61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

RTÜK VE TOPLUMSAL DEĞERLER « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

RTÜK VE TOPLUMSAL DEĞERLER

RTÜK VE TOPLUMSAL DEĞERLER
Son Güncelleme :

05 Şubat 2026 - 19:47

102 Görüntüleme

Günümüzde televizyon yayıncılığı, toplumların kültürel, ahlaki ve dini değerlerini şekillendiren önemli bir mecra haline gelmiştir. Türkiye’de de bu anlamda televizyon içeriklerinin denetimi, toplumun genel ahlak kurallarına ve geleneklerine, milli ve manevi değerlerine uygunluğu açısından büyük bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), devlet eliyle televizyon ve radyo yayınlarını denetlemek ve düzenlemekle görevlendirilmiş önemli bir kurumdur.

Kurum, radyo ve televizyon yayınlarını denetlemek, yayın ilkelerine aykırı içerikleri tespit etmek ve yaptırım uygulamak, izleyici şikâyetlerini değerlendirmek, yayınlarda çocuk hakları, toplum ahlakı, kişilik hakları gibi konularda hassas davranılmasını sağlamak amacıyla denetleme yetkisine sahiptir. RTÜK’ün görevi, yayınların içerik açısından toplumun genel değerleriyle uyumlu olmasını sağlamak, çocukları ve gençleri zararlı içeriklerden korumak ve kamu yararını gözetmektir (RTÜK, 2023). Bu amaçla, yayınlara belirli kurallar ve sınırlar koymakta, şikâyetleri incelemekte ve uygunsuz bulunan yayınlara yaptırımlar uygulamaktadır.

RTÜK’ün uyguladığı yaptırımlar ve denetim süreçleri, her zaman toplumun beklentilerini tam anlamıyla karşılamamaktadır. Bazı durumlarda, toplumun dini ve kültürel değerlerine aykırı içeriklerin yayını devam etmiş, RTÜK’ün müdahale edemediği veya etmediği düşündürücü durumlar olmuştur (Yılmaz, 2019). Bu, kurumun etkinliğini ve toplumun kuruma olan güvenini zedeleyebilmektedir.

Gelelim denetleme çatısı altında kanunen yazılı olanların ne kadarı uygulamada yapılıyor? Bu kuruma sayısız başvuru yapıldığı halde neden aynı şeyler değişmeden yayınlanabiliyor? Her gün televizyon kanallarında kanal değiştirme (“zapping”) yaptığımızda, istisnalar hariç karşımıza gelen hemen tüm televizyon dizilerini, sinema filmlerini ve sabah kuşağı programlarını incelediğimizde;

Türk toplumunun aile yapısına uymayan, insanları ötekileştiren, televizyon kanallarının adeta parsellenmiş olduğu aile içi şiddet, taciz, işkence, mafya ve ölüm vb. konuları içeren televizyon programlarının hiç durmadan yayın hayatına devam ettiğine tanık oluyoruz. Ülkemizde, bazı televizyon kanallarında görev yapan kadın programcıların başka bir işleri yokmuş gibi ekranlarda hukuk ve adalet dağıtmaları çok düşündürücüdür.

Bu ülkede halkın seçtiği Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi makamları var. Hukuk, kanun, mahkemeler, Cumhuriyet Savcıları,jandarma ve polisimiz var. Bütün bunlar varken, televizyon kanallarının kendilerini bu görevlerin en üstünde görerek adeta yargılamalar yapmasına bir dur demenin, bu işe bir son vermenin zamanı gelmiş ve geçmektedir. Bu ülkede adaleti tesis etmek, suç ve suçluyu bulmak onların hadlerine mi kalmış anlamakta ve hatta yazmakta bile zorluk çekiyorum.

Sanki gizli bir el, bu toplum ne kadar tepki gösterirse göstersin, kulaklarını tıkamış, kendi bildiklerini yıllardır aynı şekilde yapmaya devam ediyor. Sonra, gençler neden çeteleşiyor? Neden silah taşıyor? Neden çocuk yaşta olan çocuklar birbirini öldürüyor? Neden toplum birbirine hiç duyarlı değil, saygı, sevgi gibi önemli kavramlarımız kayboluyor? Neden? Neden? Neden? Nedenler ve sorulacak sorular o kadar çok ve karmaşık ki bilemezsiniz.

