61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et

Bir Avuç Fındık, Bir Ülke Serveti « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Eski TFF Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikir yazıları | Görüşlerim şahsıma aittir; kurumları bağlamaz.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

Bir Avuç Fındık, Bir Ülke Serveti

Bir Avuç Fındık, Bir Ülke Serveti
Son Güncelleme :

19 Eylül 2026 - 0:29

140 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Karadeniz’in en değerli ürünlerinden biri olan fındık, insanlığa sunulmuş eşsiz bir besin kaynağıdır. Abartıya ihtiyaç duymayacak kadar besleyici, insan sağlığına katkı sağlayan ve güçlü bir gıdadır.

100 gram iç fındıkta potasyum 450-860 mg, magnezyum 140-280 mg, fosfor 250-450 mg, kalsiyum 90-200 mg arasında değişiyor. Özellikle manganez miktarı dikkat çekici: 2-12 mg ile günlük ihtiyacın önemli bir kısmını karşılayabiliyor. Demir, çinko ve bakır da kayda değer düzeyde. Sodyumu ise oldukça düşük. Yani fındık, yüksek potasyum ve magnezyum içeriğiyle kalp ve sinir sistemi için; manganez ve bakırla da antioksidan savunma sistemi için doğal bir destek.

Toplam mineral madde (kül) oranı yüzde 2-3 civarında. Bu, onlarca farklı elementin abartılı listesi değil; vücudun gerçekten kullandığı temel minerallerin yoğun bir birikimi. Bilimsel veriler bunu net gösteriyor. Fındığı “mucize” diye sunmaya gerek yok. Zaten doğası gereği mucizevi: E vitamini, sağlıklı yağlar, protein ve bu mineral profiliyle birlikte sade ve güçlü bir besin.

Karadeniz’in toprağından çıkan bu küçük meyve, hak ettiği değeri görmeyi bekliyor.

Peki çayın yanına bu kadar yakışan fındık, neden çay ocaklarında servis edilmez? Neden yararlarından bahsedilmez, günde bir avuç her insana tavsiye edilmez? Türkiye, elindeki bu altını neden değerlendiremez?

Her ne kadar başka ülkelerde fındık yetiştirilse de Giresun ve Ordu fındığının kalitesini yakalamaları mümkün değildir. Şu an öyle sanılıyor ki, alternatif üretim bölgelerinde yetişen fındık bu kaliteyi sağlayacak. Ama yanılıyorlar. Yurt dışında yeni fındık dikim alanları bu yüzden kuruldu; artık Türk fındığına ihtiyaç yok sanılıyor. Zamanla anlayacaklar ki Türk fındığının lezzeti farklıdır.

Bu hasat döneminde bu değerin kıymeti bir kez daha tartışılıyor. Giresun’da serbest piyasada fındık fiyatı 190 liraya kadar geriledi; Giresun kalite fındık 200-205 lira, Levant kalite ise 175-185 lira aralığında işlem görüyor. Geçtiğimiz sezon 350 liraya kadar yükselen fındık, bu yıl neredeyse yarı fiyatına satılıyor. TMO’nun Giresun kalite için açıkladığı 255 lira alım fiyatına rağmen serbest piyasada fiyatın 190 liraya çakılması, üreticiyi TMO kuyruklarına yöneltti. Yaklaşık 100 bin üretici, 205 bin ton fındık için randevu oluşturdu. Bir ton fındığını serbest piyasada satan üretici, TMO fiyatına göre 55 bin lira zarar ediyor. Giresun’da, Ordu’da, Sakarya’da üretici tepkisini sokaklara taşıdı; “Üreten biziz, fiyatı başkası belirliyor” diyerek isyan etti. Peki bu tablo neden normal karşılanıyor?

Ülke politikamız hiçbir zaman bir marka oluşturmak olmamıştır. Fındıkta da aynı yaklaşım devam etmektedir. Oysa fındık sadece bir tarım ürünü değil; bir kültür, bir kimlik ve ekonomik kalkınma aracıdır. Nitekim dünyaca ünlü Mohamed Salah’ın Trabzonspor’u seçmesi tesadüf değil. Karadeniz’in toprağı, insanı ve ürünü, dünyanın en büyük yıldızlarını bile kendine çekiyor. Bu kültürün en somut yansıması fındık festivalleridir. Giresun’da Çömlekçi Deresi Fındık Festivali, Ordu’da Bal ve Fındık Festivali, Samsun’da Atakum Fındık Festivali… Ancak bu festivaller sadece fındığa odaklanmakla kalıyor. Oysa bu toprakların çayı, balı, peyniri, mısırı, kestanesi de aynı sofraya konmalı. Karadeniz’in tüm ürünlerini bir araya getiren, ulusal ve uluslararası düzeyde bir Karadeniz Ürünleri Festivali neden olmasın? Belediyeler, ticaret odaları ve üretici birlikleri el ele verirse bu hayal değil. Hasat öncesi üreticiyi, gurbetçiyi ve yöre halkını buluşturan böyle bir etkinlik, fındığı olduğu kadar tüm bölgeyi markalaştırır.

Fındık abartı istemiyor; sadece doğru anlatımı bekliyor. Türkiye bu değeri hak ettiği şekilde sahiplenmelidir.

Çözüm belli: markalaşma. Ham madde yerine çikolata, fındık ezmesi ve pralin gibi işlenmiş ürünlerle katma değer oluşturulmalı. TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun ifadesiyle: “Fındıktan 2 milyar dolarlık gelir elde ediyoruz. Eğer 2 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkarmak istiyorsak fındığı çikolatayla buluşturup katma değerini arttırmalıyız.” Fındığı ham madde olarak satan 1 lira kazanırken, işleyip markasıyla satan 8 lira kazanıyor.

Üretici birlikleri güçlendirilmeli; kırma, kavurma ve paketleme tesisleri yaygınlaştırılmalı. Giresun Tombul Fındığı gibi coğrafi işaretler uluslararası pazarda etkin biçimde kullanılmalı. Yıl boyu süren uluslararası kampanyalar ve Mohamed Salah gibi dünyaca ünlü isimlerin desteğiyle Türk fındığı dünyaya anlatılmalı. Çay ocakları, kahvehaneler ve okul kantinlerinde “günde bir avuç fındık” alışkanlığı teşvik edilmeli.

Hastane yemekhanelerinde ise beslenme programlarında fındığa yer verilmeli. Yüksek potasyum, magnezyum ve E vitamini içeriğiyle fındık; kalp hastaları, diyabet hastaları ve bağışıklığı zayıf bireyler için doğal bir destek. Yemekhanelerde tatlı yerine bir avuç fındık ikram edilmesi, hem iyileşme sürecine katkı sağlar hem de doğru beslenme alışkanlığı kazandırır. Sağlık Bakanlığı da bu adımı atmalı. Çay ocağında da, kahvehanede de, okul kantininde de, hastane yemekhanesinde de… Bu ülkenin her sofrasında fındık olmalı.

Fındık, bu toprakların sessiz hazinesi. Yeter ki sahip çıkmasını bilelim.

 

Prof.Dr. Ömer Dalman

19.09.2026

 

YORUM YAP

5 3 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Serkan Sarıöz
Serkan Sarıöz
1 gün önce

Avucumuzun içindeki cevher ama değerini bilmiyoruz. Çikolata ile birleşince 8 kat daha değerlenen başka bir ürün var mı?

1
0
Would love your thoughts, please comment.x