61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

HAKEM HATALARI DEĞİL, SİSTEM HATASI « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikirler paylaşılır

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)

HAKEM HATALARI DEĞİL, SİSTEM HATASI

HAKEM HATALARI DEĞİL, SİSTEM HATASI
Son Güncelleme :

08 Mart 2026 - 3:45

370 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

HAKEM HATALARI DEĞİL, SİSTEM HATASI

*Bu yazı, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında; kamu yararı gözetilerek kaleme alınmış eleştiri ve yorumlardan ibarettir. Kişilik haklarına saldırı veya iftira amacı taşımaz.

Türk futbolunda hakem tartışmaları artık maçların neredeyse ayrılmaz bir parçası haline geldi. Her hafta bir karşılaşmanın ardından dumanlar yükseliyor. Kırmızı kartlar, penaltılar, iptal edilen goller… Tartışmalar büyüyor ve bir süre sonra asıl oyun, yani futbol konuşulmaz hale geliyor. Peki gerçekten sorun hakemlerde mi? Yoksa onları seçen, atayan ve yönlendiren sistemde mi? Bu sorunun cevabını aramak, Türk futbolunun en derin yaralarından birine dokunmayı gerektiriyor.

Futbol kamuoyunda sık sık duyduğumuz bir söylem var: “Hakemler kötü, yetersiz, başarısız.” Ancak işin mutfağındaki isimler çok farklı bir tablo çiziyor. Sorun, düdük çalanların yeteneksizliğinden ziyade onları seçen, terfi ettiren ve koruyan sistemin liyakatsizliğinde düğümleniyor. Üstelik hakemlerin üzerindeki baskı da her geçen gün artıyor. Maçlardan sonra yapılan sert eleştiriler, hakemlerin sürekli Riva’ya çağrılması, telefonla aranması, çeşitli telkinlerde bulunulması, hatta tek bir hatayla hakemliğinin bitirileceğinin açıklanması… Üstelik bu açıklamalar çoğu zaman MHK’dan değil, doğrudan federasyon başkanları ya da kulüp başkanlarından geliyor. Bir hakem için en büyük güven unsuru kurumsal korumadır. O koruma ortadan kalktığında sahadaki özgüven de ortadan kalkar. Yetenekli bir hakem bile kendini ifade edemez hale gelir.

Bu noktada asıl meseleye geliyoruz: Türk futbolunda sistemi kim yönetiyor?

Temmuz 2024’te yapılan Türkiye Futbol Federasyonu Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu öncesinde önemli bir isim başkanlığa aday olmuştu: Servet Yardımcı. UEFA’da yedi yılı aşkın süredir İcra Kurulu üyeliği yapan, Avrupa Ulusal Federasyonlar Komitesi başkanlığını yürüten, uluslararası alanda Türkiye’yi temsil eden güçlü bir yönetici profili… 2023 Şampiyonlar Ligi finalinin Türkiye’de oynanmasında ve EURO 2032 organizasyonunun kazanılmasında önemli rol oynayan bir isim. Yardımcı henüz seçim için resmi bir açıklama yapmadan önce bile futbol kamuoyunda ciddi bir beklenti oluşmuştu. Temiz, şeffaf ve kurumsal bir federasyon ihtimali konuşuluyordu. Merhum Hasan Doğan’dan sonra Türk futbolunda yeniden bir değişim umudu doğmuştu. Ancak bu umut çok kısa sürdü. Adaylığını açıklamasından kısa süre sonra Servet Yardımcı, “malum kirli yapı” tarafından yalanlar, iftiralar ve kumpaslarla dolu bir operasyonla karşı karşıya kaldığını açıkladı. Seçimi kazanacak desteğe sahip olduğunu ifade etmesine rağmen adaylıktan çekildiğini duyurdu. Dahası, UEFA’daki tüm görevlerinden de istifa etti. Bu dramatik çekiliş, Türk futbolunda sistemin görünmeyen ama son derece güçlü aktörlerinin varlığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Servet Yardımcı’nın çekilmesiyle yarış iki isim arasında kaldı: Mehmet Büyükekşi ve İbrahim Hacıosmanoğlu. Seçimi kazanan isim ise “kötünün iyisi” olarak görülen İbrahim Hacıosmanoğlu oldu. Ancak bu seçim, Türk futbolunda liyakat kavramının ne kadar aşındığını gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak tarihe geçti. Çünkü Hacıosmanoğlu’nun geçmişinde Türk futbolunun hafızasına kazınan bir olay vardı. 2015 yılında Trabzonspor Başkanı olduğu dönemde Gaziantepspor maçı sonrası hakem Çağatay Şahan ve ekibini saatlerce soyunma odasında kilitli tutmuştu. Hakemlerin stadyumdan çıkmasına izin verilmemiş, devletin birçok kademesinden gelen telefonlara rağmen durum değişmemişti. Hacıosmanoğlu’nun o dönem söylediği söz hâlâ hafızalarda: “Ben gelene kadar o hakem o stattan çıkmayacak.” Hakemlerin stadyumdan ayrılabilmesi ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girmesiyle mümkün olmuştu. Bu olayın ardından Hacıosmanoğlu, sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından 180 gün hak mahrumiyeti ve para cezası almıştı. Yani futboldan men cezası almış bir isim, yıllar sonra Türk futbolunun en tepesindeki koltuğa oturdu. Üstelik o dönem aynı olay nedeniyle ceza alan isimlerden biri olan Ömer Demir’in daha sonra Temsilciler Kurulu Başkan Vekilliği görevine getirilmesi de dikkat çekti. O karşılaşmada ceza almayan yönetici olarak hafızalarda yer eden Engin Hacısalihoğlu’nun ise herhangi bir göreve getirilmemesi ayrı bir soru işareti olarak akıllarda kaldı.

