Bu Kapılar Nasıl Açıldı?
Sosyal Medyada yansıyan haberlere göre Trabzonspor acısından ciddi bir sorun!!!!
Trabzonspor gibi kökleri Cumhuriyet tarihine, Atatürk ilke ve değerlerine kadar uzanan büyük bir camiada bugün sorulması gereken çok ciddi sorular var.
Bir insan, Atatürk’e yönelik tepki çeken söylemleri ve İstiklal Marşı sırasında kamuoyunda infial yaratan davranışları nedeniyle disiplin sürecine giriyor. Ardından kulüp üyeliğinden ihraç edildiği ve Trabzonspor’un sportif ve sosyal faaliyetlerine katılmasının yasaklandığı haberleri kamuoyuna yansıyor.
Peki bugün ne oluyor?
Aynı kişi yeniden ortaya çıkıyor ve kendisini adeta Trabzonspor tribünlerinin lideri konumuna taşıyan bir görüntü veriyor.
İşte asıl soru burada başlıyor:
Bu kapılar nasıl açıldı?
Eğer gerçekten kulüpten ihraç edilmiş ve sportif-sosyal faaliyetlere katılımı yasaklanmışsa, bugün Trabzonspor tribünlerinde hangi sıfatla ve kimin desteğiyle etkili olmaya çalışmaktadır?
Daha da önemlisi:
Kimler bunun önünü açıyor?
Kimler yanında?
Kimler bu görüntüyü normalleştiriyor?
Kimler, Trabzonspor’un kurumsal hafızasını ve değerlerini hiçe sayarak bu kişiye yeniden alan açıyor?
Bunlar kişisel düşmanlık soruları değildir.
Bunlar kurumsallık, disiplin, tüzük ve Trabzonspor’un itibarı açısından sorulması gereken sorulardır.
Trabzonspor’un resmi söyleminde Atatürk, Cumhuriyet ve İstiklal Marşı konusunda son derece açık bir duruş bulunmaktadır. Kulübün resmi yayınlarında da İstiklal Marşı, bağımsızlığımızın ve milletimizin iradesinin sembolü olarak ifade edilmektedir.
O halde Trabzonspor yönetimine açık çağrımdır:
Varsa ihraç kararı açıklansın.
Varsa faaliyet yasağı açıklansın.
Varsa kaldırılan bir karar, hangi makam tarafından ve hangi hukuki gerekçeyle kaldırılmıştır, kamuoyuna anlatılsın.
Yoksa, bu kişinin bugün hangi sıfatla Trabzonspor tribünlerinde liderlik iddiasında bulunduğu açıklansın.
Çünkü bir kulüpte disiplin kurulları karar alıyorsa, o kararlar kişiye göre değişmez.
Hukuk ve tüzük, güçlüye başka, zayıfa başka uygulanamaz.
Trabzonspor’un resmi organları yıllardır genel kurul ve kulüp yönetiminde tüzüğün ve kurumsal yapının önemine vurgu yapıyor.
O zaman bugün camianın önüne çok basit bir soru koyuyorum:
Trabzonspor’da kurallar var mı, yok mu?
Varsa herkes uyacak.
Yoksa yarın herkes kendisini “tribün lideri”, “camia temsilcisi” veya “Trabzonspor’un sahibi” ilan edebilir.
Trabzonspor kimsenin kişisel gücü değildir.
Trabzonspor tribünleri de kimsenin özel mülkü değildir.
Bu nedenle asıl mesele bir kişinin yeniden ortaya çıkması değil; bu kişinin yeniden ortaya çıkmasına kimlerin izin verdiğidir.
Eğer ortada hukuki ve idari açıdan kaldırılmış bir yasak varsa, bunun gerekçesi açıklanmalıdır.
Eğer böyle bir kaldırma yoksa, kulübün yetkili organları harekete geçmelidir.
Çünkü sessizlik bazen tarafsızlık değildir.
Sessizlik, yanlışın büyümesine de zemin hazırlayabilir.
Ve Trabzonspor camiası artık şunu sormak zorundadır:
Dün ihraç edilen bir isim bugün nasıl yeniden tribünün önüne çıkabiliyor?
Kimler bunun arkasında?
Kimler bu kişiye güç veriyor?
Kulüp yönetimi bundan haberdar mı?
Disiplin kurulları bu tabloyu nasıl değerlendiriyor?
Bu soruların cevabı verilmeden “birlik ve beraberlik” söylemleri havada kalır.
Çünkü birlik; değerlerden vazgeçmek değildir.
Beraberlik; yanlışları görmezden gelmek değildir.
Trabzonsporluluk ise kişilere değil, Trabzonspor’un tarihine, armasına, Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve bu camianın ortak değerlerine sahip çıkmaktır.
Kimse kendisini Trabzonspor’un üzerinde görmemelidir.
Ve hiç kimse, geçmişteki kararların hesabını vermeden bugün yeniden Trabzonspor tribünlerinin patronuymuş gibi davranmamalıdır.
Trabzonspor büyük bir kulüptür. Büyük kulüplerde kişiler değil, kurumlar konuşur.
Şimdi söz Trabzonspor yönetimindedir.
Bu kapılar kimin tarafından açıldı?
Camia bunun cevabını bekliyor.
Trabzonspor siyasi iktidarın spor maşalarından biri haline dönüştürülmüştür.