Siyasette “hesap vermek” yalnızca rakiplerden beklenen bir davranış değildir. En başta, yıllarca bir partinin genel başkanlığını yapmış olanların kendi seçmenine karşı yerine getirmesi gereken demokratik bir sorumluluktur.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün “siyaset arınmalı, siyasetçi hesap vermeli” yönündeki açıklamaları elbette demokratik ilkelere uygun bir çağrı olarak değerlendirilebilir. Ancak kamuoyunun doğal olarak sorduğu bir soru vardır: Bu çağrı önce kendisi için de geçerli midir?
Yıllarca ana muhalefet partisinin genel başkanlığını yapan bir siyasetçi olarak, seçimlerde yaşanan başarısızlıklar, kamuoyunda yoğun tartışmalara neden olan stratejik tercihler ve milyonlarca seçmenin beklentilerinin karşılanamaması konusunda kapsamlı bir siyasi muhasebe yapıldı mı?
Özellikle kamuoyunda uzun süre tartışılan mühürsüz oy pusulaları ve benzeri seçim uygulamaları hakkında hangi hukuki girişimlerin yapıldığı, hangi süreçlerin sonuna kadar takip edildiği ve neden beklenen sonuçların alınamadığı konusunda seçmenin bilgi istemesi en doğal demokratik haktır. Bu konuların değerlendirilmesi hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yapılmalı; eleştiriler de hukuki sınırlar içinde dile getirilmelidir.
Demokrasilerde siyasetçinin en büyük sermayesi güven duygusudur. Güven ise yalnızca eleştirmekle değil, gerektiğinde kendi döneminin icraatlarını da sorgulayabilmekle kazanılır. Hesap verme çağrısı samimi olacaksa, geçmişte alınan kararlar, izlenen politikalar ve bunların sonuçları hakkında da açık ve şeffaf bir değerlendirme yapılmalıdır.
Siyasette öz eleştiri, zayıflık değil olgunluktur. Seçmen, sadece başkalarının değil, yıllarca kendisini temsil eden siyasetçilerin de başarılarını ve başarısızlıklarını dürüstçe değerlendirmesini bekler. Demokrasi bunu gerektirir.
Bugün “hesap verilmeli” diyen herkes için ölçü aynı olmalıdır. Hukukun üstünlüğü ve demokratik eşitlik ilkesi, kişilere göre değişmez. Dün görevde olanlar da, bugün siyaset yapanlar da kamuoyuna karşı sorumludur.
Toplumun beklentisi suçlama değil; şeffaflık, samimiyet ve hesap verebilirliktir. Çünkü güçlü demokrasiler, yalnızca iktidarın değil, muhalefetin de kendi seçmenine hesap verdiği ülkelerde inşa edilir.