Türk futbolunun bir başka kronik sorunu ise hakemliğin adeta bir aile mesleği haline gelmesi. Eski hakem Selçuk Dereli bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Türk futboluna en büyük zararı veren şeylerden biri babadan oğula geçen hakemliktir.” Gerçekten de hakem camiasına bakıldığında birçok baba-oğul örneği görülüyor. Ve belki de en bilinen örnek: Serdar Çakır ve oğlu Cüneyt Çakır. Uzun yıllar üst klasman gözlemciliği yapan Serdar Çakır’ın hakem camiasında önemli bir etkisi olduğu biliniyor. Camia içinde yıllardır dile getirilen iddialara göre bazı genç hakemlerin önü kesilmiş, bazı isimler sistemin dışına itilmişti. Bu iddialar doğruysa ortada ciddi bir problem var demektir: Hakemlik artık liyakat değil, bağlantı meselesi haline gelmiş demektir.

Bir başka tartışma konusu ise hakem atamaları. Eski FIFA hakemi Ali Palabıyık’ın açıklamaları oldukça dikkat çekiciydi. Palabıyık, dönemin TFF başkanının hakem atamalarına doğrudan müdahale ettiğini iddia etmişti. Atamaların yapıldıktan sonra başkanın masasına geldiğini ve bazı isimlerin değiştirildiğini söylemişti. Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da benzer bir noktaya dikkat çekerek atama sisteminin dijital değil, “manuel” olduğunu ifade etmişti. Salı günü belirlenen hakemlerin isimlerinin çarşamba akşamı değişip perşembe günü açıklanması doğal olarak dış müdahale şüphesini doğuruyor.

Tüm bu tartışmalar sürerken federasyon yönetimi içinde yaşanan bir gelişme de dikkat çekti. Nitekim İbrahim Hacıosmanoğlu’nun federasyon başkanlığına seçilmesinde önemli rol oynadığı konuşulan TFF Yönetim Kurulu Üyesi Av. Bayram Saral seçimden hemen sonra görevinden ayrıldığını açıkladı. Saral, istifasının gerekçesini federasyonda beklediği şeffaf yönetim anlayışının hayata geçirilmeyeceğine dair kendisinde oluşan kanaat olarak ifade etti. Peki böylesine kısa bir sürede görevinden çekilme kararı alabilecek kaç yönetici vardır? Bu soru aslında Türk futbolunda yönetim anlayışının nasıl şekillendiğini anlamak için bile yeterlidir.

