Trabzonspor Anadolu devrimini Türk futbolunda yaratırken kendi öz çocukları ve yerli futbolcularla bunu başardı. Bugün gelinen noktada 11 yabancı ile İstiklal Marşını okuyan tek bir futbolcusunun olmaması sorgulanmalıdır.
Başkan Ertuğrul Doğan yönetim içerisinden genel kurul kararını aldıkları dönemde dahil parayı veren düdüğü çalar misali her ne kadar Scaut ekibi teknik direktörün onayıyla transferler yapılıyor denilse bile karar verici konumundadır.
Görevde bulunduğu as başkanlık ve başkanlık dahil olmak üzere 9 yıldır kulübü yönetmektedir. Bu dönemde alınan yabancılar toplam 32 kişidir.
Bunlar;1-Fernandez,2-Kourbelis,3-Orsic,4-Benkovic,5-Teklic,6-Fountunas,7-Mendy,8-Pepe,9- Onauchu,10-Bakic,11-Meunier,12-Nwakaeme,13-Draguş,14-Lundstram,15-Barisic,16-Batagov,17-Cham,18-Malherio,19-Savic,20-Banza,21-Sikan,22-Zubkov,23-Folcarelli,24-Pina,25-Agusto,26-Olaigbe,27-Olulai,28-Bouchouari,29-Muçi,30-Onana,31-Vwaiwu,32-Lovik
Trabzonspor içine düşürüldüğü ekonomik çöküntünün daha net anlaşılabilmesi için bu futbolcuların isimlerinin yanına 1-satın alınma bedeli 2-satılma bedeli 3-kar ve zarar yazarak hesap dökümü çıkarıldığı takdirde kulübün nasıl yönetildiğini ve borcun neden azalmadığı daha iyi anlaşılacaktır.
Fatih Tekke bu takımın başına geldiğinde büyük bir taraftar grubunun bizim evlat denilerek destek gördü. Ancak bu destek gelinen noktada tam tersi konuma evrildi. Büyük destek kaybı yaşanmaya devam ediyor.Bunda Fatih Tekke’nin futbol mantalitesinin ve politikalarının kabul görmeyişi önemli rol oynamaktadır.
Bu destek kaybı ara transferde zirve yaptı. Avrupa’da şampiyonlar liginde 6 gol atmış Sikan’a yol vereceksin, 32 yaşında ki Umut Nayır’ı kurtarıcı diye alacaksın. Hem de karşılığında Baniye ve Olaigbe’yi vererek. Geleceğin Necati’si olarak kabul gören Arda’yı göndereceksin, kendi yeğenine ilk on birde şans vereceksin sonra da alt yapıdan A takımda oynayacak genç yok deyip gençlerin geleceğinin ve alt yapının önünü kapatacaksın.
Bunu diyen Fatih Hoca’ya 1994 yılında bugün halef-selef olduğu Şenol Güneş şans verip ısrarcı olmasa idi, Efsane Fatih Tekke olmayacaktı. Uğurcan, Yusuf, Ahmet Can’ın alt yapıdan gelip transferleriyle Trabzonspor’a kazandıklarını görmemek tam bir akıl tutulmasıdır.
Antalyaspor maçı göstermiş ki kendi öz çocuğun Mustafa Eskihellaç’ın yerine alınan Lovik asla onun yerinde oynayacak bir konumda değildir.
Trabzonspor gelinen noktada taraftarın gönlünce şampiyonluğa oynarken buna inanmayan Teknik Direktör ve yönetimle yoluna devam etmektedir. Şayet Trabzonspor şampiyonluğa oynamış olsa idi, Teknik adam bizim hedefimiz 1-4 arasıdır, diyerek bunu kamuoyuna açıklamazdı.
Hele yönetim; futbolcularını açık artırmaya çıkarmazdı. O ki Trabzonspor futbolcuları için rekor transfer pazarlıkları daha lig yarışı devam ederken gündem oluşturuyor; O zaman bu kadar değerli oyuncuların Antalyaspor maçında ortaya koyduğu oyun nasıl izah edilmektedir?
Trabzonspor’un ne oynadığı belli olmayan bir futbol anlayışında, futbolcunun kendi yerinde oynatılmayan tercihleriyle, transfer gündeminde tutulan Olulai’nin hatasıyla yenilen golle, kazanılan ilk penaltı vuruşunda zoraki golle ikinci penaltının yine gol krallığını düşünen Onuachu’nun topun başına geçtiğinde atamayacağını hisseden taraftarın sırtını dönerek izlediği atışta topu kalecinin ayaklarına vurduğu şutla, bu atışın geleceğini hissedemeyen teknik heyetin kötü yönetimiyle Trabzonspor altın değerinde 2 puanı bıraktı. Gelecek haftalar başka puanlar bırakacak mı? Onu hep birlikte göreceğiz.
Antalyaspor diğer maçlarda olmadığı kadar özel motive olmuş bir şekilde sahada yerini almış, öyle ki haklı penaltıda iki sarı kart üstüne dışarı atılan Sami Uğurlu’nun agresif davranışları, saha içinde her pozisyonda itiraz eden futbolcuların hareketleri, kötü Trabzonspor’un oyunu onların iyi oynamasının nedeni olan mücadeleci futbolu ile bir puanı hanesine yazdırdılar.
Trabzonspor’da var olan bir gerçek var ki o da takımın geçen bunca zamana rağmen gelişim gösteremediği gerçeğidir. Etkisiz ve çaresiz futbol anlayışı Trabzonspor’a yakışmadığı gibi genlerine aykırı bir durumdur.
Trabzonspor’da beklenen tarihinden gelen geçmişle sahada Karadeniz fırtınası olarak mücadele eden, kendine karşı özel motive olan rakibini, hakemini, federasyonu yenmek için hırslı, azimli futbol oynayan bir takım olarak taraftarının gönlünde taht kurmasıdır.
Yönetimin ve teknik adamın artık algı yaratacak sözlerden uzak durması gerekiyor. Trabzonspor futbolcularını satış borsasına sokarak rakiplerine malzeme verilmemesi gerekir.
Alınan bir duyuma göre Akyazı Stadyumu çevresinde var olan müzik yasağı Fethiye spor ve Fenerbahçe maçlarında da devam edecekmiş. Taraftarların maç günü coşku ile horon oynayarak maça hazırlanmalarını kim, nasıl engeller.??? Horon taraftarların maça motive olmasını, coşku ile takımını desteklemesini sağlarken onların moralini bozmaya kimin hakkı var??? Yönetim bu yasağın neresinde ve neden bu sorunu çözmüyor.??? Sonrada taraftarlar neden maça gelmiyor??? Demeye kimsenin hakkı yoktur.
Antalyaspor maçı göstermiştir ki ligin ikinci yarısı Trabzonspor için kolay geçmeyecektir. Ümit ederim; teknik direktör ve yönetim ortak akılla hareket eder. Bundan sonra kaybedilecek puanların telafisi olmayacaktır.
Kendi insanıyla kendi öz kaynaklarında buluşamayan TRABZONSPOR
NE ACI
ÇOK BÜYÜK ACI
ACI O KADAR BÜYÜK ÇIĞLIK ATACAK GÜCÜ YOK
ÖZELLİKLE BASIN
TÜFAD
ASKF