRÜ BİTİRMEK Mİ, DEMOKRASİYİ BİTİRMEK Mİ?
Türkiye’de iktidar uzun süredir aynı cümleyi tekrar ediyor: “Terörle mücadele ediyoruz.” Ama ortada biten bir terör yok. Biten ne biliyor musunuz? Demokrasi.
Kayyum var. Seçilmiş irade yok. Yargı bağımsız değil. İfade özgürlüğü askıda. Muhalefet ise her gün yeni bir “terör imasıyla” susturulmak isteniyor.
İşte tam bu noktada CHP’nin “Terörsüz Türkiye” raporu, yalnızca bir güvenlik belgesi değil; iktidarın kurduğu otoriter düzenin teşhir belgesidir.
İktidarın anlayışı basit: Terör varsa özgürlük olmaz. Seçim varsa kayyum olur. Muhalefet varsa soruşturma açılır. Bu anlayışta terör, çözülmesi gereken bir sorun değil; iktidarı tahkim eden bir araçtır.
CHP ise tersini söylüyor: Terör, hukuksuzlukla değil; adaletle, eşit yurttaşlıkla, demokrasiyle biter. Bu fark tesadüf değil. Bu fark, demokrasi ile otoriterlik arasındaki rejim farkıdır. İktidar ne yapıyor? Kürt yurttaşı terörle özdeşleştiriyor. Toplumsal talebi “bölücülük” diye yaftalıyor. Sandıktan çıkan iradeyi “güvenlik” bahanesiyle gasp ediyor. Sonra da dönüp diyor ki: “Devlet güçlü.” Hayır. Bu devlet güçlü değil. Bu devlet korkuyor. Çünkü güçlü devlet, seçilmişe kayyum atamaz. Güçlü devlet, yargıyı sopaya dönüştürmez. Güçlü devlet, muhalefetten terörist üretmez.
CHP’nin raporu tam burada çizgiyi çekiyor: PKK terördür. Ama Kürt yurttaş bu ülkenin eşit sahibidir. Üniter devlet vazgeçilmezdir. Ama üniter devlet, baskıyla değil; eşitlikle ayakta kalır. Terörle mücadele şarttır. Ama hukuk dışına çıkılarak yapılan mücadele, terörü değil, devleti çürütür. Bu, sosyal demokrat bir duruştur. Bu, Avrupa demokrasilerinin duruşudur. Bu, normalleşmenin adıdır.
Özgür Özel’in söylediği gibi: “Terörü de bitireceğiz, hukuksuzluğu da.”
Ekrem İmamoğlu’nun çizdiği gibi: “Devleti korkuyla değil, adaletle yöneteceğiz.”
İktidarın anlamadığı şey şu: Terörsüz Türkiye, muhalefeti susturarak kurulmaz. Terörsüz Türkiye, sandığı anlamsızlaştırarak kurulmaz. Terörsüz Türkiye, yargıyı siyasetin emrine vererek kurulmaz. Bugün iktidar şunu dayatıyor: “Ya bizim güvenliğimiz, ya sizin özgürlüğünüz.”
CHP ise şunu söylüyor: “Güvenlik de bizim, özgürlük de.” İşte fark burada. Biri korkuyla yönetmek istiyor. Diğeri umutla. Biri terörden besleniyor. Diğeri terörü bitirmek istiyor.
Ve asıl soru şu: Türkiye, terörsüzlüğü otoriterlikle mi, yoksa demokrasiyle mi kuracak?
Sandık geldiğinde cevabı millet verecek.