61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et

Dünün Hedefi, Bugünün Sorusu: Değişen Ne? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Değerli yazarımızın köşe yazısını okumak için tıklayınız. Takipte kalın!

Abdülvahap ULUDÜZ

Dünün Hedefi, Bugünün Sorusu: Değişen Ne?

Dünün Hedefi, Bugünün Sorusu: Değişen Ne?
Son Güncelleme :

21 Eylül 2026 - 13:45

0 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

 

Türkiye bugün yine çok önemli bir tartışmanın içinden geçiyor.

Bu tartışmayı yaparken ne bir milleti suçlamak ne de milyonlarca vatandaşımızı bir örgütün yaptıklarıyla özdeşleştirmek gerekir. Hukuk devleti açısından mesele son derece açıktır: Eleştirilecek olan düşünce, örgüt, eylem ve siyasi projedir; bir halk değil.

PKK’nın kuruluş dönemine baktığımızda karşımıza açık bir tarihsel gerçek çıkıyor. Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde 1978’de kurulan PKK, başlangıçta Marksist-Leninist bir örgüt olarak bağımsız bir Kürt devleti kurmayı hedefliyordu. Daha sonraki yıllarda bu hedef değiştirildi; özellikle Öcalan’ın 1999’da yakalanmasından sonra bağımsız devlet yerine farklı bir demokratik özerklik ve siyasi haklar anlayışı öne çıktı.

Bugün ise çok daha farklı bir tablo var.

2025 yılında Öcalan’ın çağrısıyla PKK’nın silahlı mücadeleyi sona erdirme ve kendisini feshetme yönünde karar aldığı açıklandı. Ancak 2026 itibarıyla sürecin hukuki ve siyasi boyutları hâlâ tartışılıyor.

İşte tam burada şu soruyu sormak herkesin hakkıdır:

Bir örgütün kuruluşundaki hedef değişmiş olabilir. Peki bu değişimin kalıcı olduğundan nasıl emin olacağız?

Bu soruyu sormak suç değildir.

Ancak cevabı da varsayımlarla değil, belgelerle ve hukukla verilmelidir.

“Gizli bir Kürdistan hedefi vardır” demek de, “Böyle bir ihtimal kesinlikle yoktur” demek de kanıt gerektirir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı ve toprak bütünlüğü Anayasa’nın temel hükümleri arasındadır. Dolayısıyla Türkiye’nin geleceğiyle ilgili her siyasi projenin Anayasa, hukuk devleti ve demokratik meşruiyet çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Burada bir başka önemli ayrım daha vardır:

Kürt vatandaşlarımızın demokratik, ekonomik, kültürel ve sosyal hakları başka bir meseledir; Türkiye’den toprak koparmaya yönelik bir siyasi proje başka bir meseledir.

Bu ikisini birbirine karıştırmak doğru değildir.

Türkiye’de yaşayan her vatandaşın hakkı eşittir. Hiç kimsenin ana dili, kökeni veya ailesinin geldiği yer nedeniyle ötekileştirilmesi kabul edilemez. Ama aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini değiştirmeyi veya ülkenin toprak bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaçlayan herhangi bir proje de hukuk çerçevesinde sorgulanabilir.

Bugün ihtiyacımız olan şey korku değil, açıklık ve şeffaflıktır.

Geçmişte ne istendi?

Bugün ne isteniyor?

Yarın ne hedefleniyor?

Bu soruların cevabı kapalı kapılar ardında değil, milletin önünde ve açık belgelerle ortaya konulmalıdır.

Çünkü barış, belirsizlik üzerine değil; hukuk, güven ve açık kurallar üzerine kurulabilir.

Türkiye’nin geleceği konusunda hiç kimsenin gizli ajandası olmamalıdır.

Ve milletin sormaya hakkı olan en temel soru şudur:

“Silah bırakıldıysa, siyasi hedef nedir?”

Bu sorunun cevabı açık, net ve hukuka uygun biçimde verilmelidir.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği, söylentilerle değil; Anayasa, hukuk ve millet iradesiyle belirlenmelidir.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x