“AK Parti yaparsa doğru yapar” anlayışıyla şehir yönetilmez.
Bir yatırımın doğru olup olmadığını belirleyen şey, hangi parti tarafından yapıldığı değil; bilim, teknik, hukuk, ihtiyaç ve kamu yararıdır.
Trabzon’un yıllardır konuşulan altyapı meselesi yine önümüzde duruyor.
Yarım asırlık altyapı ihtiyacından söz ediyoruz. Buna rağmen birkaç saatlik yoğun yağışta yollar su altında kalıyor, caddeler adeta dere yatağına dönüşüyor.
Peki soruyoruz:
Bu şehre yıllardır harcanan altyapı paraları nereye gitti?
Hangi caddeye ne kadar yağmur suyu hattı yapıldı?
Hangi bölgelerin kapasitesi hesaplandı?
Projeler hangi yağış debisine göre hazırlandı?
Taşkın risk analizleri yapıldı mı?
Yapıldıysa sonuçları kamuoyuna açıklandı mı?
Bunlar siyasi soru değildir.
Bunlar kamu yönetimi ve mühendislik sorularıdır.
Üstelik mesele yalnızca yağmur suyu değildir. Trabzon’un kıyıyla ilişkisi, dolgu alanları, dere yatakları, yapılaşma, ulaşım koridorları ve topoğrafyası birlikte değerlendirilmek zorundadır.
Şehir planlaması “bugünü kurtarma” işi değildir.
50 yıl sonrasını hesaplama işidir.
Şimdi önümüzde raylı sistem var.
Elbette Trabzon’un toplu taşıma sorununu çözmeye yönelik raylı sistem ihtiyacı tartışılmaz. Projenin ilk etabı 16,2 kilometre ve 16 istasyondan oluşuyor; önemli bir bölümünün tünel olarak yapılması planlanıyor.
Ama Trabzon’un sorması gereken çok basit bir soru var:
Neden bu sistem? Neden metro değil?
Bu sorunun cevabı “hafif raylı sistem daha iyidir” şeklinde siyasi bir sloganla verilemez.
Yolcu kapasitesi, güzergâh yoğunluğu, topoğrafya, tünel maliyetleri, istasyon aralıkları, işletme giderleri, gelecekteki nüfus ve yolculuk talebi birlikte hesaplanmalıdır.
Çünkü bugün yapılan raylı sistem, yarının Trabzon’una hizmet edecektir.
Başka şehirler kendi coğrafyalarına uygun farklı raylı ulaşım modellerini hayata geçirebiliyorsa, Trabzon neden daha kapsamlı seçenekleri masaya koyamıyor?
Trabzon’un kaderi “bize bu kadar yeter” anlayışı olamaz.
Bir başka mesele de hukuk.
Kamu kaynakları kullanılıyorsa, kamuoyunun bilgi isteme hakkı vardır. İhale, proje değişiklikleri, keşif artışları, altyapı kapasite hesapları, taşkın analizleri ve yatırımın toplam maliyeti konusunda şeffaflık sağlanmalıdır.
Bir şehirde aynı sorun tekrar tekrar yaşanıyorsa sadece yağmuru suçlamak kolaydır.
Asıl soru şudur: Sistem neden yağmura hazır değildi?
Trabzon artık günü kurtaran projeler değil, birbirine bağlı bir 50 yıllık şehircilik master planı istiyor.
Yağmur suyu ayrı, kanalizasyon ayrı, ulaşım ayrı, raylı sistem ayrı düşünülmemeli.
Bunların tamamı tek bir şehircilik aklı içerisinde ele alınmalıdır.
Yoksa yarın yine yağmur yağacak, yine yollar su altında kalacak, yine trafik kilitlenecek ve yine herkes birbirini suçlayacaktır.
Sonra da biz Trabzonlular olarak aynı soruyu sormaya devam edeceğiz:
Bu kadar yatırım yapılıyor da neden sorunlar bitmiyor?
Belki de sorunun cevabını en sonunda şöyle vermek zorunda kalacağız:
Trabzon’u ortadan kaldıralım; sorunlar da bitsin!
Ama hayır…
Trabzon ortadan kaldırılacak bir şehir değil.
Trabzon, doğru planlanması, doğru yönetilmesi ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bırakılması gereken kadim bir şehirdir.
Ve bunun yolu siyasi sadakatten değil;
bilimden, hukuktan, mühendislikten, şeffaflıktan ve hesap verebilirlikten geçer.