Bu makale; Türklerin Talas Savaşı’yla başlayan İslam dinini kabul sürecinden sonra Emevilerle başlayıp günümüze kadar devam eden süreçte manevi değerlerdeki yozlaşma, bu yozlaşmanın Türkler üzerindeki etkileri, dini kavramların anlamlandırılması ve anlaşılmasında ortaya çıkan çelişkiler ve ayrıca din adına ortaya konulan gelenek ve ritüellerin İslam dünyasında yarattığı olumsuz etkiler düşünülerek kaleme alınmıştır.
Talas Savaşı, 751 yılında Çin ile Arap Müslümanlarının Orta Asya’da gerçekleştirdiği ve bölgedeki güç dengelerini köklü biçimde değiştiren önemli bir muharebedir. Bu savaş, bölgedeki Türk topluluklarının kaderini de doğrudan etkilemiş ve İslam’ın bölgedeki yayılma sürecinde önemli bir dönüm noktası olmuştur (Liu, 1994).
Talas Savaşı’nın ardından Türkler üzerindeki etkileri, hem siyasi hem de dini açıdan derin izler bırakmıştır. Arapların bölgedeki üstünlüğü Türklerin İslamlaşma sürecini hızlandırmış olmakla birlikte, aynı zamanda bölgedeki dini ve kültürel yapıya zararlar vermiştir. Bu savaş, Türklerin İslam’ı kabul etme aşamasında karşılaştıkları zorluklara ve bölgedeki dini bütünlüğün bozulmasına neden olmuştur.
Türkler üzerinde Talas Savaşı’nın en belirgin etkilerinden biri, bölgedeki siyasi ve dini otoritenin Arapların eline geçmesiyle birlikte eski inançların erozyonuna yol açmasıdır. Arapların bölgeye yerleşmesi ve İslam’ın yayılmasıyla birlikte eski göçebe ve yerel inançlar gerilemiş; yerini gerçek İslam ile bağdaşmayan Emevi-Arap kültürünün gelenek ve göreneklerine bırakmıştır. Bu durum, Türk topluluklarının kültürel kimliğinde ve dini alışkanlıklarında ciddi değişikliklere neden olmuştur (Kennedy, 2007).
Bu durum Türklerin gerçek İslam’ı öğrenme ve anlamadaki zamansal önemi kaçırmasına sebep olmuştur. Bence bu durum asırlar geçse de geçerliliğini bugün bile korumaktadır. İslam adına yanlış Emevi-Arap öğretileri Türklerin ırksal kültürlerine ve alışkanlıklarına da sekte vurmuş, onları kültürlerinden uzaklaştırmıştır. Ancak bölgedeki dini bütünlüğün bozulması aynı zamanda yerel inançların ve geleneklerin de kaybolmasına sebep olmuş, bu da bölgedeki dini çeşitliliğin azalmasına yol açmıştır.
Emevîler döneminde ise İslam’ın yayılma sürecinde yaşananlar, dini bütünlüğün ve ahlaki değerlerin yozlaşmasına neden olmuştur. Emevîler, iktidarlarını güçlendirmek amacıyla dini motifleri kullanmış ve dini kurumları siyasi amaçlar doğrultusunda manipüle etmişlerdir (Hodgson, 1974). Bu durum, İslam’ın temel değerleriyle bağdaşmayan uygulamaların yaygınlaşmasına ve dini çarpıtmalara zemin hazırlamıştır.
Özellikle Emevîlerin iktidarlarını pekiştirmek adına uyguladığı politikalar, dini kurumların yozlaşmasına ve halk arasında güvensizliğin artmasına neden olmuştur. Bu süreç, İslam toplumlarına dini birlik ve ahlaki değerler açısından ciddi zararlar vermiş;
Talas Savaşı ve Emevîler dönemi, İslam’ın bölgedeki yayılma ve güçlenme sürecinde kritik dönemeçler oluşturmuştur. Bu savaş, bölgedeki Türkler üzerinde hem siyasi hem de dini açıdan kalıcı etkiler oluşturmuş, bölgenin kültürel yapısında derin izler bırakmıştır.
Aynı zamanda, Emevîlerin iktidarını pekiştirmek için uyguladığı politikalar, dini bütünlüğün ve ahlaki değerlerin bozulmasına zemin hazırlamış, İslam toplumlarının içyapısını zayıflatmıştır. Bu olaylar, dini savaşların ve siyasi iktidar mücadelesinin toplumların ruhsal ve kültürel yapısını nasıl şekillendirdiğine dair önemli dersler içermektedir. Ne Emevi ne Arap ne de başkaları… “TEK REHBER KURAN” Vesselam.
Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK