Mizah, yalnızca insanları güldürmek için yapılan bir sanat değildir. Gerçek mizah, gücü elinde tutana ayna tutabilen, korkmadan eleştirebilen ve toplum adına söz söyleyebilen cesaret işidir.
Ne yazık ki son yıllarda Türkiye’de mizahın önemli bir bölümü bu asli görevinden uzaklaştı. Bir zamanlar iktidarları, düzeni ve haksızlıkları hicveden sahneler; yerini kimseyi rahatsız etmeyen, günlük hayatın sıradan ayrıntılarıyla, bel altı esprilerle ve kolay kahkahalarla yetinen gösterilere bıraktı.
Oysa mizahın tarihi, iktidarın hoşuna gidenlerden daha çok iktidarı rahatsız eden örneklerle doludur. Çünkü mizahın gücü, gerektiğinde bedel ödemeyi göze alabilmesindedir.
İşte bu nedenle son günlerde genç komedyen Deniz’in sergilediği tavır, yalnızca bir gösteri olarak görülmemeli, mizahın özüne dönüş çağrısı olarak da değerlendirilmektedir. Herkesin susmayı tercih ettiği bir ortamda konuşabilmek, risk alabilmek ve sanatını toplumsal eleştiri için kullanabilmek, mizahın en temel sorumluluklarından biridir.
Bu gelişme ister istemez başka bir soruyu da gündeme getiriyor: Türkiye’nin en çok kazanan, en çok izlenen ve en geniş kitlelere ulaşan komedyenleri neden bu kadar sessiz kaldılar?
Yıllarca milyonları salonlara dolduran, gişe rekorları kıran, televizyonlarda ve dijital platformlarda büyük gelirler elde eden isimler, ülkenin en tartışmalı dönemlerinde neden toplumsal sorunlara ilişkin neredeyse hiç söz söylemiyorlar?
Elbette her sanatçının aynı düşüncede olması beklenemez. Hiç kimse belli bir siyasi görüşü savunmak zorunda da değildir. Ancak sanatın temelinde özgürlük vardır. Özgürlük ise gerektiğinde güç sahibini de eleştirebilmeyi gerektirir.
Toplum, sanatçıyı yalnızca güldürdüğü için değil, cesaret gösterdiği için de alkışlar. Tarihte iz bırakan mizahçılar, konfor alanlarından çıkabilenler olmuştur. Belki de bugün yaşanan tartışmaların en önemli sonucu şudur:
İnsanlar artık sadece kahkaha atan komedyen daha çok gerektiğinde sözünü esirgemeyen sanatçı görmek istiyor. Çünkü bazı dönemlerde en büyük espri, gerçeği korkmadan söyleyebilmektir. Ve bazen tek bir cümle, saatler süren gösterilerden çok daha fazla iz bırakır.
Değerli dost insanlar yaşam sürecini çok uzun bir zaman zannederek çok şey sığdıracağı hissine kapılır, çok kıymetli dost ilişkilerini ihmal ederler.
her şey gönlünce olsun.
Hayat dostlarla güzel