Beni
Takip edenler biliyor,
61 ülke gezmiş,
Şehir şehir,
Kasaba kasaba dolaşıp,
Bu ülkelerin,
Örf,
Adet ve geleneklerini inceleyip,
Sizlere buraları
Aktarmaya çalışıyorum…
Trabzon
Büyükşehir Belediyesinin
Sponsorluğunda,
14 Eylül 2026 tarihinde
Moldova’ya gidip,
Buradaki
Gök Oğuz (Gagavuz) Türklerini
İnceleyip,
Türkçe konuşan,
Türk geleneklerini yaşayan,
Hristiyan Türklerini
Araştırmaya çalışacağım…
Ülkemizi ise
Doğu’dan Batı’ya,
Kuzey’den Güney’e kadar
Sürekli dolaşmaktayım…
Türk-Kürt-Arap,
Alevi-Sünni, Süryani,
Yezidi demeden
Herkesin konuğu olmaktayım…
Güncel olayları irdeleyip,
Ülkenin
Gündemini belirlemeye çalışıyorum…
Tabi
Bunları yaparken,
Bazılarının menfaatine dokunuyor,
Bana kızıp,
Köpürenler olmaktadır…
Parmak sallayan,
Diş bileyen
Ve
Hakaret edenler oluyor,
Bazıları
İçten içe köpürüyordu…
Bunların çoğu
Bana ulaşmadan çevreden duyduklarım
Ancak
Bazıları da bana ulaşıyordu…
Mesela
“Trabzon Kültürüne
Yön Veren Şarlatanlar” adlı makalemde
Bu şehirde
Kültür adı altında
Kültürsüzlüğü ve
Sıradanlığı,
Kültür diye yutturanları anlatmış,
Genel bir çizgi çizmiştim…
Fakat
Bir STÖ Başkanı
Şarlatan sözünü
Kendine söylüyorum diye,
Beni
Savcılığa şikâyet etmiş,
İfade vermiştim…
Makalemi okuyan Sayın Savcı
“Ortaya yazılmış
Bu yazıdan,
Şarlatan olduğunu kabul etmek
Adeta durumu
İtiraf etmektir” diyerek,
“Takipsizlik” kararı veriyordu…
Daha sonra
FETÖ ile alakalı
Bir makale yazmış,
KTÜ’deki
Durumu anlatan bir yazı olmuştu…
Makalelerimin altına
Sürekli
Hakaret edip,
Yazılarıma küfürle
Karşılık veren biri vardı…
“Kim?
Kimin nesi?” diye merak ederken,
FETÖ Araştırma
Kurul Başkanlığı yapmış
Bir hocanın
Görev şehidi olmuş
Çocuğu için
Hoş olmayan şeyleri iftira atarak
Gizli bir isimle yazıyordu…
Bunun üzerine
Bu kişiyi,
Savcılığa ben vermiş,
İftira atan kişiyi
Bulun demiştim…
Üniversitede Profesör
Ve
İdari görevi olan birinin
Bu işi yaptığını,
120 sayfalık
Mahkeme sonucu kararlarla anlamıştım…
Yine
Bu deliller içinde
Bu hocanın
Dört defa beni savcılığa
Şikâyet ettiğini
Ve
Hepsine takipsizlik verildiği için
Benim bundan
Hiç haberim olmamış…
Neyse
Geçelim son olan olaya…
Geçen bir makalemde
“Liyakatsiz Yöneticiler” diye
Başlık atmış,
Anadolu’da ki elit bir üniversitede
Bir sendika başkan adayını
Eleştiren
Bir yazı ele almıştım…
Bu yazı üzerine
KTÜ’den bir profesör
Bana mesaj atmıştı…
Bu mesaja
Hiç dokunmadan yayınlıyorum…
“Rahman Bey.
Ne oldu birilerinin don kişotumu oldun.
Gelde liyakat nedir gel
Bölüme gel
Beni ziyaret ette sana liyatı göstereyim sana.
Hiç mi?
Dünyaya bakmıyorsun.
Biz Dünyanın en başarılı Bilim insanı seçilirken
Hiç görmedin mi. İşitmedin mi?
Yine
En Etkili Bilim İnsanı seçilirken
Görmedin mi. İşitmedin mi?
Yoksa
Dünyadan başka bir yerdemi yazıyorsun.
Gelde bölümde başarılarımdan dolayı
Aldığım ödüllerimi göstereyim.
