Belçika yenilgisi sadece bir skor değil; Türk futbolundaki yönetim krizinin yeni bir fotoğrafı. Dünya Kupası öncesinde “bırakın” dediğimiz TFF yönetimi bugün millî takımın sonuçları, hakemlik sistemine ilişkin gözaltılar ve bitmeyen liyakat tartışmalarının ortasında. Artık mazeret değil, sorumluluk zamanı: Nasıl olsa gideceksiniz; bir gün dahi beklemeyin, istifa edin!
Belçika 1-0 Türkiye.
Artık mesele yalnızca bir maç değil.
Mesele, Türk futbolunun sahip olduğu potansiyeli neden bir türlü sahaya ve sonuca yansıtamadığı.
Ürün verimi düşük.
Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan futbolcularımız var. Büyük yeteneklerimiz var. Ancak ortaya çıkan sonuçlar, bu potansiyelin çok gerisinde kalıyor.
Uluslar Ligi’nde alınan sonuçlar, ardından gelen Belçika yenilgisi ve Millî Takımın ortaya koyduğu görüntü bunu açıkça gösteriyor.
Bu tabloyu sadece futbolcuya ya da teknik ekibe bağlamak kolaycılık olur.
Çünkü futbol sahada oynanır ama sistem masada kurulur.
Ben bunu Dünya Kupası başlamadan önce söyledim:
Bu TFF yönetimi görevi bırakmalı.
Bunu bir maçın sonucuna bakarak söylemedim. Yönetim anlayışına, alınan kararlara ve Türk futbolunda giderek büyüyen sorunlara bakarak söyledim.
Bugün geldiğimiz nokta, bu çağrının neden yapıldığını daha açık gösteriyor.
Türk futbolunda hakemlik sistemi, MHK, kurullar ve görevlendirmeler uzun süredir tartışılıyor. Şimdi bu tartışmaların adli soruşturma boyutuna taşınması, meselenin geldiği noktayı daha da ağırlaştırıyor.
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun da aralarında bulunduğu isimlerin soruşturma kapsamında gözaltına alınması, Süper Lig hakemi Yasin Kol ve yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel’in de soruşturma kapsamında gözaltına alındığının açıklanması elbette ciddi bir durum.
Gözaltı suçluluk anlamına gelmez. Kimin ne yaptığına hukuk karar verecek.
Ama TFF açısından başka bir soru var:
Bu sistem nasıl bu noktaya geldi?
MHK TFF’den bağımsız değil. Hakemlik sistemi TFF’nin dışında değil. Kurullar TFF’nin dışında değil.
Dolayısıyla hukuki sürecin sonucunu beklemek başka, yönetim sorumluluğunu sorgulamak başka.
İyi yönetim sadece işler yolundayken başarıyı sahiplenmek değildir. Kriz çıktığında da sorumluluk almaktır.
Türk futbolunun bir başka temel sorunu ise liyakat.
Bir göreve kimin getirildiğinden önce, neden getirildiğini ve hangi kriterlerin esas alındığını konuşmamız gerekiyor.
Kurullar kişilere göre değil, kurallara göre çalışmalı.
Atamalar şeffaf olmalı. Aynı ölçü herkes için uygulanmalı.
Aksi durumda sorun yalnızca bir kişiyle sınırlı kalmaz. Sistem tartışılır.
Milli takım meselesine de buradan bakmak gerekiyor.
Milli takım hiçbir yöneticinin kişisel projesi değildir.
Bir makam sahibinin kariyer planına da, herhangi bir çıkar hesabına da konu edilemez.
Gündeme gelen villa vaadi tartışması bu nedenle önemlidir.
Milli forma bir vaadin karşılığı değildir.
Milli takım milletindir. TFF’nin görevi ise bu emaneti ciddiyetle yönetmektir.
Şimdi tabloyu yan yana koyalım.
Milli Takımda beklenen sonuçlar yok.
Hakemlik sistemiyle ilgili ciddi bir soruşturma var.
MHK Başkanı ve bazı hakemler soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
TFF’nin kurulları ve yönetim anlayışı kamuoyunda tartışılıyor.
Ve bütün bunların ortasında aynı yönetim görevine devam ediyor.
Daha ne olması gerekiyor?
Ben Dünya Kupası öncesinde “bırakın” dedim.
Bugün de aynı noktadayım.
Hatta bugün bunu söylemek için daha fazla neden var.
Artık yeni bir açıklama duymak istemiyoruz. Yeni bir vaat de.
Çünkü Türk futbolunun daha fazla zamana değil, yeni bir anlayışa ihtiyacı var.
Boşuna çırpınmayın.
Bu tabloyla daha fazla devam edemezsiniz.
Bir gün dahi beklemeyin.
İstifa edin ve Türk futbolunun önünü açın.
Mesele artık sizin koltuğunuz değil.
Mesele, Türk futbolunun kaybettiği zamanı daha fazla artırmamak.
Prof. Dr. Ömer Dalman
03.10.2026
TRABZON’DAN TÜM TÜRKİYE’YE
Bir daha Türk futbolunda isimleri dahi anılmamalı bu TFF nin.