Yabancı VAR uygulamasında bir hafta içinde değişen tercihler ve sahadaki tutarsız kararlar, asıl soruyu yeniden gündeme getirdi: Türk hakemliğini kim yönetiyor?
Lig başlamadan önce “TFF güven vermiyor” diye yazmıştım. Daha ikinci hafta tamamlanmadan TFF’nin nereye savrulduğu belli değil.
Yabancı hakem olmayacağı söyleniyor, ardından MHK yabancı VAR hakemi görevlendiriyor. Atamalar yapılıyor, sonrasında TFF açıklama yapmak zorunda kalıyor.
Sanki MHK, TFF bünyesinde faaliyet gösteren bir kurul değil de TFF’nin önünde hareket eden ayrı bir kurum!
Yabancı hakem ya da yabancı VAR görevlendirmesine kimin karar verdiği belli değil: TFF Yönetim Kurulu mu, MHK mi? Uygulamanın ölçütleri de kamuoyuna açıklanmıyor. Yoksa ortada ölçüt falan yok da kararlar haftalık tepkilere göre mi alınıyor?
İlk hafta yabancı VAR görevlendirmelerinin yalnızca dört büyük kulübün maçlarıyla sınırlı kalması da ayrı bir tartışma yarattı.
Neden yalnızca dört büyük kulüp?
Anadolu takımlarının kendi aralarında oynadığı maçların puanı daha mı değersiz? O maçlarda yapılacak bir hata şampiyonluğu, Avrupa kupalarına katılmayı veya kümede kalmayı etkilemiyor mu?
Üstelik ilk haftadaki kararlar büyük kulüpleri de memnun etmedi. İkinci haftada ise tablo daha da karıştı.
Dört büyük kulübün üç maçında yerli VAR hakemleri görevlendirilirken yalnızca Trabzonspor–Başakşehir maçında yabancı VAR tercih edildi.
O hâlde aynı hafta içinde hangi maça yabancı, hangi maça yerli VAR atanacağını belirleyen ölçü nedir? Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş maçlarında yerli VAR görevlendirilirken Trabzonspor–Başakşehir maçında neden yabancı VAR tercih edildi?
Üstelik Beşiktaş maçında görevlendirilen yerli VAR, Türk futbolunun hafızasına “ofsaytımsı” tartışmasıyla kazınan VAR ekibinde yer alan hakemlerden biri.
Kararı belirleyen maçın zorluk derecesi mi, oynayan kulüpler mi, hakemlerin uygunluğu mu, yoksa haftalık tepkiler mi?
Bir uygulama ertesi hafta, hatta aynı gün oynanan maçlara göre değişiyorsa gerekçesi açıklanmalıdır. Aksi hâlde her atamanın arkasında başka bir hesap aranır. Güven kaybı da tam burada başlar.
Gelelim bu haftanın kararlarına…
Fenerbahçe–Konyaspor maçının en tartışmalı kararı, Fenerbahçe lehine verilen penaltıydı. Greenwood’un yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşunda top, yine hava topuna yükselen Adil Demirbağ’ın koluna geliyor. Kolun konumu sıçrama hareketinin doğal sonucu, mesafe ise çok yakın.
Hakemin devam kararı doğruydu.
İşte yabancı VAR ile yerli VAR arasındaki anlayış farkı tam bu pozisyonda ortaya çıktı.
Bir hafta önce yabancı VAR hakemleri, müdahale etmedikleri pozisyonlar üzerinden eleştirilmişti. Bu kez yerli VAR, sanki “Aynı eleştirileri ben kaldıramam” dercesine kendisini garantiye aldı ve hakemi ekrana çağırdı.
Oysa ortada açık ve bariz bir hata yoktu.
Yerli VAR, hakemin yanlışını düzeltmedi; yoruma açık bir pozisyonda hakemin yorumunu değiştirdi.
Sahadaki hakem de ilk kararının arkasında duramadı. İşte hakemlerimizin en büyük eksikliği burada ortaya çıkıyor: Sahada gördüklerine göre değil, TFF’nin açıklamalarına, MHK’nin eğitimlerdeki yönlendirmelerine ve oluşan baskıya göre kararlarını değiştiriyorlar.
Dikkat edilirse hakem isimlerini özellikle kullanmıyorum. Çünkü hakemlerin büyük çoğunluğu, kötü işleyen bu sistemin ürünü. Sorun yalnızca tek tek hakemlerde değil; onları yetiştiren, yönlendiren ve görevlendiren sistemde. Önce sistem düzelmeli. Ancak o zaman hangi hakemin gerçekten iyi, hangisinin yetersiz olduğunu ve aralarındaki farkı görebiliriz.
Hakem pozisyonu izledikten sonra devam kararının arkasında dursaydı Fenerbahçe cephesinden tepki gelirdi. Çünkü kulüpler, benzer pozisyonlarda farklı uygulamalar yapıldığını görüyor. Ancak VAR çağırdı diye kararını değiştirmek zorunda olmadığını gösterseydi Türk hakemliğinin yeniden güven kazanabileceğine dair küçük de olsa bir umut doğardı.