Liyakattan nasibini almamış
Araştırmama ve yalan konuşan
Ve
Birilerinin donkişotluğuna bürünmüş
Aciz yazar.
Sen yazma lütfen
Yazmayı unuttun çünkü
Dününü bilmeyen Yarınlarını yaşayamaz.
Yoksa korktunuz mu?
Korkmayın ve çalışın sizinde olur.
Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.
Bu söylediklerini ıspatla
Yoksa hakkında suç duyurusunda bulunacağım.
Seni mahkemeye vereceğim.
Bundan sonra başka yanlış beyanda bulunursan
Mahkeme kapılarında seni bırakacağım seni.
Çamur at izi kalsın.
Siz her zaman böyle idiniz.
Sizler hiç değişmezsiniz.
Çalış seninse olur.
Biz burdan şunu anlatık.
Meyve veren ağaç taşlanır.
Ancak
Size ne yapılır siz daha iyi bilirsiniz.
Bu şekilde devam ederseniz
Sizle ilgili suç duyurusunda bulunup
Sizi mahkemeye vereceğim.
Size son uyarım.”
Evet
Hiçbir kelimesine dokunmadan
Bir Profesör ’ün
Bana yazdığı mesajı
Buraya aldım…
Haydaaaaaaaaaaaaaaa
Ben
Makalemde yazdığım
Anadolu’daki
Elit bir üniversitenin
KTÜ olduğunu kim söyledi?
Belirtilen kişinin
Bana yazan hocanın olduğunu
Kim belirtti?
Bu mesajdan sonra
Araştırma yaptığım hocanın
Sendika başkan adayı olduğunu gördüm…
Ve
Başkanlığı kazanmak için
Müthiş
Vaatleri olduğu
Broşür elime geçmiş oldu…
Vaatler içinde
“Cenazeye araç desteği,
Düğüne hediye desteği,
Yeni doğan bebeğe
Hoş geldin bebek desteği,
Problem çöz hattı kurulacak,
Doğum günü
Pasta organizasyonu yapılacak…
Sabah sıcak
Çorba ikramı yapılacak…
Özel günler kutlanacak,
İşyeri
İstişare toplantıları yapılacak,
Yükselmeler,
Atamalar ve
Başarı ödülleri verilecek…
Günün anlamıyla ilgili
Etkinlik,
Faaliyet ve
Organizasyonlar yapılacak…
Paneller,
Seminerler,
Kongreler yapılacak…
Gezi organizasyonları
Ve
Promosyon hediyeleri verilecek…”
Evet
Sanki bir üniversitedeki
8-10 ayrı sendikanın
Birinin başkanlığına değil de,
Belediye başkanlığına
Veya
Cumhurbaşkanı olmak için
Aday olmuş gibi…
Cumhurbaşkanı olmak için bile
Verilemeyecek
Vaatleri sıralayan
Bu hocamızın verdiği vaatler,
Neyle,
Nasıl yapılacak?
Vaatleri gerçekleştirmek için
Bu para nereden bulunacak?
Gerçi neyse ney,
Bu beni
Çok fazla ilgilendirmiyor…
Elbette
Ona inanıp,
Oy verenlerde olacak…
Fakat
Her yazdığımız konuyu
Birileri üzerine alıp,
Bana laf yetiştirirse ki,
O zaman
Bana laf söylemek düşer…
Bu duygularla,
Hoş kalın, hoşça kalın…
21.08.2026
Rahman AYHAN
Gazeteci-Araştırmacı Yazar
Kazanamaz, o iş geçti, hırs yapmak doğru değil, kabulenceksin.
Bilimde Türkiye Cumhuriyetinin adını duyuran her kişiye saygımız vardır.Bu kişinin ismini öğrenirsem kendisini gidip tebrik ederim.Ancak…İlim adamı tevazu sahibi olmak zorundadır.Bir bilim insanı düşünerek harekek etmek zorunda dır.Kim Allah rızası için tevazu gösterirse,Allah onu yüceltir.Kim de kibirlenirse, Allah onu alçaltır.
Bu vesile ile;
İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmez isen
Ya nice okumaktır.
Memmet Akbaş
Hocamız fena alınmış…
Bektaşi kafayı çekmiş gece evine gidiyor, birden sokakta “Ulen imansızlar…” diye haykırmış.Bakmış ki tüm pencerelerden egilmiş bakıyorlar, bu sefer de “Ulen amma da çokmüşsunuz be…” demiş.