Trabzonspor da sadece bir futbol kulübü değildir.
O arma; Karadeniz’in asi dalgasıdır, dik duran insanının karakteridir, Anadolu’nun İstanbul hegemonyasına karşı başkaldırısıdır. O nedenle Trabzonspor’da kullanılan her cümle, sıradan bir teknik adam açıklaması olarak görülemez. Hele ki o cümlenin sahibi, bu şehrin evladı olduğunu söyleyen bir isimse…
Trabzonspor teknik direktörü Fatih Tekke’nin son dönemde yaptığı açıklamalar, yalnızca sportif bir değerlendirme değildir; aynı zamanda camianın ruhunu yaralayan sözlerdir.
“UEFA sıralamasında değiliz…”
“Transfer yapacak paramız yok…”
“Görüştüğümüz iki futbolcu bizi tercih etmedi…”
Peki bunları kim söylüyor?
Her şartta mücadele etmiş, imkânsızlıklardan destan çıkarmış bir kulübün teknik direktörü.
Trabzonspor’un tarihi; “bizi tercih etmediler” diyerek boyun eğenlerin değil, kendisini tercih etmeyenlere pişmanlık yaşatanların tarihidir. Bu kulüp, parayla değil inançla büyüdü. İstanbul’un milyarlarca liralık düzenine karşı Anadolu’dan bir devrim yaptı. Bugün hâlâ milyonlarca insan Trabzonspor’u bu yüzden seviyor: Çünkü o umut demekti, cesaret demekti, meydan okumak demekti.
Bir teknik adamın görevi, eksikleri kamuoyu önünde sürekli tekrar etmek değil; elindeki imkânlarla mücadele ruhunu diri tutmaktır. Taraftar zaten ekonomik sıkıntıyı biliyor. Taraftar zaten kulübün UEFA’daki durumunu görüyor. İnsanların duymak istediği şey mazeret değil; mücadele iradesidir.
Daha da önemlisi, bu açıklamalar rakiplere güç verirken, kendi oyuncularının ve taraftarının psikolojisini aşağı çekmektedir. Sürekli “biz yetersiziz” mesajı veren bir anlayış, sahaya çıkmadan mağlubiyeti kabul etmiş görüntüsü verir. Trabzonspor’un genlerinde ise teslimiyet yoktur.
Son Gençlerbirliği maçının ardından Divan Başkanlar kurulu Başkanının“birlik ve beraberlik” mesajları elbette değerlidir. Ancak gerçek birlik, sorunların üzerini örtmekle değil; cesur sorular sormakla sağlanır.
Bu şehir şimdi şunu sormaktadır:
Bu açıklamalar gerçekten Trabzonspor’un menfaatine midir?
Bu sözler oyuncuların motivasyonuna katkı mı sağlamaktadır, yoksa zarar mı vermektedir?
Trabzonspor teknik direktörü, kamuoyu önünde sürekli küçülen bir kulüp profili çizerek neyi hedeflemektedir?
Ve en önemlisi…
Bu açıklamalardan sonra yönetim sessiz mi kalacaktır?
Çünkü Trabzonspor’da hiçbir isim armadan büyük değildir. Ne başkan, ne yönetici, ne futbolcu, ne de teknik direktör… Bu arma; nice yıldızlar, nice hocalar, nice dönemler gördü. Kalıcı olan yalnızca Trabzonspor sevgisi oldu.
Eleştiri yapmak ihanet değildir. Asıl ihanet, milyonların gönlündeki Trabzonspor karakterini zayıflatacak söylemleri normalleştirmektir.
Trabzonspor taraftarı başarısızlığa kızabilir…
Yanlış transferi affetmeyebilir…
Kötü futbolu eleştirebilir…
Ama asla korkaklığı kabul etmez.
Çünkü bu kulüp, tarihi boyunca imkânsızlıklardan korkmadan yürüdü.
Yoksulluğun içinden şampiyonluk çıkardı.
Haksızlıklara rağmen ayağa kalktı.
Ve her düştüğünde yeniden doğruldu.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; mazeret dili değil, Trabzonspor ruhudur.
Bu şehir yeniden o cümleyi duymak istiyor:
“Şartlar ne olursa olsun, Trabzonspor mücadele eder.”
Çünkü Trabzonspor, inanmayı bıraktığı gün kaybeder.