Ne yazık ki bu fırsat da kaçtı.
Erzurumspor–Galatasaray maçındaki penaltı itirazlarında ve Sallai’nin golünde verilen kararları doğru buluyorum. Ancak Lemina’nın 8. dakikadaki müdahalesi farklı.
Lemina’nın kramponu rakibinin kaval kemiğine geliyor. Hakemin ne sarı ne de kırmızı kart göstermemesi, müdahaleyi ya görmediğini ya da doğru değerlendiremediğini düşündürüyor.
İşte VAR, olası kırmızı kart kapsamında tam bu noktada devreye girmeliydi!
Hakem ekrana çağrılıp pozisyonu yeniden izlemeliydi. Ardından kararının arkasında durabilir ya da gerekli kartı gösterebilirdi. Ancak böylesine ciddi bir müdahalenin hakeme yeniden izletilmemesi kabul edilebilir değil.
Trabzonspor–Başakşehir maçında ise yabancı VAR’ın müdahale ölçüsü tartışma yarattı.
Başakşehir’in 14. dakikadaki atağında Shomurodov’un şutu Nwaiwu’nun koluna çarptı. Sahadaki hakem oyunu devam ettirdi. Macar VAR hakemi yaklaşık dört dakika süren incelemenin ardından hakemi monitöre çağırdı ve karar penaltıya dönüştü.
Penaltı kararı ayrı bir tartışma konusu. Ancak burada öncelikle şu sorulmalıdır: Hakemin devam kararı açık ve bariz bir hataysa, bunu tespit etmek neden yaklaşık dört dakika sürdü?
Daha önemlisi, aynı yabancı VAR Trabzonspor’un art arda yaşadığı iki penaltı beklentisinde hakemi monitöre çağırmadı. Önce Onuachu, Emin Bayram’ın elle oynadığı gerekçesiyle penaltı bekledi. Ardından Salah, yine Emin Bayram’la girdiği mücadelede yerde kaldı. Hakem bu pozisyonda penaltı vermemekle kalmadı, Salah’a aldatmaya yönelik hareketten sarı kart gösterdi.
Başakşehir’in pozisyonunda uzun incelemenin ardından hakemi ekrana çağıran yabancı VAR, Trabzonspor’un iki beklentisinde neden aynı yöntemi uygulamadı? Müdahale ölçüsü bu pozisyonlar arasında bir anda nasıl değişti?
Peki sahadaki hakem, Salah’a aldatmaya yönelik hareketten sarı kart göstermek için neden bu kadar acele etti?
Bu, haftanın en tartışmalı hakem performanslarından biriydi. Trabzonspor kazanamasaydı, hakemin düdüğünün asılması bile gündeme gelebilirdi.
VAR ataması da dikkat çekiciydi. Trabzonspor–Başakşehir maçına VAR hakemi olarak Macar bir hakem görevlendirildi. Trabzonspor ise yalnızca dört gün sonra UEFA Avrupa Ligi’nde Macaristan temsilcisi Ferencváros ile tur için mücadele edecek.
Gereksiz tartışmaların önüne geçmek için başka bir ülkeden VAR hakemi bulunamaz mıydı?
Beşiktaş–Alanyaspor maçında da iki kritik karar vardı.
Topsuz alanda önce Beşiktaşlı oyuncu rakibini çekiyor; ardından Alanyasporlu oyuncu, avuç içiyle rakibinin kulağına vuruyor. Top için mücadele yokken rakibin başına hafif sayılamayacak bir güçle bilerek vurmak kırmızı karttır. VAR devreye girmeliydi.
Alanyaspor o pozisyonda 10 kişi kalsaydı maç nasıl sonuçlanırdı, sormadan edemiyorum.
Oh’un kafa vuruşuyla attığı gol faul gerekçesiyle iptal edildi. Oysa iki oyuncu birbirini karşılıklı tutuyor.
Anlaşılan, geçmişte “ofsaytımsı” bir şey gören VAR, bu kez de “faulümsü” bir şey görmüş!
İki hafta sonunda görüldü ki sorun VAR’ın yerli ya da yabancı olması değil; benzer pozisyonlarda aynı ölçünün uygulanmamasıdır.
TFF ve MHK, kimin karar verdiğini ve atamaların hangi ölçütlere göre yapıldığını açıklamalıdır.
Aksi halde hakemler değişir, VAR’ın pasaportu değişir; Türk futbolundaki güvensizlik değişmez.
Prof. Dr. Ömer Dalman
24.08.2026
Milli maç arası Kulüplerimiz için bir fırsat. Derhal genel kurul seçim gündemli toplanmalı ve TFF başkanı, yönetimi,kurulları nir daha dönmemek üzere gönderilmeli. Liyakatli insanlar futbolumuzu yönetmeli.