Son oynanan Beşiktaş-Galatasaray derbisinin ardından Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın da maçın hakem ataması ve yönetimi hakkında sert eleştirilerde bulundu. Yalçın, karşılaşmanın hakemi Ozan Ergün’ün derbiye son anda atandığını belirterek verilen kararları “facia” ve “skandal” olarak nitelendirdi.

Bütün bu tablo bize şunu gösteriyor: Türk futbolunda sorun hakemlerin yeteneksizliği değil. Sorun onları yöneten sistemin çürümüşlüğü. Liyakatten uzaklaşıldığında, torpil yeteneğin önüne geçtiğinde ve gruplaşmalar kurumların önüne geçtiğinde en iyi hakem bile kimlik erozyonuna uğrar. Bir hakemin zihninde şu soru oluşuyorsa sorun başlamış demektir: “Doğru kararı mı veriyorum?” yoksa “Bu karar beni korur mu?” Eğer ikinci soru ağır basıyorsa, o maç daha başlamadan adalet duygusunu kaybetmiştir.

Çözüm aslında çok karmaşık değil, ancak cesaret gerektiriyor. Önce en tepeden başlanmalı. TFF seçimleri şeffaf olmalı. Hakem atamaları dijital ve denetlenebilir hale getirilmeli. Klasman yükseltmeleri objektif kriterlere bağlanmalı. Hakemler üzerindeki kulüp ve federasyon baskısı tamamen kaldırılmalı. Ve en önemlisi… Hakemlik kimsenin aile mesleği olmamalı.

Hakemler kötü değil. Onları kötü yapan sistem kötü. Ve unutmayalım… Bir ülkenin futbolu, onu yönetenler kadar temizdir. Temizlik ise her zaman en tepeden başlar. Hakemleri değiştirmek kolaydır. Zor olan sistemi değiştirmektir.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

YORUM YAP

4.8 8 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
10 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Temsilci
Temsilci
1 ay önce

Değerli Hocam, yazınızda birçok doğru tespit var ancak Servet Yardımcı’yı adeta bir kurtarıcı gibi göstermeniz biraz eksik kalmış. Yardımcı da yıllarca UEFA’da Türkiye’yi temsil ederken bu sistemin bir parçası değil miydi? Ayrıca Hacıosmanoğlu eleştirilirken, onun seçilmesine zemin hazırlayan kulüp başkanlarının rolüne hiç değinilmemiş. Sistem sadece federasyondan ibaret değil.

Menderes Yunus Yarar
Menderes Yunus Yarar
1 ay önce

Sevgili hocam yazınızı sesli olarak dinledim sizi sıkıntıya sokacak yazı yazmak istemem bir an önce futbolun başındaki zatın istifa Edip yerine futboldan anlayan hakem camiasından anlayan liyakate önem veren ve siyasetten tamamıyla uzak duran birinin gelmesi lazım çünkü şu andaki futbol bence ayaklar altındadır hem futbol anlamında hem yaşanan olaylar anlamında rezil durumda inşallah kısa zamanda futbol ve yönetim bazında her şey çok güzel olur bir gün gelecek ki futbolda da her şey çok güzel olacak sevgiler saygılar hocam liyakat liyakat liyakat

Menderes Yunus Yarar
Menderes Yunus Yarar
1 ay önce

Sevgili hocam akşam Beşiktaş Stadı’nda tam anlamıyla kara gece yaşandı yazık Türk futboluna vesselam

Niyazi Aydın
Niyazi Aydın
1 ay önce

Ömer hocam tebrikler. Gerçekten sorun tam da bu..

A.y.
A.y.
1 ay önce

Zoru severim imkansız biraz zaman alır…..

