DENİZE HASRET İLÇE: BEŞİKDÜZÜ
Bir zamanlar Karadeniz’e ışık saçan Beşikdüzü, bugün kendi kıyısına hasret. Peki, bu ilçenin kaybettiklerini kim geri verecek?
Beşikdüzü hakkında çok yazıldı, çok konuşuldu. Ben de yıllardır ilçenin sorunlarını ve çözüm yollarını dile getirdim. Artık aynı sorunları tekrarlamak değil, hem yöneticilere hem de halka sorumluluklarını hatırlatmak istiyorum.
Beşikdüzü’nün kara talihinin başlangıcında Köy Enstitülerinin kapatılması vardır. Bir zamanlar eğitimde örnek gösterilen bu ilçe, çevresine bilgi, üretim ve kültür taşıdı. Köy Enstitüsü, bölge insanının denizle ve balıkçılıkla ilişkisine de katkı sağlayan önemli bir birikim oluşturdu. Peki, bugün o birikimin üzerine ne koyabildik?
Denizi olan ama denizinden yeterince yararlanamayan bir Beşikdüzü var karşımızda. Sahilinden geçen devlet yolu, kıyıyla ilçe arasındaki bağı zayıflatmamalı; sahil turizme, balıkçılığa, ticarete ve sosyal yaşama kazandırılmalıdır.
Peki, Beşikdüzü’nün hak ettiği yatırımlar nerede?
Trabzon Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere bütün kamu kurumlarına sesleniyorum: Beşikdüzü’nün sahili, ulaşımı, altyapısı ve sosyal yaşam alanları için üzerinize düşen görevleri yerine getirin. İlçenin ihtiyaçlarını görmezden gelmeyin.
Beşikdüzü’nün beklentisi yalnızca yol ve kaldırım değildir. Bir fakülte kurulması, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve hastane ihtiyacının ciddi biçimde ele alınması artık somut hedeflere dönüşmelidir. Gençlerimizin eğitim, vatandaşlarımızın sağlık hizmetleri için başka ilçelere bağımlı kalmadığı bir Beşikdüzü istiyoruz.
Milletvekilleri, belediyeler, siyasi partiler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları; bu hedefler için hangi girişimleri yaptıklarını açıklamalı, projelerini ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Ancak bütün sorumluluğu yöneticilere yükleyerek de yol alamayız.
Halka da görev düşüyor! İlçenin sorunlarını kahvede konuşmak, sosyal medyada yakınmak yeterli değildir. Vatandaş soracak, araştıracak, toplantılara katılacak, ortak projelere destek verecek ve verilen sözlerin takipçisi olacaktır. Birlik olamayan, kendi değerlerine sahip çıkmayan bir toplumun beklentileri kendiliğinden gerçekleşmez.
Ben, Beşikdüzü’ne bir fakülte kazandırmak amacıyla BEFAKDER’in kuruluşuna öncülük ettim. Ancak toplumsal sahiplenme yeterince güçlü olmayınca bu hedef kalıcı hâle gelemedi. Bu deneyim hepimize bir gerçeği gösterdi: Bir kişinin başlattığı mücadeleyi toplum sahiplenmezse sonuç almak zorlaşır.
Öyleyse artık geçmişin hatalarından ders çıkaralım. Kamu kurumları görevini yapsın, seçilmiş temsilciler sonuç alsın, sivil toplum kuruluşları takipçi olsun, basın gündemde tutsun, halk da kendi geleceğine sahip çıksın.
Artık mazeret değil, takvim; vaat değil, proje; açıklama değil, sonuç istiyoruz!
Buradan açık çağrıda bulunuyorum: Beşikdüzü’nün bütün kurumları, meslek örgütleri, siyasi temsilcileri ve halkı ortak bir hedef etrafında buluşmalıdır. Fakülte, hastane, sahil düzenlemesi, ulaşım ve yeni istihdam alanları için öncelikler belirlenmeli; sorumlular ve hedef tarihler açıklanmalıdır.
Unutmayalım: Beşikdüzü’nün geleceği yalnızca Ankara’nın, Büyükşehir Belediyesinin ya da yerel yöneticilerin meselesi değildir. Bu ilçe hepimizin evidir. Kamu görevini yapacak, halk da hakkını arayacak ve ilçesine sahip çıkacaktır.
Denize hasret bir ilçe olarak kalmak istemiyorsak bugün harekete geçmeliyiz. Yarın çok geç olabilir.
Şimdi soruyorum: Beşikdüzü için kim, hangi sorumluluğu üstleniyor? Gelin, sözleri bırakalım; hep birlikte sonuç alalım!
TRABZON’DAN TÜM TÜRKİYE’YE