61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

TFF’NİN GELGİTLİ BAHİS POLİTİKASI VE ÇİFTE STANDART « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikirler paylaşılır

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)

TFF’NİN GELGİTLİ BAHİS POLİTİKASI VE ÇİFTE STANDART

TFF’NİN GELGİTLİ BAHİS POLİTİKASI VE ÇİFTE STANDART
Son Güncelleme :

24 Temmuz 2026 - 21:09

383 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

 TFF’NİN GELGİTLİ BAHİS POLİTİKASI VE ÇİFTE STANDART

Futbol artık sadece sahada değil. Riva koridorlarında, mahkeme salonlarında, VAR odasında, medya kulislerinde oynanıyor. Son ayların en çetrefilli konusu bahis, yasadışı bahis, kara para aklama, şike. Ama işin en vahim yanı şu: Ortada bu kadar ağır iddialar varken, Türkiye Futbol Federasyonu’nun izlediği politika tutarsız ve günü kurtarmaya yönelik. Cumhuriyet Savcılığı mücadele ederken, TFF’nin çelişkili adımları futbol kamuoyunda güven bunalımını derinleştiriyor.

Galatasarayın yaşadığı sponsorluk skandalı, bu çelişkilerin ilk büyük kırılma noktasıydı. Sarı-kırmızılı kulüp, dijital bir spor haber platformu ile forma sponsorluğu anlaşması imzaladı. Dönemin TFF yönetimi bu anlaşmaya yazılı izin verdi. Kulüp, federasyonun onayına güvenerek işlemleri başlattı. Ama çok geçmeden sitenin yasa dışı bahis şirketi uzantısı olduğu ortaya çıkınca Spor Toto ve rakip kulüpler itiraz etti. TFF iznini geri çekti. Galatasaray yönetimi “TFF’ye sorduk, bize evet dediler. Suçlu biz değiliz” derken, federasyon bir eliyle izin verip diğer eliyle yasa dışı ilan etti. Sorumluluk havada kaldı. Bu vaka, TFF’nin kurumsal duruşundaki ilk büyük çatlağı gözler önüne serdi.

TFF bu kez yasal bahis sitelerine cephe açtı. 7 Ocak 2026’da statlardaki yasal bahis reklamlarının siyah stickerla kapatılmasını ve ligin isim sponsorluğunun kaldırıldığını duyurdu. “Her türlü bahse karşıyız” mesajıydı bu. Ama çok geçmeden sessiz sedasız geri adım atıldı. Sticker’lar söküldü, reklam panoları yeniden bahis markalarıyla doldu, isim sponsorluğu geri geldi. Ne bir basın açıklaması, ne gerekçe. Bu durum, federasyonun sadece kamuoyu baskısıyla hareket ettiğini ve günü kurtarmaya çalıştığını gösteriyor.

Asıl çifte standart ise ceza dağıtımında kendini gösteriyor. TFF son günlerde Disiplin Kurulu’ndan ardı ardına cezalar yağdırıyor. İddiaya göre FIFA kokartlı isimler dahil 152 hakem, 42 temsilci, 108 teknik sorumlu ve toplamda 489 kişiye hak mahrumiyeti cezası verildi. Gerekçe: bahis oynamak. Oysa TFF Başkanı Hacıosmanoğlu’nun kendi ifadesiyle, bahis platformunda hesap açmak suç değil, aktif bahis oynamak suç. Peki bu kişilerin aktif bahis oynadığı kesinleşmiş mi? Hayır. Adli süreç devam ediyor, mahkeme kararı yok. TFF, savcılığın henüz kanaat getirmediği bir dosyada kendi inisiyatifiyle cezalar kesiyor.

Daha da vahimi, hakkında yasa dışı bahis iddiası bulunan bazı kulüp yöneticileri ve başkanlar için hiçbir işlem yapılmıyor. Onlar “beklemeye” alınıyor. Ne soruşturma, ne geçici tedbir, ne ceza. Yani hakem, temsilci veya masörseniz henüz adli süreç yokken TFF’nin sopasını yersiniz; ama kulüp yöneticisiyseniz hakkınızda ciddi iddialar olsa bile bekleme odasında ağırlanırsınız. Bu kadar net.

