61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Bahar Benim Içimde « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Bahar Benim Içimde

Bahar Benim Içimde
Son Güncelleme :

26 Nisan 2026 - 16:39

43 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Güneşin eski şiddetini, sıcaklığını yakalamaya çalıştığı zamanları…
Başkaldıran deli bir bahar başladı Karadeniz’de. Son sürat silkinerek uyanmaya çalışıyor en ücra, en yüksek, en soğuk yerlerdeki toprak, dal ve çimen.

Günün ilk saatleri… Bir yaşam arsızı misali kalkıp kendimi dışarı atsam mı? En taze yeşillerine bürünen fındıklıkları, gözü kara erik ağaçlarını, rengarenk çiçeklerle kaplı yamaçları, denizin yoğun maviliğini, çığlıklar kopartarak uçuşan martıları seyre dalsam mı?
Soğuk bir mevsimin olanca yılgınlığını üzerinden atıp, güneşten, uyanan topraktan bir tutam mücadele gücü ve ince bir umut koparmaya çalışan insanların arasına, yani akıp gitmekte olan yaşama karışsam mı, diye geçiriyorum içimden.

Bir tatil gününe iç açıcı duygu ve düşüncelerle başlamayı istiyorum ben de son sürat.
Toprakla, dalla, çimenle birlikte bizim de silkinmemizi sağlıyor bahar. Üzerimizdeki ağırlıkları, yorgunlukları atıyoruz her bulutsuz günde. İçimiz yeşillenmeye müsait duygular tarlası. Sevinç, coşku, umut adına ne varsa dallanıyor azıcık su ve güneşle…

Taze bir bahar havasını içime doldurarak güne başlamalıyım, diye içten içe baskı kuruyorum kendime. Balkonla aramda üç beş adımlık yol. Fakat sonra vazgeçiyorum ayağa kalkmaktan. Başucumda yarılanmış halde duran romana dalıyorum.
Tembellikten değil, yo. Bir hareketliliğin, gelişmenin, manzaranın ucu gözüküyorsa eğer, ötesini görmek, tahmin etmek, bulunduğumuz yerden yaşamak gücünü hiçe saymak anlamına gelir diğer türlüsü…

Dışarıda olup biteni, gündelik yaşama dair her tür karmaşayı, mevsimsel coşkuyu, sevinci ta içimde hissedebiliyorum zaten. Yeryüzünü, bizi bu kez ısıtmaya kararlı gözüken güneş ve bahar kapıma, bacama, perdeleri sonuna kadar sıyrılmış halde duran camıma bu kadar dayanmışken hele!.. Ben baharın içinde, bahar benim içimdeyken!..

Kitabı bir yana bırakıp düşünecek oluyorum: Eli kelepçeliyi, mahkumu, yatalak hastayı, gurbetteki insanı, nicedir yaşama dökülmeyi bekleyen hayali, düşü, imkansızı ya da ölümüne elde edilen özgürlüğü…
“Şimdi Ganita’da ya da Boztepe’de olmak vardı!” diye uzaklardan, gurbetten yazan bir arkadaşım geliyor aklıma. Karadeniz’e karşı oturup biriyle, denizle ya da martilarla sohbet etmeyi her şeyden çok özlediğini belirtiyor. Memlekete, aslında yaşama yönelik hayali bu, gitgide yoğunlaşan arzusu.

Uzak ya da imkansız gözüktüğü için üçe, beşe katlanıyor özlemi, biliyorum. Yine de: er geç gerçekleşecek sıcak bir düş misali duruyor parmak uçlarında. Bildik bir tadı, keyfi yeniden yaşayabilme hevesi, umudu…

Bahsettiği yerlere yakınım oysaki, çok yakın. Ben de en az onun kadar seviyorum Ganita’da, Boztepe’de olmayı. Şehre ait her şeyi, ta yukarılardan ya da kıyıdan seyretmeyi. Sahilde, güneşin sıcak bir dost misali omzuma dokunuşunu hissederken sonsuz maviliklere dalmayı. Ama hala daha gidemedim oralara, gitmedim.
Nasılsa gitme şansım var, oralara çöreklenen baharin kokusu, havası ta bana kadar geliyor, diye. Önümde kilometrelerden bir set, özlemi kat kat artıracak kısıtlayıcı bir etken de yok. En azından şimdilik yok.

Ya olsaydı? Görmeyi, kavuşmayı istediğimiz yer ve insanlarla ilgili adımlarımıza yönelik bir mani, bir pranga söz konusu olsaydı? Yatalak hasta olsaydık örneğin? iflah olmaz bir derdimiz, kederimiz olsaydi? Kilometreleri geçin, birkaç adımlık yol bile koca bir engel gibi dursaydı arada?

En fenası da; birileri, herhangi bir güç, faşizan bir bakış yasaklar koysaydı sevdiğimiz, ulaşmak istediğimiz şeylerle aramıza? O zaman neler olurdu? Nasıl kamçılardı bizi hayat? Yaşadıklarımız? Ve nasıl bir pencereden bakardık her şeye?

Şu bir gerçek ki; hayatın, ışığın, umudun, o sıra yaşanmakta olanının bir ucu gözüküyorsa ötesini, derinini de hayal edebilir insan. Aynı şey değildir demeyin; edip içinde yaşayıp yaşatabilir. Örneğin uçabilir eli, kanadı kelepçeli. Dünyayı dolaşabilir parmaklıklar arkasından. Tüm insanları sevip sarabilir olduğu yerden, ayırım yapmaksızın…
Duygusuna, düşüncesine, hayallerine olabildiğince yön vererek. Azıcık suyla, güneşle yeşermeye meyilli yaşam arsızı bir çimen, bir bahar dalı misali…

fbabuscu@hotmail.com

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x