61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Fındığı Biz Üretiyoruz, Fiyatı Neden Başkaları Belirliyor? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Değerli yazarımızın köşe yazısını okumak için tıklayınız. Takipte kalın!

Abdülvahap ULUDÜZ

Fındığı Biz Üretiyoruz, Fiyatı Neden Başkaları Belirliyor?

Fındığı Biz Üretiyoruz, Fiyatı Neden Başkaları Belirliyor?
Son Güncelleme :

24 Ağustos 2026 - 18:31

27 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Karadeniz’de Ağustos ayı fındık ayıdır.
Yıllarca bahçeye bakarsın. Gübre atarsın, ilaç alırsın, dal budarsın. Sabahın erken saatinde bahçeye girer, akşama kadar çalışırsın.
Sonra fındık olur.
Ve bütün yılın emeğinin karşılığını Fındığı Biz Üretiyoruz, Fiyatı Neden Başkaları Belirliyor?
Karadeniz’de Ağustos ayı fındık ayıdır.
Yıllarca bahçeye bakarsın. Gübre atarsın, ilaç alırsın, dal budarsın. Sabahın erken saatinde bahçeye girer, akşama kadar çalışırsın.
Sonra fındık olur.
Ve bütün yılın emeğinin karşılığını almak için piyasaya bakarsın.
İşte tam burada insanın aklına tek bir soru geliyor:
Fındığı biz üretiyoruz. Peki fiyatını neden biz belirleyemiyoruz?
Bugün TMO’nun açıkladığı fiyat Giresun kalite için 255, Levant kalite için 250 lira.
Geçen yıl Giresun kalite için fiyat 200 liraydı.
“Fiyat 55 lira arttı, üretici kazandı” diyebilir miyiz?
Hayır.
Çünkü geçen yıl 100 liraya aldığın şeyi bugün 130 liraya alıyorsan, cebine giren para artmış olsa bile aslında zenginleşmiş olmuyorsun.
Üreticinin gübresi arttı.
İşçiliği arttı.
Mazotu arttı.
İlacı arttı.
Patoz parası arttı.
Hayatın kendisi pahalandı.
Üstelik Temmuz ayında yıllık enflasyon yüzde 31,75.
Yani fındık fiyatındaki artış, hayatın pahalanmasının gerisinde kalıyor.
Üretici daha çok para kazanıyor gibi görünüyor ama aslında daha fazla harcıyor.
Asıl mesele burada.
Üretici neden bekleyemiyor?
Çünkü üreticinin borcu var.
Fındığı topladıktan sonra işçinin parasını vermek zorunda.
Gübreci bekliyor.
Mazotçu bekliyor.
Esnaf bekliyor.
Evde çocuk bekliyor.
Üretici bu nedenle fındığını üç ay, beş ay bekletemiyor.
Paraya ihtiyacı olduğu için satmak zorunda.
Alıcı ise bekleyebiliyor.
İşte pazarlık gücü burada kayboluyor.
Bir tarafta ürününü satmak zorunda olan üretici…
Diğer tarafta fiyatın düşmesini bekleyebilen alıcı…
Bu düzen içinde güçlü olan kim?
Belli.
Peki üretici neden birleşmiyor?
İşte Karadeniz’in en büyük sorunu bu.
Üretici tek başına.
Birinin 300 kilo fındığı var.
Bir diğerinin 500 kilo.
Bir başkasının bir ton.
Herkes kendi derdinde.
Oysa binlerce üretici bir araya gelse, ürününü birlikte pazarlasa, depolasa ve gerektiğinde bekletebilse işler değişir.
500 kilo fındıkla pazarlık yapan üretici güçsüzdür.
Ama binlerce ton fındığı elinde bulunduran üretici örgütü güçlüdür.
Biz bunu neden başaramıyoruz?
Çünkü yıllardır üreticiye “birlikte hareket et” diyoruz ama ona bunu yapabileceği güçlü bir sistem kurmuyoruz.
Çözüm çok zor değil
Üreticinin güçlü kooperatifleri olmalı.
Bu kooperatifler sadece tabela üzerinde bulunmamalı.
Üreticinin fındığını almalı.
Güvenli yerde depolamalı.
Üreticiye gerektiğinde para desteği sağlamalı.
Fındığı hemen satmak zorunda bırakmamalı.
Sonra toplu olarak pazarlık yapmalı.
Bir üretici tüccarın karşısına tek başına çıktığında “Ne verirsen ver” noktasına gelir.
Ama 10 bin üretici aynı masaya oturduğunda, artık söz değişir:
“Fındığımın değeri bu. Bunun altında satmam.”
İşte gerçek güç budur.
Fındığın parası Karadeniz’de kalmalı
Bir başka önemli konu daha var.
Biz fındığı üretiyoruz.
Ama fındığın asıl büyük parasını sadece fındığı satarak kazanamayız.
Fındığı işlemeliyiz.
Fındık ezmesi yapmalıyız.
Çikolata üretmeliyiz.
Fındık yağı üretmeliyiz.
Kendi markalarımızı oluşturmalıyız.
Yani fındığı sadece “kaç lira?” diye değil, “Bu fındıktan nasıl daha fazla para kazanırız?” diye konuşmalıyız.
Çünkü kilogramını satan kazanır.
Ama ürünü işleyen, markalaştıran ve dünyaya satan çok daha fazla kazanır.
Karadeniz’in köylerini de düşünmeliyiz
Bugün köylerimizde genç nüfus azalıyor.
Gençler iş bulmak için İstanbul’a, Ankara’ya, Bursa’ya, İzmir’e gidiyor.
Bahçede çalışanların önemli bölümü yaşlandı.
Böyle giderse bir gün fındık bahçesi olacak ama bahçeye girecek insan bulamayacağız.
O zaman sorun sadece fındığın fiyatı olmayacak.
Karadeniz’in köyleri boşalacak.
Bu nedenle fındık politikasını yalnızca fiyat üzerinden değil, gençlerin yeniden toprağa dönmesini sağlayacak şekilde kurmalıyız.
Artık üreticinin zamanı geldi
Üretici artık sadece fiyat açıklanmasını beklememeli.
Kendi örgütünü kurmalı.
Birlikte hareket etmeli.
Ürünü üzerinde söz sahibi olmalı.
Devlet de üreticinin yanında olmalı.
TMO piyasayı düzenlemeli.
Kooperatifler güçlendirilmeli.
Üretici ürününü satmak zorunda kaldığı için ezilmemeli.
Çünkü unutmayalım:
Fındık dalda yetişiyor ama fiyat masada belirleniyor.
Ve o masada fındığı üreten yoksa, üreticinin kaderini başkaları belirler.
Artık Karadeniz insanı şu soruyu sormalıdır:
“Ben üretiyorum, ben çalışıyorum, ben risk alıyorum. O halde benim ürünümün fiyatını belirlerken neden benim sözüm en güçlü söz değil?”
Bu sorunun cevabını bulmadan fındık sorununu çözemeyiz.
Çünkü mesele yalnızca fındık değildir.
Mesele, Karadeniz insanının alın terinin hakkını almasıdır.
Ve artık zamanı gelmiştir:
Fındığı biz üretiyoruz.
Fiyatında da söz sahibi biz olmalıyız.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x