2002’DEN 2026’YA: TARİH TEKRAR YAZILIR MI?
Türkiye yeniden Dünya Kupası sahnesinde. Uzun yıllardır özlediğimiz tablo buydu. Ancak bana göre asıl soru Dünya Kupası’na katılıp katılamadığımız değil, bu turnuvada ne yapabileceğimizdir.
Uzun yıllardan sonra ilk kez elimizde gerçekten heyecan veren bir jenerasyon var. Avrupa’nın en büyük liglerinde forma giyen, topu ayağında tutabilen, oyunun yönünü değiştirebilen oyuncularımız bulunuyor. Arda Güler, Kenan Yıldız, Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü ve Barış Alper Yılmaz gibi isimler sadece Türkiye’nin değil, turnuvanın da dikkat çeken oyuncuları arasında yer alıyor.
Ancak futbol sadece yetenek oyunu değildir. Dünya Kupaları bize defalarca göstermiştir ki disiplin, savunma güvenliği ve kriz anlarını yönetebilme becerisi en az yıldız oyuncular kadar önemlidir. İşte benim bu milli takımla ilgili en büyük soru işaretim burada başlıyor.
Türkiye zaman zaman çok iyi oynuyor. Rakibi kendi sahasına hapsediyor, oyunun kontrolünü ele geçiriyor. Fakat aynı takım birkaç dakika içinde savunmada ciddi boşluklar verebiliyor. Özellikle hızlı hücum yapan rakiplere karşı yaşanan problemler hâlâ tam anlamıyla çözülmüş değil.
Rakiplere baktığımızda ise korkulacak bir tablo görmüyorum.
Amerika Birleşik Devletleri ev sahibi avantajına sahip olacak. Tribün desteğini arkasına alacak. Fizik gücü yüksek ve tempolu oynayan bir takım. Ancak geçmiş Dünya Kupalarına baktığımızda ABD’nin yenilmez bir takım olmadığını da biliyoruz. Türkiye kendi oyununu oynayabilirse bu maçtan puan çıkarabilir.
Avustralya ise bana göre grubun en dikkat edilmesi gereken ekibi. Belki yıldız oyuncuları fazla değil ama turnuva oynamayı biliyorlar. Mücadele güçleri yüksek, kolay teslim olmayan bir karakterleri var. Böyle takımlar bazen büyük yıldızlardan daha tehlikeli olabilir.
Paraguay ise Güney Amerika futbolunun klasik temsilcilerinden biri. Sert oynayan, savunmayı ön planda tutan ve rakibini bozmayı seven bir takım. Ancak Türkiye’nin teknik kapasitesi kâğıt üzerinde rakibinden daha yüksek görünüyor.
Bu nedenle açık konuşmak gerekirse, bu gruptan çıkamamak benim için hayal kırıklığı olur. Elbette Dünya Kupası kolay bir organizasyon değildir. Her maçın hikâyesi farklıdır. Ancak bu jenerasyonun hedefi son 2002 Dünya Kupası başarısını yakalamak olmalıdır. O başarıyı tekrar etmek kolay değil. Fakat o dönemde sahip olduğumuz en büyük güç takım ruhuydu. Bugünkü kadronun avantajı ise bireysel yetenek seviyesinin daha yüksek olmasıdır.
Eğer Montella yönetimindeki milli takım savunma disiplinini koruyabilir, yıldız oyuncular da turnuva boyunca form seviyelerini sürdürebilirse Türkiye bu Dünya Kupası’nın sürpriz ekiplerinden biri olabilir.
Kupayı kazanır mıyız? Bugün için bunu söylemek gerçekçi olmaz.
Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bu kez Dünya Kupası’na sadece katılmak için gitmiyoruz. Rakiplerin hesap yapmak zorunda kalacağı bir takım olarak gidiyoruz. Ve Türk futbolunun uzun zamandır ihtiyacı olan saygınlık da tam olarak budur.
Prof. Dr. Ömer DALMAN
Ben de sizin gibi düşünüyorum…
Guruptan çıkmak çok zor değil