61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

GAZZE YANARKEN, İRAN VURULURKEN: İSLAM DÜNYASI NEREDE? İSPANYA BURADA! « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

GAZZE YANARKEN, İRAN VURULURKEN: İSLAM DÜNYASI NEREDE? İSPANYA BURADA!

GAZZE YANARKEN, İRAN VURULURKEN: İSLAM DÜNYASI NEREDE? İSPANYA BURADA!
Son Güncelleme :

11 Mart 2026 - 3:38

30 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Gazze Yanarken, İran Vurulurken: İslam Dünyası Nerede? İspanya Burada!

Gazze yanıyor. Çocuklar ölüyor, şehirler yerle bir ediliyor. Bir halk, dünyanın gözü önünde yavaş yavaş yok ediliyor. Şimdi buna bir de İran’daki savaş eklendi. Yirmi sekiz Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı büyük çaplı askeri saldırılar, zaten kırılgan olan Ortadoğu’yu daha büyük bir savaşın eşiğine sürükledi. İran’ın misillemeleriyle birlikte bölge adeta alev aldı. Dünya diken üstünde.

Evdeki hesap çarşıya uymadı. ABD ve İsrail gerçeklere yenik düştü, algıyı yönetemedi. Dünya kamuoyu, uluslararası hukuku hiçe sayan saldırılar karşısında ABD ve İsrail’i kınarken, İran’ın meşru müdafaa hakkını haklı buldu. Washington ve Tel Aviv, kamuoyu nezdinde ciddi bir meşruiyet sorunuyla karşı karşıya kaldı.

Ama bütün bu tablo içinde insanın aklına takılan basit ama ağır bir soru var: Bu kadar büyük bir İslam dünyası, neden bu kadar cılız bir ses çıkarıyor? Petrol var, para var, silah var… Ama irade yok.

Bu karanlık manzaranın içinde ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Gazze’deki sivil ölümlerine karşı en net konuşan ülkelerden biri bir Avrupa ülkesi: Pedro Sánchez’in yönettiği İspanya. Ne petrol devi, ne askeri süper güç, ne de küresel siyaseti belirleyen bir enerji imparatorluğu. Ama önemli bir şeyi var: Duruşu var.

Sánchez, Gazze’de yaşananları değerlendirirken dünyanın görmezden gelmeye çalıştığı gerçeği açıkça dile getirdi: “Savunmasız bir halkın yok edilişine tanık oluyoruz.” Avrupa’nın büyük bölümü diplomatik cümlelerin arkasına saklanırken, İspanya yönetimi daha net konuştu. Sivil ölümlerini gündeme taşıdı, uluslararası hukuku hatırlattı ve Avrupa’nın çifte standart uyguladığını söylemekten çekinmedi. Hatta açıkça sordu: “Rusya’ya yaptırım uygulayıp Gazze’de olanlara sessiz kalmak çifte standart değil midir?”

Gazze’de yaşanan trajedinin üzerine şimdi bir de İran krizi eklendi. İsrail ve ABD’nin yirmi sekiz Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılar, Ortadoğu’yu çok daha tehlikeli bir noktaya taşıdı. Birçok ülke yine temkinli açıklamalarla yetinirken, İspanya bu konuda da açık konuştu. Sánchez’in sözleri kısa ama netti: “İspanya’nın tutumu dört kelimeyle özetlenebilir: Savaşa hayır.” Ardından şu uyarıyı yaptı: “Uluslararası hukukun ihlaline başka bir ihlalle cevap verilemez.” Bu sözler yalnızca diplomatik bir mesaj değil, savaşın büyümesine karşı açık bir itirazdı.

Sánchez, saldırıyı “tek taraflı” ve “uluslararası hukukun ihlali” olarak nitelendirirken, “Bir rejimden nefret etmekle, uluslararası hukuk dışı, tehlikeli bir askeri müdahaleye karşı olmak aynı anda mümkündür” diyerek ilkeli duruşun formülünü verdi. Ardından bu duruşun arkasındaki gerçeği, dünyanın unutmaması gereken şu sözlerle haykırdı:

“Petrolümüz yok, nükleer bombamız yok. Ama bu, emperyalist İsrail’e karşı durmayacağımız anlamına gelmez.”

İspanya’nın bu ilkeli duruşu sözde kalmadı. Saldırılar başladığında, İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles net bir açıklama yaptı: Ülkenin güneyindeki Rota Deniz Üssü ve Morón Hava Üssü, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarında kesinlikle kullanılmayacaktı. Bu üsler, yıllardır ABD’nin Akdeniz’deki en stratejik lojistik merkezleriydi; yakıt ikmali, bakım ve personel transferi için hayati önem taşıyordu. İspanya, üslerin kullanımını yalnızca ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuk çerçevesine sığdırarak savaşın lojistik zincirine dâhil olmayı reddetti.

Uçuş takip servisi FlightRadar24’ün verilerine göre, saldırıların başlamasının ardından en az on beş ABD askeri uçağı bu üslerden ayrılmak zorunda kaldı; bunların büyük kısmı Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’ne yöneldi. Çoğunluğu KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçakları olan bu araçların üslerden ayrılması, İspanya’nın kararlılığının somut bir kanıtıydı.

