Türk hakemlerinin oluşturduğu yanlış alışkanlıklar, Fatih Tekke’nin tartışmalı kadro tercihleri ve tribündeki ortak ses eksikliği, Trabzonspor’u Ferencváros karşısında mağlubiyete götürdü.
Trabzonspor, Ferencváros’a kendi sahasında 1-0 mağlup oldu. Bir gol yedi, karşılığını veremedi. Skor telafi edilebilir ancak oynanan oyun güven vermedi.
Salı günkü Avrupa maçında Fenerbahçeli, bu akşam da Trabzonsporlu futbolcuların en küçük temasta kendilerini yere bıraktıklarını izledik. Türk hakemlerinin kolay faul ve penaltı kararlarının oyuncularımızda nasıl yanlış alışkanlıklar oluşturduğunu Avrupa maçlarında daha iyi görüyoruz. Bizim futbolcu kendini yere bırakıp hakeme bakarken rakip topu alıp gidiyor.
Ferencváros’un golünden önce Salah’a yapılan hareket bana göre fauldü. Hakem vermedi! Ancak hakem düdük çalmadı diye oyun bırakılır mı? Avrupa’da hakeme bakarak değil, ayakta kalarak oynayacaksınız. Bizim ligimizde verilen her düdüğü Avrupa’da da beklerseniz bedelini ödersiniz.
Bu sözüm Onuachu için de geçerli: Senin gibi güçlü bir futbolcuyu küçük dokunuşlar yıkamaz. En küçük temasta kendini yere bırakmaktan vazgeç; ayakta kal, mücadele et ve golünü at.
Elbette mağlubiyeti yalnızca hakeme yükleyemeyiz. Fatih Tekke’nin ilk 11 tercihleri de sorgulanmalıdır. Yönetim Salah’ı transfer ediyor, Aral Şimşir için 13 milyon avro bonservis bedeli ödüyor; Tekke ise sezonun en önemli maçına 10 numara pozisyonunda Umut Nayir’le çıkıp Aral’ı kulübede oturtuyor.
Olmaz!
Fatih Tekke’ye sormak gerekir: Bu kadro tercihiyle Salah’tan ve Onuachu’dan nasıl verim almayı düşündünüz? Hücumdaki bütün sorumluluğu bir futbolcunun üzerine bırakıp ondan tek başına maç kazanmasını bekleyemezsiniz.
Topun paylaşılması gereken pozisyonlarda bireysel tercihler öne çıktı. Yıldız futbolcu da olsa hiç kimse takımın üzerinde değildir. Ancak o oyuncunun sağını ve solunu kaliteli ayaklarla doldurmazsanız istediğiniz verimi de alamazsınız. Futbol sahada 11 kişiyle oynanır; yalnızca Salah’la değil!
Ben daha önce bu köşede “Şampiyonluk, Salah’tan Fazlasını İster” diye yazmış, özellikle Samet tercihi üzerinden savunmaya dikkat çekmiştim. Çünkü güven veren bir savunmanız ve güçlü bir orta sahanız yoksa hücumdaki yıldızların çabası da yeterli olmaz.
Ferencváros karşısında bir gol yedik, çıkaramadık! Şampiyonluğa oynuyorsanız öncelikle kolay gol yemeyeceksiniz. Yediğinizde de dağılmadan karşılık vereceksiniz. Şampiyonluk yalnızca gol atan yıldızlarla değil, o golleri ve skoru koruyacak sağlam bir savunmayla kazanılır.
Nwaiwu’nun 90+5. dakikada yaptığı hareket gereksizdi ancak bana göre kırmızı kart değildi. Hakemin ağır kararı, Trabzonspor’u rövanşta savunmanın önemli bir oyuncusundan mahrum bıraktı.
Sahada takım oyunu yoktu, tribünden de ortak bir ses çıkmadı.
Galatasaray tribün lideri Sebahattin Şirin’in gözaltına alınması ve ardından hakkında ev hapsi kararı verilmesi, tribün liderliği konusunun ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi. Trabzonspor’da ise 10 Kasım’daki açıklamaları ve İstiklâl Marşı sırasındaki görüntüleri nedeniyle VİRA grubunun “Bizden değildir” dediği, kulüpten ihraç edildiği basına yansıyan Mehmet Fındıkçı’nın, “Tüm grupların mutabakatıyla” tribün liderliğine getirildiği açıklandı.
Dün “Bizden değildir” denilen bir isim için bugün “Tüm gruplar mutabık” deniliyorsa ne değişti?
Tribündeki bu tartışma sahaya destek olarak değil, yalnızca gürültü olarak yansıdı.
Avrupa gecesinin sevindirici sonucu ise Beşiktaş’tan geldi. Kauno Žalgiris’i 3-0 mağlup eden Beşiktaş’ı tebrik etmek gerekir.
Hakemden düdük bekleyen oyuncularla, bu savunmayla ve bu kadro tercihleriyle tur gelir mi?
Bu oyunla çok zor!
Yine de önümüzde bir hafta var. Trabzonspor, öncelikle savunmada aynı hataları tekrarlamamalı ve gol yememeli. Salah da topla gereğinden fazla oynamak yerine doğru zamanda yapacağı ortalarla Onuachu’yu topla buluşturmalı. Bunları başarırsa Trabzonspor, Ferencváros’u eler.
Prof. Dr. Ömer DALMAN
21.08.2026