61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

FETÖ 10 YILDA BİTMEDİ, KRONİK HASTALIK OLDU « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikirler paylaşılır

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)

FETÖ 10 YILDA BİTMEDİ, KRONİK HASTALIK OLDU

FETÖ 10 YILDA BİTMEDİ, KRONİK HASTALIK OLDU
Son Güncelleme :

15 Temmuz 2026 - 22:40

713 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

FETÖ 10 YILDA BİTMEDİ, KRONİK HASTALIK OLDU

On yıl geçti ama ortada hâlâ bir gerçek var: FETÖ bitmedi, sadece kılık değiştirdi. Zaten uluslararası boyutu vardı, şimdi buna bir de başka cemaatlerin arkasına saklanma yöntemi eklendi. Daha da derine indi, daha da gizlendi. Bugün yapılan operasyonlar, örgütü kökünden temizlemekten çok onu idare etmeye dönüştü. Hastalığı tedavi etmiyoruz, sadece ateşini düşürüp idare ediyoruz. Bu hal böyle devam ederse, önümüzdeki on yılda da aynı tabloyu konuşuyor olacağız.

Ceza alanlar hep alt taraftakiler. Bir iki kere örgüt evine gitmiş, çay içmiş, sohbet dinlemiş, belki ByLock yüklemiş kişiler yıllarca içeride yatıyor. Oysa oyunu kuranlar, kumpasları kurduranlar, mahkemeleri yönlendirenler, kadrolara kimin geleceğine karar verenler… Onlar ya hiç yargılanmıyor ya da çok kısa sürede salıveriliyor. Piyon feda ediliyor, krallar korunuyor. Alt kademeye dosya açılıyor, ceza yağıyor, içeri tıkılıyor; üst kademeye ise dokunulmuyor, hatta bir de üstüne makam veriliyor.

Kamuoyunun gözü önünde, hakkında onlarca iddia olan kişiler… Bunlar ne yapıyor? Üniversitelerde dekan, rektör yardımcısı, bölüm başkanı oluyor. Vakıflarda yönetim kuruluna giriyor. Derneklerde başkan seçiliyor. Devlet dairelerinde müdür, genel müdür, müsteşar yardımcısı olarak atanıyor. Vatandaş haklı olarak soruyor: “Ben bunun FETÖ’cü olduğunu biliyorum, sen de biliyorsun, herkes biliyor. Ama sen bunu alıp bir de üstüne idari göreve mi getiriyorsun?” Bu soru, bütün meseleyi özetliyor.

İhraç edilen veya yakalanma korkusu yaşayan FETÖ’cüler, başka cemaatlerin eteğine yapıştı. Kimi tövbe etti havasına girdi, kimi başka bir tarikatın içinde eridi, kimisi de mevcut iktidar içindeki bazı gruplarla kol kola girdi. Bu sayede üniversitelerde, okullarda, devlet dairelerinde işlerine devam ediyorlar. Başka tarikatların içinden çıkıp yeniden makamlara gelenler var. Tabela değişiyor, amblem değişiyor ama aynı zihniyet, aynı kayırma, aynı liyakatsizlik sürüyor. FETÖ hiçbir yere gitmedi, sadece başka kılıflara büründü.

Üniversitelerde işler daha da vahim. Köklü bir üniversiteden bir arkadaşım anlatıyor: “Yeğen savcı, rektörü arıyor. Diyor ki, ‘Amcamı FETÖ listesinden çıkar, yoksa o listeye seni de eklerim.’ Rektör çıkarıyor. Şimdi o amca rektör yardımcısı.” Tez jürileri, komisyonlar, atamalar, operasyonlar… Hepsi aynı düzenin içinde yürüyor. Şantaj, tehdit, torpil havada uçuşuyor. Liyakat falan yok. Kimin kimi tanıdığı, kimin kime ne borcu olduğu belirliyor her şeyi. Bu düzen, üniversitelerde hâlâ hüküm sürüyor.

Bugün dahi, emniyet müdürlerinin yüzde 50’sinden fazlasının, valilerin yüzde 40’ının, kaymakamların yüzde 35’inin, rektörlerin ise yüzde 60’ının halen FETÖ bağlantılı olduğu iddia ediliyor. Rakamlar resmî değil elbette, ama kamuoyunda konuşulan, kulislerde fısıldanan gerçekler bunlar. 15 Temmuz’da 81 ilin 60’ında emniyet müdürü FETÖ’cü çıktı da bugün mü yok oldu bu yapı? Ne yazık ki ortada görünen manzara, bu yapının hiç gitmediği, sadece daha derine indiği. Rektörlerin yüzde 80’i FETÖ’cü çıktığı halde görevde kaldı, dekanlar istifa ettirildi. Asıl hedefte olması gerekenler korundu, onların altındakiler feda edildi.