TFF’nin içindeki çelişkiler bununla da sınırlı değil. Aralarında il emniyet müdürleri ve polis başmüfettişlerinin de bulunduğu çok sayıda polis kökenli TFF temsilcisinin bahis listesinde olduğu iddiası ile Temsilciler Kurulu Başkan Vekili, bu temsilcilere “Siz PFDK’ya sevk edilmeyeceksiniz, istifa edin” dedi. Bazıları istifa dilekçesi sundu ama işleme alınmadı. En çarpıcı nokta, bahis oynadıkları iddia edilen bu kişiler hakkında adli bir işlem yokken TFF’nin disiplin süreci başlatmasıydı. TFF bu kişileri PFDK’ye sevk etti ve ceza verdi. Ceza süresi dolan temsilcilere bir gün “Stada giremezsin” denilirken, ertesi gün aynı statta TFF Başkanı’nı temsil etme görevi verildi. Ya da bir gün önce stada alınmayan bir hakem, kritik bir maça atandı. Yönetimdeki kafa karışıklığı bu kadar net.

Servet Sarıkaya vakası, yaşanan çarpıklığı somutlaştıran örneklerden biri. Temsilciler Kurulu üyesine Riva’da “Emir var, sizi içeri alamayız” denilerek kapı gösterildi. Toplantının iptal edildiği söylenirken, kendisine “Biz size haber veririz” denildi. Bir diğer Temsilciler Kurulu üyesi Haydar Özdemir’e ise önce bahis konusunda TV de yaptığı açıklamaları nedeniyle teşekkür edilirken, sonra aynı konuşmaları “izinsiz” olduğu gerekçesiyle ceza verilerek kurulla ilişiği kesildi. Bu örnekler, TFF içindeki yönetim anlayışının ne kadar öngörülemez olduğunu gösteriyor.

Burak Yılmaz – Fuat Göktaş gerilimi ise işin rengini tamamen değiştirdi. Teknik direktör Burak Yılmaz istifasının ardından yaptığı açıklamada, Antalya kampı sırasında TFF Başkan Vekili Av. Fuat Göktaş’ın kendisini arayarak “Bir tane Burak Yılmaz bahis oynamış” dediğini iddia etti. Yılmaz’ın sert tepkisinden 15 dakika sonra Göktaş tekrar arayarak “Özür dilerim yanlış Burak Yılmaz’mış, Iğdır’da birisiymiş” diyerek geri adım attı. Burak Yılmaz bu süreci “Bana yoklama çektiler” diyerek özetledi. Bir TFF Başkan Vekili, bir teknik direktörü arayıp bahis oynadığını söylüyor, sonra yanlış kişi olduğunu belirterek özür diliyor. Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır? Bir insanın kariyerini hedef alan böyle bir muamele, kurumsal bir federasyona yakışmadığı gibi, bu yönetimin kendi içinde ne kadar çürümüş olduğunu da gösteriyor.

Sonuç? TFF kaygan bir zeminde politika izliyor. Sponsorlukta izin verip geri çekiyor, reklam yasağını sessizce kaldırıyor, kendi içinde istifa baskısı kurarken adli süreçleri beklemeden cezalar yağdırıyor. “Küçük balığa büyük sopa, büyük balığa hiç sopa” anlayışıyla adaleti tepetaklak ediyor. Futbolun temizlenmesi gerekiyorsa, bunun en tepeden başlaması şarttır. Bir masörün bahis oynaması etik ihlaliyse, bir TFF başkan vekilinin teknik direktöre kurduğu iddia edilen kumpas çok daha büyük bir etik çöküştür. Temsilciler Kurulu’nun temsilcilere mobing uygulaması, işin vahametini gözler önüne seriyor. Rakip takım lehine bahis soruşturması varken TFF’nin bu yöneticiler hakkında işlem yapmaması, federasyonun kurumsal kimliğini kaybettiğini gösteriyor. TFF’nin soruşturma başlatmaktan kaçınması, UEFA ve FIFA müdahalesini kaçınılmaz kılabilir.

Not: Bu yazı, kamuoyunda tartışılan iddialar ve basına yansıyan haberler temel alınarak, ifade özgürlüğü ve kamu yararı gözetilerek hazırlanmıştır. Yazı, hakaret, iftira veya kişilik haklarını ihlal amacı taşımamaktadır.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

YORUM YAP

5 6 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Nuri Özdemir
Nuri Özdemir
1 gün önce

Deveye sormuşlar boynun niye eğri diye nerem doğru ki demiş. TFF kurulları ile beraber çürümüş bir halde. Liyakatsız tecrübesiz spor geçmişi olmayan sırf maddi menfaat için birileri aracılığıyla özellikle temsilciler kuruluna rant için toplanmış geçmişleri temiz olmayan insanlardan oluşuyor

Bedri Dölkeleş
Bedri Dölkeleş
1 gün önce

Son derece doğru tespitler. Bunlar belki de aysbergin görüneni denilebilir.

2
0
Would love your thoughts, please comment.x