İşin tuhaf tarafı, sorun yaratan kanallar, yani program üreten ve bu programları yayınlayan kanallar, söz konusu problemlerin cevaplarını bulmak için çözüm önerileri başlığı altında başka programlar yapıyorlar veya başka bir deyişle timsahın gözyaşlarını sergiliyorlar. Yani kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Sorunları üretenler onlar, dert yanan yine onlar. “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” Gelin işin içinden çıkın bakalım. Durum çok basit; “Ne ekersen, onu biçersin” sözü boşuna söylenmiş bir atasözü değildir.

Türk televizyonlarında bugüne kadar yayınlanan veya yayınlanması düşünülen mafya veya benzeri konuları içeren tüm film, dizi ve sabah programlarının kaldırılması gerekmektedir. Bu programların hiçbiri toplumumuza olumlu manada bir katkı sunmamaktadır. Bu kanallar, dedikodunun meşrulaştırıldığı, insanların birbirlerini ötekileştirdiği ortamlar olmaktan çıkarılmalıdır.

Kanun ve hukuk dışında herkesin kendi adaletini sağlamaya çalıştığı, şiddetin her türlüsünün ortaya koyulduğu ve silahın normalleştirildiği film, dizi ve yayınların ekranlardan uzaklaştırılması hususunda toplumsal tepkimizi vermeliyiz. Bu tepkiler televizyon kanallarının WhatsApp numaralarına mesaj atmakla başlayıp, RTÜK‘e şikâyetlerle ve CİMER’le yapılacak yazışmalarla yapılabilir. Biz vatandaş olarak tepkimizi gösterelim, düşünüp kararlar alacak olanlar onlar olsun.

Şimdi içinizden birileri “beğenmiyorsanız siz de izlemeyin” diyebilir. Konu kişisel olarak benim ve benim gibi insanların tepkilerini bu şekilde yansıtmaları değil ki. Toplumumuzun temel yapısı olan aile, çocuk ve ebeveyn ilişkilerinin ne derece yozlaştığına ve toplumsal ahlak yapımızın giderek nasıl ve ne derece kötüleştiğine parmak basmak istiyorum. Türk toplumunun duyarlı tepkilerine karşılık ver(e)meyen RTÜK sizce yukarıdaki görev ve sorumluluklarını toplum yararı adına yapabiliyor mu? Yapıyor mu? Yoksa yapmıyor mu? Karar sizin. Vesselam.

Kaynaklar:
1- RTÜK (2023). Kurumsal Bilgiler. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu. https://www.rteuk.gov.tr
2- Köse, M. (2020). Medya ve Devlet İlişkileri: RTÜK ve Siyasi Etkiler. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 45(2), 123-139.
3- Yılmaz, A. (2019). Medya İçeriği ve Toplumsal Değerler: RTÜK Uygulamaları Üzerine Bir Değerlendirme. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, 74, 89-105.

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK

EN ÇOK KAZANANLAR

EN ÇOK KAYBEDENLER

EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

YORUM YAP

3.5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Uğur Kölemen
Uğur Kölemen
25 gün önce

Bence bu mesele ülkemizin kanayan yarası. Bu konu üzerine yazılı ve sözlü basının toplumsal değerlerimizi koruma sorumluluğu ise tartışmalı bir zemine oturmuştur. Bunda ise Reyting ve ticari kaygılar mı önemli rol oynuyor bunu iyice irdelemek lazım. Ayrıca RTÜK sürekli olumsuzluk , şiddet ve sansasyon üreten bir medya diline ne kadar önlem alıyor burasıda hassaten tartışılmalı Mafyatik dizi ve filmler, suçu ve şiddeti sıradanlaştırırken, zaman zaman haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu algısını oluşturmaktadır. Aile içi meselelerin ise bağırma , suçlama, hakaret etme ve aşağılayıcı bir görüntüyle ortaya konulmasını sağlayan programlar ise ortaya tümüyle sağlıksız ilişki modellerini koymakta ve toplumda rol model olarak alınacak olan kişi veya kişileri mumla aratmaktadır. Dolayısıyla söz konusu konu hakkında daha çok bilimsel veriler ortaya konularak çok detaylı incelenmelidir . Tartışmaya açık olan ve son derece toplumumuz için çok önemli bir konuyu kaleme aldığı ve gündeme taşıdığı için yazara ülkemin bir ferdi olarak çok teşekkür ediyorum.

DÖVİZ KURU

BIST100
DOLAR
EURO
BITCOIN
ÇEYREK ALTIN
GRAM ALTIN
1
0
Would love your thoughts, please comment.x