Halk ne diyor? “Bunlar birbirini koruyor, birbirini kolluyor.” Madem bu kadar net delil var, madem herkes biliyor, neden bu adamlar hâlâ dışarıda? Neden üniversitede hoca olarak çalışıyor? Neden devlet ihalelerine giriyor? Dosyalar kayboluyor, deliller yok oluyor, tanıklar vazgeçiyor. Halk buna “örgüt içi dayanışma” diyor. Devlet içinde hâlâ bir “bizimkiler” ağı var. Ve en acısı, vatandaş artık bu işlere inancını yitiriyor. Gözünde iki tür adalet var: Biri garibanlar için, diğeri “bizden” olanlar için. Alt tarafa dosya açılıp ceza yağarken, üst tarafa görev veriliyor, makam veriliyor, yetki veriliyor. Halk buna isyan ediyor ama sesi çıkmıyor. Yargıya güven kalmadı, siyasete güven kalmadı, devlete güven sallanıyor.

Bu güven kaybı, FETÖ ile mücadelede en büyük yenilgi. Devlet, terör örgütüyle savaşırken kendi halkının güvenini kaybederse, o savaşı çoktan kaybetmiş demektir. Mevcut strateji, örgütü bitirmekten çok onu kronikleştirdi. Her sene aynı operasyonlar, aynı tutuklamalar, aynı beraatler… Döngü kırılmadığı sürece FETÖ’nün parasına dokunulmuyor, yurtdışındaki yapılanmasına karışılmıyor, üniversitelerdeki şantaj ve korku iklimi aynen devam ediyor.

FETÖ siyasetin içinde. Bugün Meclis’te oturan, bakanlık koltuğunda oturan, belediye başkanlığı yapan, hatta Cumhurbaşkanlığı sarayında danışman olarak çalışan bazı isimlerin FETÖ ile ilişkisi konuşuluyor. Kimi doğrudan örgütün eski mensubu, kimi örgütle organik bağı olan cemaatlerin içinden çıkma, kimi FETÖ’nün koruduğu siyasetçiler. Bunların hiçbiriyle ilgili ciddi bir soruşturma açılmıyor. Açılsa bile sonuçsuz kalıyor. Siyasetin içine sızmış bir yapıyı, o siyasetin kendi içinden temizlemesi beklenemez. FETÖ sadece bir terör örgütü değil, aynı zamanda bir siyasi kriz.

Toplumun vicdanında derin yaralar açan bu tabloya rağmen, TBMM’de darbe girişimini tüm boyutlarıyla masaya yatıracak bir araştırma önergesi reddedildi. Gerekçe olarak “konunun yargı mercilerinde devam ettiği” ileri sürüldü. Ama kamuoyu bunu darbe girişiminin arka planının aydınlatılmak istenmemesi olarak yorumluyor. Ret kararı, sadece siyasi bir engel değil, FETÖ’nün devlet kurumlarındaki izlerini araştırmaya yönelik iradenin sorgulanması. Red gerekçeleri “konunun yargıda olduğu” veya “farklı bir komisyonca incelendiği” şeklinde olsa da, halk nezdinde bu “kapatma” olarak algılanıyor. Siyaset, bu konudaki tartışmaları Meclis çatısı altına taşımaya gönüllü olmadı. Mücadele yalnızca yargı ve emniyet üzerinden yürütülüyor, siyasi denetim mekanizmaları devre dışı kalıyor.

Radikal bir değişim şart. Bireysel takiplerle olmaz. Örgütün işleyişine, finansına, uluslararası bağlarına müdahale edilmeli. Başka cemaatlerin arkasına sığınanlara, bilinen FETÖ’cülere görev veren anlayışa dur denilmeli. Önce siyaset, kendi içindeki FETÖ bağlantılı isimleri temizlemeli. Ardından yargı, üst düzey isimlere yönelik dosyaları cesurca açmalı. Toplumun bu mücadeleye olan inancı yeniden tesis edilmeli.

FETÖ ile mücadele sadece mahkeme kararlarıyla olmaz. Bu bir zihniyet mücadelesi. Altındakileri içeri atıp üsttekileri serbest bırakan, kaçanlara başka kapılar açan, bilinen örgüt mensuplarını alıp makam veren, siyasetin içinde örgütle organik bağı olan isimleri koruyan bu anlayış değişmedikçe, önümüzdeki on yılda da aynı şeyleri konuşuruz. Konuşmak yetmez, radikal adımlar atılmalı. Yoksa bu hastalık hepimizi yorar, devleti yorar, milleti yorar. Bir milleti yoran en ağır yük, adaletsizliktir.

 

Prof. Dr. Ömer DALMAN

YORUM YAP

4.7 3 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Rahman
Rahman
9 gün önce

Muhteşem tespitler…

Muzaffer Uslu
Muzaffer Uslu
9 gün önce

Bugünkü Türk idare teşkilatında müsteşarlık kurumu ve müsteşar kadrosu bulunmamaktadır; bunların yerini bakan yardımcıları almıştır.

2
0
Would love your thoughts, please comment.x