Doğu Karadeniz’de “Otçu Göçü” Şenlikleri: Dağla İnsanın Yıllık Sözleşmesi
Karadeniz insanı için yayla sadece bir yer değil, bir takvimdir. Haziran gelip sis çekilince, evin erkeği “ot zamanı” der ve o sözle başlar otçu göçü.
Tarihi: Yüzyıllık Zorunluluk
“Otçu göçü” aslında 300-400 yıllık bir zorunluluğun adı.
Neden göç?
Doğu Karadeniz’de arazi dik, tarla az. Kış 6 ay sürer. Hayvanı ahırda besleyecek ot yok. Çözüm: Mayıs sonu Haziran başı sürüyle birlikte 1500-2500 metreye çıkmak.
Trabzon’un batısı, Giresun: Özellikle Tonya, Şalpazarı, Beşikdüzü, Dernekpazarı, Vakfıkebir ve Giresun’un Dereli, Kümbet, Bektaş yaylaları bu göçün ana damarıdır. Buradaki yaylalar hem denize yakın hem yüksek. Sabah denizden sis alır, akşam yıldızı sayarsın.
Eski adı: “Kom” ve “Ağıl” kültürü. Her ailenin yaylada komu vardı. Komşu komşunun otunu biçer, peyniriyle takas ederdi. Göç kervanı kurulunca kadın, çocuk, tencere, kazan, hatta tavuk ve civciv bile yola düşerdi…
Yani bu göç keyif için değil, hayatta kalmak içindi. Sonra zamanla zorunluluk kültüre döndü.
Kültürel Yönü: Göç Şenliğe Dönüşünce
90’lardan sonra gençler gurbetten gelmeye başlayınca, “ot biçme” işi 1 haftalık şenliğe evrildi.
Şenliklerde neler olur?
Davul zurna ve Kemençe yaylaların sesi olur.
Horon tepilmeden ot biçilmez derler. Gece ateş etrafında “gurbet türküleri” söylenir. “Yürekten geride kalanlar” için söylenen maniler hep bu şenliklerde doğdu.
Güreş ve At Yarışları Giresun Kümbet, Sis Dağı, Trabzon Hıdırnebi yaylalarında geleneksel güreşler yapılır. Pehlivan yağlı güreşten sonra yayla güreşine çıkar.
– Yayla Pazarı: Otçu kadınlar yaptığı tereyağı, kolot peyniri, kuymaklık peynir ve doğal otları tezgaha koyar. “Bu peynir Sis Dağı’nın, Kadırga’nın otundan” deyince alıcı zaten ikna olur.
Ağıt ve Mani: En kültürel kısmı bu. Göçerken söylenen “gelin ağıtları” ve “otçu manileri” var. “Dağ başını duman aldı, gidiyor kervan” diye başlayanlar hep bu yollarda yazıldı.
Sembol: İnsan, Doğa ve İnat
Otçu göçünün özü üç şey:
Emek: Kadın peştemalini bağlar, tırpanı eline alır. Bir günde bir dönüm ot biçilir. O ot kışın hayvanın canı.
Dayanışma: Komşu komşuya “imece”ye gelir. on evin otu iki günde biter.
Kimlik: Gurbetten gelen Trabzonlu ve Giresunlu için bu şenlik “kök tazeleme”dir. Almanya’dan, İstanbul’dan gelir, bir hafta yaylada kalır, döner. Yüreğini geride bırakır yine.
Bugün En Bilinen Otçu Göçü Şenlikleri:
Trabzon Tonya – Kalınçam Yaylası Otçu Göçü Şenlikleri: Haziran
Trabzon Kadırga Yaylası Otçu Şenlikleri. Temmuz ayının üçüncü Cuma’sına denk gelen hafta.
Giresun Dereli – Kümbet Yaylası Kültür ve Otçu Göçü Şenlikleri binlerce kişi bu yaylalara çıkar ve hasret giderir.
Vakfıkebir – Beşikdüzü -Şalpazarı-Eynesil ve Görele Sis Dağı Yayla Şenlikleri “Otçu göçünün kalbi” gibidir.
Şalpazarı – Sis Dağı Etnospor ve Otçu Göçü geleneksel sporlarla birleşti.
Bu şenlikler turizme döndü evet, ama hala yaşlı teyzeler tırpan sallıyor. Hala gençler horon tepiyor. Çünkü Karadenizli için yayla “tatil” değil, “sorumluluk ”tur.
Son Söz
Otçu göçü, Karadeniz’in dağla yaptığı yıllık sözleşmedir. İnsan der ki: “Bana yazın ot ver, ben sana kışın süt vereyim.”
O sözleşme bozulursa hem yayla küser hem insan…Yaylaları küstürmeyelim…
HABER: Kadir Uludüz