61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

TÜRKİYE’NİN YÜZYILLIK YALNIZLIĞI!.. Sinan Kutay yazdı « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

TÜRKİYE’NİN YÜZYILLIK YALNIZLIĞI!.. Sinan Kutay yazdı

TÜRKİYE’NİN YÜZYILLIK YALNIZLIĞI!.. Sinan Kutay yazdı
Son Güncelleme :

15 Mart 2026 - 0:37

6 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

TÜRKİYE’NİN YÜZYILLIK YALNIZLIĞI!..

Nasıl ki, 100 yılı aşkın Cumhuriyetin geçmişi sadece Saatli Maarif Takviminin sayfalarına bakınarak öğrenilemeyeceği gibi… Salt Parlamentonun ve Anayasanın kurumsal varlığı ve seçimlerin yapılıyor olması da, Türkiye’nin demokratik bir ülke olmasını olanaklı kılmıyor dostlarım.

Yani dinamik bir yapıyı ifade eden tarihsel süreci, homojen kronolojik bir akış olarak kavramanın aslında hiçbir anlamı yoktur. Dolayısıyla geçmişi anlamaya yönelik mesele, olayların ne zaman ve hangi koşullarda gerçekleşmiş olmasıyla sınırlı olamayacağı gibi, aynı anda gerçekleşen birçok tarihi olayı da aralarında bir bağ olmadığı, ama sırf aynı anda gerçekleştikleri için anlamlandırmak zinhar doğru değildir. Tarih ve zaman arasındaki ilişkinin yanı sıra, tarih, zaman ve hafıza, ama özellikle kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi de doğru anlamak, geçmişi anlamak açısından büyük önem taşır.

Bugün yaşayanların geçmişle kurduğu bağ, bazı durumlarda hatırlananlara dayalı olsa bile, çoğu kez onlara anlatılanlarla, farklı kaynaklardan aktarılanlarla, kurumlar aracılığıyla öğretilenlerle, ya da popüler kültür yoluyla hatırlatılanlarla şekillenir. Dolayısıyla böyle bir çokluk içerisinde, değer yargısından yoksun bir bakış açısıyla geçmişi anlamak veya anlamlandırmak oldukça zordur. Bu bağlamda, uğrunda onca bedeller ödenmiş Cumhuriyetimizi ve yüzyıllık tarihini doğru anlamamızı sağlayacak tarafsız bir bakış açısına, bugünümüze anlam katacak, yargılamadan barıştıracak, yenmeden yenilmeden uzlaştıracak bir okumaya her zamankinden çok ihtiyacımız var.

Prof. Dr. Mehmet Öznur Alkan (*) “Cumhuriyet: Asırlık Bir Muhasebe” başlıklı derleme kitabının sunuşunda: “Türkiye’yi çevreleyen ve çoğu Osmanlı’dan müdevver (Osmanlı hakimiyetinde bulunmuş ve imparatorluğun dağılmasıyla bu topraklarda kurulmuş bağımsız devletler) ülkeler kadar, Avrupa ülkelerinde de 100 yılına ulaşan ikinci bir siyasal rejim örneği bulmak gerçekten zor. Öte yandan atlattığı badirelere bakınca Cumhuriyet’in 100 yıla erişmesi bazen mucize gibi geliyor” diyerek önemli bir tarihi gerçeğin altını çizer.

Cumhuriyetin yüzüncü yılına ulaşmış mucizevi bir siyasi rejim olması, ancak buna rağmen politik, ekonomik ve insani gelişimiyle sahip olduğu kaynakların, hedeflediği atılımların, uygarlığın gerisinde kalması… Batıyla doğunun, gelenekle modernitenin, geçmişle geleceğin arasında sıkışıp… Bir taraftan dünya sisteminin dalgalanmalarına uyumlanan, diğer taraftan kendi iç dinamikleriyle çalkalanan ve bir türlü fırtınadan çıkamayan, yalnızlığı içinde devinen bir ülke olmasını engelleyemiyor!

Türkiye’nin 100. yılında, Cumhuriyetin kuruluşu ve toplumsal barış iklimine ulaşma çabaları “yüzyıllık yalnızlık” metaforuyla sıkça vurgulanmaktadır. Bu kavram, yukarıda da değindiğim gibi; cumhuriyet tarihinin siyasi ve toplumsal zorluklarını, değişim çabalarını ve zaman zaman dünya ile ilişkilerde yaşanan içe kapanma süreçlerini ifade etmek için kullanılır. Bugün artık bütün dünyada ulusun, devletin ve bir bütün olarak ulus-devletlerin kavramsal olarak sorgulandığı, pratik olarak uluslararası sermayenin saldırılarına açık olduğu bir dönemdeyiz.

Kendi öznel konumlarımızdan sıyrılarak ve içinde bulunduğumuz bağlama belli bir mesafeden bakarak daha nesnel, daha adil bir bakış açısı elde edebiliriz. Böylece Cumhuriyetin kime ne getirdiğini, kimin için ne ifade ettiğini görebilir, kazanımlarının yanında eksik yanlarını, elbette hatalarını anlayarak, bugünün dünyasında Cumhuriyet’e yeni bir işlev atfedebiliriz.

Kuşkusuz bir Halk İdaresi olarak demokratik, laik cumhuriyet payidar kalmalıdır, ama hangi değerler üzerine meşru bir varlık inşa edebilir, halk bunun neresinde kalır, bunu düşünmek zorundayız.

Sevgiyle, dostlukla…

(*) Prof. Dr. Mehmet Öznur Alkan: İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı ve Türkiye Tarih Vakfı Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x