ABD Başkanı Donald Trump buna çok sert tepki gösterdi. Önce İspanya’yı “berbat bir müttefik” olarak nitelendirip ticareti kesme tehdidinde bulundu, ardından Beyaz Saray üzerinden İspanya’nın gizlice geri adım attığı yalanını yaydı. Ama Madrid’den gelen cevap gürdü: “Duruşumuz bir virgül bile değişmedi.” Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, “Bu tamamen egemen bir karardır. Kimseyle konuşmak zorunda değilim” diyerek ABD’ye gereken cevabı verdi. Savunma Bakanı Robles ise Beyaz Saray’ın açıklamalarının “dezenformasyon” olabileceğini söyledi.

Bu noktada hepimizin bir kez daha hatırlaması gereken hayati bir gerçek var:

İran, bir Türk yurdudur. Dokuz yüz yıl Türkler yönetmiştir. Ne Pehlevilerden ne de mollalardan yanayız. Sadece Türklerden yanayız.

Dünyada Türkiye’den sonra en çok Türk’ün yaşadığı ülke İran’dır. Tam 45 milyon Türk yaşamaktadır İran’da. Onlar bizim kardeşimizdir, etimizden et, kanımızdan kan, canımızdan candır.

Bu yüzden İran ile ABD-İsrail arasında devam eden savaşta, hiçbir şekilde İran’ın karşı cephesinde yer almamız söz konusu dahi olamaz.

Çünkü 45 milyon Türk’ün yaşadığı İran’ın; ABD-İsrail birlikteliği karşısında kazanan taraf olması, bizim lehimizedir. İran’ın kaybetmesi, 45 milyon Türk kardeşimizin kaybetmesi demektir.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!

Bütün bunlar olurken insanın aklına aynı soru geliyor: Peki İslam dünyası nerede? Gazze’de ölenler kim? Yıkılan şehirler kime ait? Hayatını kaybeden çocuklar hangi inanca mensup? İran vurulurken sesini yükseltmesi gerekenler kim? Bu soruların cevabı belli. Ama dünya kamuoyu şunu giderek daha yüksek sesle soruyor: Bu kadar büyük bir İslam coğrafyası, neden bu kadar küçük bir ses çıkarıyor?

Petrol zengini ülkeler var. Trilyon dolarlık egemen varlık fonları var. Dünyanın en pahalı silahlarını satın alan ordular var. Ama Gazze ve İran söz konusu olduğunda ortaya çıkan şey, çoğu zaman yalnızca diplomatik açıklamalar oluyor. Zirveler düzenleniyor, bildiriler yayımlanıyor, kınama mesajları veriliyor. Sonra her şey yeniden sessizliğe gömülüyor.

Gerçek şu ki, bugün Gazze konusunda en güçlü seslerden biri Avrupa’dan geliyor. İran’a yönelik son saldırılarda savaş tehlikesine karşı en net “hayır” yine Avrupa’dan yükseldi. Ve bu ülke ne petrol devi, ne askeri süper güç, ne de küresel bir hegemonya sahibi. Ama bir şeyi var: Vicdanı var.

Bugün dünyada büyüklük çoğu zaman yanlış ölçülüyor. Bazıları büyüklüğü petrol rezervleriyle ölçüyor, bazıları askeri güçle, bazıları ekonomik rakamlarla. Oysa bazen bir ülkenin gerçek büyüklüğü çok daha basit bir şeyle ölçülür: Doğru zamanda, doğru yerde durabilmekle.

İşte İspanya tam da bunu yaptı. Petrolü olmayan ama vicdanı olan bir ülke olarak, dünyaya duruşun gücünü gösterdi.

Dünya siyaseti bazen silahtan çok duruş meselesidir. Ve tarih, dik duranları yazar.

Bugün dünya çok net bir manzarayla karşı karşıya: Gazze yanarken ve İran vurulurken konuşan bir Avrupa ülkesi var… Ama susan koca bir İslam dünyası da var.

İspanya’nın yaptığı, aslında çok basit bir insanlık refleksi: “Savaş makinesine ortak olmayacağım” demek. Ama bu basit refleks, bugün Ortadoğu’da altın değerinde.

“Bir Türk dünyaya bedeldir” sözü, işte böyle zamanlarda anlam kazanır. Zor zamanda geri adım atmamak. Haksızlık karşısında susmamak. Korkuya teslim olmamak. Mazlumun yanında, zalimin karşısında durabilmek. İşte asıl büyüklük budur. Ne petroldür ne silah; insanı insan yapan bu duruştur.

İspanya Başbakanı Sánchez Türk değildir belki ama bu duruşuyla bizlere en kadim değerimizi hatırlattı: Vicdanın, petrolden ve silahtan daha büyük olduğunu. Bir ülkenin gerçek gücünün, tanklarında ya da füzelerinde değil; ilkelerinden ödün vermeyen duruşunda saklı olduğunu gösterdi.

Oysa ne acıdır ki, petrol kuyularının başında bekleyenler sustu. Trilyon dolarlık fonları yönetenler sustu. Dünyanın en pahalı silahlarını satın alan ordular sustu. Ve sustukça, Gazzeli çocukların çığlıkları gökyüzünde yankılanmaya, İran’da ölen Türk kardeşlerimizin feryadı yankısız kalmaya devam etti.

Teşekkürler İspanya. Duruşun, susan büyük devletlere en güzel cevap oldu. Tarih, yalnızca savaş kazananları değil, savaşa “dur” diyebilen yürekleri de yazacak. Yirmi sekiz Şubat 2026’da başlayan saldırılara karşı gösterdiğin bu onurlu direnişle, sen o sayfada hak ettiğin yeri çoktan aldın.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

YORUM YAP

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x