DİJİTAL AJANS · MATBAA · REKLAM Markanız için güçlü bir başlangıç. Web Tasarım E-Ticaret SEO Logo Tasarım Matbaa & Baskı Projenizi Konuşalım 61medya.com.tr
BURASI
REKLAM ALANIDIR

Eğitimde Fırsat eşitliği Yakında mı? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Eğitimde Fırsat eşitliği Yakında mı?

Eğitimde Fırsat eşitliği Yakında mı?
Son Güncelleme :

15 Ekim 2026 - 11:57

140 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Çocuğun suçu yoksul doğmak mı?
Doç. Dr. Mehmet Yıldızlar
Bir ülkede çocuğun geleceğini yeteneği ve emeği yerine ailesinin cüzdanı belirliyorsa orada eğitimde fırsat eşitliğinden söz edilemez.
Türkiye’de çocuklar aynı sınavlara giriyor ama aynı koşullarda hazırlanmıyor. Kiminin özel ders, yabancı dil kursu ve teknolojik olanakları var; kimi ailesinin geçim mücadelesi içinde eğitimini sürdürmeye çalışıyor. Ardından hepsini aynı sınava sokuyor, sonuçları başarı ya da başarısızlık diye sınıflandırıyoruz.
Peki, bu yarış gerçekten adil mi?
Çocuğun suçu yoksul doğmak mı?
AYNI SINAV, FARKLI BAŞLANGIÇLAR
Eğitimde fırsat eşitliği, her çocuğa aynı sınav kitapçığını dağıtmak değil, her çocuğun yeteneklerini geliştirebileceği koşulları sağlamaktır.
Anayasa’nın 42. maddesi eğitim hakkını güvence altına alıyor. Ancak eğitim hakkı, yalnızca okula kayıt yaptırmakla yerine getirilmiş olmaz. Çocuğun yeterli beslenmeye, nitelikli öğretmene, eğitim araçlarına ve uygun bir öğrenme ortamına erişmesi de gerekir.
Bu olanaklardan yoksun bir öğrencinin, bütün imkânlara sahip arkadaşlarıyla eşit koşullarda yarıştığını söyleyebilir miyiz?
Sorun, çocukların aynı sınava girmesi değil; o sınava ne kadar farklı koşullarda hazırlandıklarının göz ardı edilmesidir.
DEVLETİN SORUMLULUĞU NEREDE BAŞLIYOR?
Devletin görevi okulların kapısını açmakla bitmez. O kapıdan giren her çocuğa nitelikli eğitim sunmak, okullar arasındaki olanak farklarını azaltmak ve ekonomik yetersizliklerin eğitimin önünde engel oluşturmasını önlemek zorundadır.
Bunun için öğretmen açıkları giderilmeli, okul öncesi eğitim yaygınlaştırılmalı, dezavantajlı bölgelerdeki okullara daha fazla kaynak ayrılmalı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere ücretsiz beslenme ile eğitim desteği sağlanmalıdır.
Çünkü herkese aynı miktarda kaynak ayırmak her zaman adalet değildir. Daha fazla desteğe ihtiyaç duyan çocuklara daha fazla olanak sunmak, sosyal devletin gereğidir.
Eğitim politikalarının başarısı, yalnızca kaç okul açıldığıyla veya kaç öğrencinin sınava girdiğiyle ölçülemez. Asıl ölçüt, bir çocuğun geleceğinin ailesinin gelirinden ne kadar bağımsız hâle gelebildiğidir.
YOKSULLUK, ÇOCUKLARIN KADERİ OLMAMALI
Eğitimin en önemli işlevlerinden biri, çocuğun doğduğu ailenin ekonomik koşullarını aşabilmesine imkân sağlamaktır.
Ancak eğitim olanakları gelir düzeyine göre farklılaştığında yoksulluk, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların da sorunu hâline gelir. Varlıklı ailelerin çocukları daha geniş olanaklarla yarışa başlarken yoksul ailelerin çocukları önce yoksulluğun engellerini aşmaya çalışır.
Sonra da başarıyı yalnızca bireysel çabayla, başarısızlığı ise kişisel yetersizlikle açıklamaya kalkarız.
Oysa adil bir eğitim sistemi, çocukların karşılaştığı dezavantajları görmezden gelmez; onları ortadan kaldırmaya çalışır.
Bilimsel, laik, kamusal ve nitelikli eğitim, bu nedenle yalnızca eğitim politikalarının değil, toplumsal adaletin de temelidir.
SAYIN BAKAN, SORUMUZ AÇIK
Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soralım:
Ailesinin ekonomik gücü ne olursa olsun her çocuğun nitelikli eğitime erişmesini hangi somut politikalarla güvence altına alıyoruz? Devlet okulları arasındaki olanak farklılıklarını azaltmak için hangi sonuçları elde ettik? Yoksul çocukların eğitimdeki dezavantajlarını giderebiliyor muyuz?
Bu soruların yanıtı açıklamalarda değil, çocukların yaşamında görülmelidir.
Çünkü fırsat eşitliği, vaatlerle değil; ayrılan kaynaklarla, sunulan hizmetlerle ve elde edilen sonuçlarla ölçülür.
ÇOCUKLARIN GELECEĞİ CÜZDANLARA TESLİM EDİLEMEZ!
Bir çocuğun hangi koşullarda doğduğu kendi seçimi değildir. Devletin sorumluluğu, bu koşulların onun geleceğini belirlemesini önlemektir.
Eğitim, varlıklı çocukların avantajlarını büyütmek için değil, dezavantajlı çocukların önündeki engelleri kaldırmak için vardır.
Çocuklar aynı sırada oturuyor diye eğitimde eşitlik sağlanmış olmaz. Eşitlik, her çocuğun yeteneğini geliştirebileceği gerçek olanaklara sahip olmasıdır.
Öyleyse soruyu bir kez daha soralım:
Eğitimde fırsat eşitliği yakında mı, yoksa çocuklarımızın geleceğini hâlâ ailelerinin cüzdanına mı teslim ediyoruz?

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x