Mahir CALAP
Mahir CALAP
1 ay önce

Ömer hocam, sevgiler,saygılarımla;
Basketbol Federasyonu Baskanı Kim.Eski basketbolcu Hidayet.Niçin secıldi işin mutfağından geliyor.
Fotbolda niçin bu yok.Teknik Direktör ve ekibi bir takimla anlaştığı zaman,7/8 kişilik ekibiyle geliyor Kaleci antrenörü,analizci,kondisyoneri gibi kadrolarla.Bunu isteyen kim TFF.Dünyada değişim ve gelişimi Uluslar Arası Futbol Birliğinin aldiğı karar doğrultusunda.
Böyle bir kuruluşun idari yapılanmasında gelişmesindeki kadrolarda çok önemlidir.Futbolun içinden gelenlerle şekillenmelidir.
Yönetim,MYK, Temsilci kurulu v.s.
Bu işin mutfağından gelenlerle bu hamur yoğrulursa daha güzel sonuclar cıkacagı kanaatindeyim .
Hakemleri degerlendiren gözlemciler,staddan ve TFF adına hizmetveren Temsilciler de secilirken cok dikkat etmek gerekir.
Temsil kelimesiyle Emniyet Müdürlüğünün kadrosundan ,İl dünyası CEO ları,Temsilciler bu sistemin dısında tutulmalıdır .
örn.Trabzonspor-Fenerbahce Mack Temsilcileri İstanbul Narkotik Şube Müdürü,bir digeri Konya siyasi bir is adamı. Sonuc 12 bin kişiyi futbol ızlemeye mahkum eden zihniyetler olmamalıdır.
Futbol da etki,tepki de olacaktır.süresi,tekrarı çok önemlidir.koridorlardaki gözlemler cok önemlidir.İstanbul ,Anadolu ayrımı yapılmamalıdır.
Kısacası bende Futbol oynamış 15 yıllık eski bir temsilci olarak duygularımı ve gözlemlerimi yazmak istedim.
Futbol ailesi arınmalıdır.mutfağın içinden gelenlerle harmanlanmalıdır der, saygılar sunarım .Mahir Calap

Fehmi Orhan
Fehmi Orhan
1 ay önce

Son seyrettiğimiz Beşiktaş Galatasaray maçı sistemin içinde bazı arızaların olduğunu gösteriyor.Bir kısım Galatasaray şampiyon olsun derken bir kesimde Fenerin şampiyon olması için can hıraç çalışıyor.Heralde sahada değilde masada galip gelen şampiyon olacak.Bize izletilen algı bu.

Mustafa karaosmanoğlu
Mustafa karaosmanoğlu
1 ay önce

Sevgili hocam saptamalar yüzde yüz doğru, o cesareti göterecek çok iyi yetişmiş insanlar var , onlar oralara gelemezler.

Kerem Beşparmak
Kerem Beşparmak
1 ay önce

Sistem bu olduğu sürece hiç bir şey değişmez. Türkiye de sistemin futbola bakışı kitleleri yönlendirelim, aleyhimize tezahürat yapmasınlar, tek elden kontrol edelim zihniyetiyle hareket ediliyor. Diğer spor branşlarında olduğu gibi işin mutfağından gelmeyen kişiler yönetici oluyorsa, kurullarda yer alıyorsa, TTF ye futbolu bir adım ileri götürmeyi değil , siyasilerle yakınlık kurma, ihale kapma, para kazanma yeri olarak bakıldığı sürece bırakın ileri gitmeyi, futbol sürekli geriye gitmeye mahkumdur. Kuru7llara bakıyorsunuz kısmen MHK hakem camiası içinden gelen insanlar yer alıyor. Temsilciler kuruluna bakıyorsunuz temsilcilikten gelmeyen, olaya sadece etiket ve para alma mantığıyla bakan insanlardan oluşuyor.
Sistem içinde yer alan insanlar birbirine güvenmiyor, sürekli ayağım kaydırılacak etiketi ve parayı kaybedeceğim korkusuyla hareket ediyorlar. Çünkü kendilerinin de bildiği gibi hiç birinde liyakat yok, kuruma ve kurullara katkı verecek durumları yok, haliyle kendilerine güvenleride olmuyor. Kurullara giriş talimatları girecek insana göre sürekli değiştiriliyor. Kim kurula girecekse ona göre talimat hazırlanıyor. Değiştiremedikleri madde olduğunda da takmadan bildiklerini okuyorlar. 12 ay hak mahrumiyeti almış bir insanın Temsilciler kurulu başkanvekili olduğu yerde konuşmaya bile gerek yok.TUZUN KOKTUĞU YEREDEYİZ, NE ARIYORUZ…

10
0
Would love your thoughts, please comment.x