61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

GİYOTİN VE İNSANLIK Yılmaz Çakmak yazdı « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

GİYOTİN VE İNSANLIK Yılmaz Çakmak yazdı

GİYOTİN VE İNSANLIK Yılmaz Çakmak yazdı
Son Güncelleme :

16 Ocak 2026 - 16:46

90 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

GİYOTİN VE İNSANLIK

 

Giyotin, adı çok soğuk, soğuk olduğu kadar da itici ve iğrenç bir kelime. Şeklini anlatmak bile insana zül veren, acı hissettiren, tiksindirici bir alet. Bugün biraz yorgundum. Öğleden sonra koltuğa uzanıp, biraz dinlenmek istedim. Biraz şekerleme yaparak rahatladım. Daha sonra sayfası çok olmamasına rağmen bir türlü bitiremediğim Victor Hugo’nun “Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” adlı kitabını bitirme niyetiyle okumaya başladım.

 

Kitabın bir yerinde yazar, “Giyotin” den bahsediyordu.  Merak ettim bu iğrenç varlığı. Her ne kadar tarihsel olarak bilgi kırıntılarım olsa da kitap beni buna yönlendirdi birden. Giyotin nedir, ne değildir, kim icat etti? Sorularının yanıtını bulmak için küçük bir araştırma yapma gereği duydum. Evet, neden giyotin; şekli ve işlevi bir tarafta dursun, suçu ne olursa olsun bir insan bu derece vahşi bir araç kullanılarak bu kadar vahşice ve barbarca bir şekilde nasıl öldürülebilir? İnsan bu tür bir ölüme nasıl layık görülebilir?

 

Bu düşünceler insanda normal idamı daha kabul edilebilir görme fikrini çağrıştırıyor. Dahası bu tür bir ölüme onay veren o zamanki yöneticiler, hukukçular ve son halkadaki insanlar nasıl ve ne tür yorumlar yaparak, hangi tepkiler vererek hareket etmişlerdir? O zaman insanlar neden bu şekilde bir ölümü iştahla, zevkle ve coşkuyla izlemek ve alkışlamak için neden o meydanlara akın etmişlerdir?

 

Hatta daha da detaylandırayım. Zamanın Fransa kralı 16. Louis (1754-1793) ihanet gerekçesiyle idama mahkûm edilmiş, idamı giyotin ile gerçekleştirilmiştir. İlginç bir şey daha var. Giyotinle kralın ölümünü gerçekleştiren kişi o zamanlar Fransa’da dönemin en ünlü celladı Charles Henri Sanson’dur. Yani cellatlık bile çok kabul gören ünlü bir meslek olarak algılanmaktadır. Ne kadar ilginç değil mi? Cellatların bile ünlü olduğu bir Avrupa ülkesi Fransa. Giyotinle yapılan idamı zevkle, şevkle, iştahla seyreden 3.000 insan.

 

İnsan demek gücüme gidiyor. Bir kralın hazin sonu demeyeceğim. Çünkü 16. Louis’i giyotinle idam edenler, 16. Louis’in oğlu olan 8 yaşındaki bir başka Fransa kralı 17. Louis, kalede bir hayvan kafesinde tutulmuş, kendisiyle hiç kimse konuşmamış, kafesin küçük bir bölmesinden yemek verilerek adeta ölüme terk edilmiştir. Küçük kral 17. Louis, bu duruma 2 yıl dayanabilmiş ve bakımsızlıktan 1795’te tutulduğu kalede ölmüştür.

 

O tarihlerde bir Avrupa ülkesi olan Fransa’da yaşanan ilkelliklerin, günümüzde yani 21. yüzyılda modern çağda yerel olarak birçok yerde, ama genel olarak tüm dünyada yaşandığına tanık oluyoruz. Avrupa’da, Kosova’da, Afrika’da, Ortadoğu’da, Güney Amerika’da, Asya’da ve Uzak Doğuda bulunan bu ülkelerin isimlerini yazmayacağım. Zaten herkes bu ülkeleri tanıyor.

 

İnsanlar bugün de zevk için, kişisel devlet çıkarları için, din için, mezhep için kısacası insanlık değerlerini yok etmek için ha bire öldürülüyorlar. Sadece zamanlar ve mekânlar farklı. “Dünyanın en şerefli varlığı” öldürülüyor (Dünyanın en şerefli varlığı, şerefli olanlar için söylenmiştir). İşin tuhaf tarafı öldürenlerin de insan olmaları. Fakat bunlar nasıl insan? Bu çok düşündürücü bir soru. Dün insanların ölümünü zevkle seyredenler, aynı davranışı bugün de farklı rollere bürünerek gerçekleştiriyorlar. Dün alkışlayanlar binlerce insan topluluğuydu, bugün alkışlayanlar daha da düşündürücü: devletler topluluğu.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, evrensel hukuk ve BM. Dün güç kimdeyse, bugün de aynı kişilerde. Evrensel manada kurulmuş kurumların hepsinin içi bomboş. Demokrasi ve insan hakları savunucuları görünüp, tüm dünya ülkelerine “demokrasi ve insan hakları” konusunda not verenler, bugün dünya üzerindeki her türlü melaneti, hukuksuzluğu, acımasızlığı, insan haklarına uygun olmayan her şeyi kendi iktidarları adına yapabilmeyi gayet normal görmekte ve bunları fütursuzca uygulamaktan geri kalmamaktadırlar.

İnsan olmak o kadar zor bir kavram ki, bunu saatlerce tartışmak isterdim. Çünkü insanlara baktığımda, “Ben nasıl bir insanım?” sorusunu sormaktan kendimi alamıyorum. Üzülmek ve hayıflanmak yetmiyor dostlar, kınamak, eleştirmek vs. sadece vicdanımızı biraz olsun hafifletmekten öteye gitmiyor. İşte dünün Avrupası, işte bu günün dünyası. Hani derler ya “Batı yakasında değişen bir şey yok” diye. Ben de aynı fikirdeyim. Umarım insanlık, insan olmak için bir şeyler ortaya koyar. Umarım insanlık onuru geri döner. Vesselam!

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK

YORUM YAP

5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
4 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Fatih
Fatih
1 ay önce

Eline sağlık yılmaz hocam 👏

Ayşe
Ayşe
1 ay önce

Çok aydınlatıcı ve düşündürücü bir yazı. Çok keyif aldım!

4
0
Would love your thoughts, please comment.x