61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et

ANKARA’DA ÜÇ NATO « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

ANKARA’DA ÜÇ NATO

ANKARA’DA ÜÇ NATO
Son Güncelleme :

11 Eylül 2026 - 22:48

4 Görüntüleme

NATO’nun 2026 Ankara Zirvesi’nde aynı masanın etrafında toplanan üyeler, aslında bambaşka ittifak vizyonlarını temsil ediyor. Bu zirve, ittifakın yalnızca stratejik belgelerle değil, üyelerinin birbirine taban tabana zıt varoluşsal kaygılarıyla da şekillendiğini gösteriyor. Ortaya üç farklı NATO vizyonu çıkıyor: teknolojiyle güçlenenler, hayatta kalma mücadelesi verenler ve sadece var olma hakkı için savaşanlar…
ABD için NATO, “NATO 3.0” olarak adlandırılabilecek küresel teknoloji yarışının en kritik platformu. Pentagon’un 800 milyar doları aşan bütçesi tanklara değil, kuantum bilgisayarlara, otonom dron sürülerine ve uzay tabanlı füze savunma sistemlerine akıyor. Bu perspektiften bakıldığında küçük müttefiklerin “GSYİH’nin yüzde 2’si” tartışmaları çağ dışı bir lüks. ABD için asıl mesele, yapay zekânın yönettiği savaş alanında veri ve uzayın kontrolü. Washington, NATO’yu kendi teknolojik hegemonyasını meşrulaştıran bir “yatırım fonu” olarak görüyor…
Ancak bu bakış açısı, ittifakın doğu kanadı için soyut bir kavram. Polonya için NATO, “NATO 1.0” yani kuruluş sözleşmesindeki en saf haliyle Madde 5’tir. Rus tanklarının Belarus sınırında dizilmesi, her türlü teknolojik konuşmayı gölgede bırakıyor. Varşova savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 4’üne çıkarmış, dünyanın en büyük kara ordularından birini kurmuştur. Bu ülke için asıl konuşan top mermisi sayısı, tank paletlerinin sesi ve piyade tüfeğidir. Polonya için NATO bir can simidi; alternatifi tarihte defalarca yaşadığı gibi yutulmaktır…
Bu iki bakış açısı arasında sıkışan Karadağ gibi küçük ülkeler var. Savunma bütçesi bir AVM cirosu kadar olan Karadağ için NATO üyeliği, askeri ittifaktan çok bir kimlik belgesi… “NATO 2.0” olarak adlandırılabilecek bu bakış, ne teknolojik sıçrama ne de topyekûn savaş hazırlığı üzerine kurulu. Temel kaygı görünmez olmaktan korkmak. Karadağ’ın en büyük korkusu, bir kriz anında danışılmamak, savunma planlarında geçiştirilmek… Onların savaşı siperlerde değil, toplantı salonlarında unutulmamak için verilir…
ABD, Karadağ ve Polonya’dan sonra Türkiye sahneye çıkıyor. Türkiye, bu üç NATO’yu aynı anda yaşayan tek ülke. Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG’ye karşı yürüttüğü mücadelede Polonya’nın gerçekliğini hissediyor; kara ordusu ve sınır güvenliği hayati önem taşıyor. Karadeniz’de Montrö politikasıyla ittifakın somut çıkarlarını koruyor. Aynı anda SİHA ve Akıncı gibi insansız sistemlerle ABD’nin teknoloji dünyasının önemli bir uygulayıcısı… Lakin tüm bu ağır sorumlulukların altında Karadağ’ın kaygısını da taşıyor: Yalnız bırakılma korkusu… Türkiye’nin uyarısı net: “Ben sizin için hem doğuda kalkan hem güneyde duvar hem de yeni teknolojilerin test sahasıyım. Ama bu köprüyü yalnız taşıyamam. Beni yalnız bırakırsanız bu üç vizyonu bir arada tutan yapı çöker.”…
Zirvede masaya yatırılan 1,4 trilyon dolarlık bütçe, üç farklı hikâyeyi anlatan bir roman. ABD için Ar-Ge fonu, Polonya için sigorta primi, Karadağ için kimlik aidatı… Türkiye içinse hem yük hem fırsat… NATO’nun asıl sınavı, bu zıt anlatıları aynı kitabın kapağında birleştirebilmek… Aksi takdirde aynı masada oturan bu üç dünya, birbirinin kâbuslarını anlamayan yabancılara dönüşecek…

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK

EN ÇOK KAZANANLAR

EN ÇOK KAYBEDENLER

EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

DÖVİZ KURU

BIST100
DOLAR
EURO
BITCOIN
ÇEYREK ALTIN
GRAM ALTIN
0
Would love your thoughts, please comment.x