Yüzlerce koyunla yürümektense, önünde bir kurt olsun yeter.
Anlıyor musun? Çoğu insan sürüyle hareket eder.
Taklit eder. Panikler, kaçışır.
Oysa tek bir kurt koskoca sürüyü ayakta tutar.
Yönünü değiştirir, hatta bazen hayat kurtarır.
Peki ya sen?
O kurt kim? Bir fikir mi? Bir rakip mi?
Yoksa içindeki o hiç susmayan huzursuzluk mu?
Konforu seçiyoruz. Aynı yol.
Aynı hatalar. Koyunsu bir yaşamın lüksü.
Ama bizi insan yapan şey;
Tehlikeyi, hissettiğimizde uyanan o ilkel içgüdü.
Kurt yaklaştığında koyunlar birbirine sokulur.
İşte büyüme tam orada kaybolur.
Gelişmek istiyorsan, rahatsızlığa ihtiyacın var.
Hedefin yoksa kapında kurt yoksa
Neden daha hızlı koşasın ki?
Modern dünya… Her taraftan koyunlaştırıyor.
Aynı markalar. Aynı korkular. Aynı hayatlar.
Farklı olmak, risk almak,
Yalnız kalmak.
Ama insanlık tarihine yön verenler hep kurtlardı.
Galileo’nun önünde kilise,
Gandhi’nin önünde imparatorluk,
Jobs’un kendi bakış açısı.
Onlar seçti; binlerce koyunla yürümektense
Tek başına bir kurtla yüzleşmeyi…
Sürü seni korur belki
Ama asla zirveye taşımaz.
Bir de derin anlamı var.
Bazen o kurt, Dışarıdan gelen düşman değil,
İçimizdeki ses: Huzurumuzu bozan,
Uykumuzu kaçıran,
O, soru işareti. Ya yapabilseydim? Ya deneseydim?
İç kurt,
Dışarıdaki binlerce engelden çok daha güçlü.
Onu susturmak yerine dinleyenler,
Kendi liderliklerini inşa eder.
Gerçek lider,
Önünde kurt gördüğünde kaçan değil,
Onunla yürümeyi öğrenendir.
Hayat bir tercih.
Ya kalabalığın içinde kaybolup güvende hissedeceksin
Ya da bir kurdun gözlerinin içine bakıp kendi yolunu çizeceksin.
Unutma,
Koyunların sayısı hiçbir zaman önemli olmadı.
Önemli olan, O, tek bir kurdun yarattığı değişim.
Tarih sürüleri hatırlamaz,
Kurtları hatırlar.
Peki,
Sen hangisisin?
Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK