61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Bir Kelimeyle Eksilen İnsanlık « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Bir Kelimeyle Eksilen İnsanlık

Bir Kelimeyle Eksilen İnsanlık
Son Güncelleme :

15 Nisan 2026 - 20:50

65 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

 

Bir kelime bazen bir cümleden daha ağırdır. Hele ki o kelime, tarifsiz bir acının ortasında, hayatını kaybeden insanları anlatmak için seçilmişse…
Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda yaşanan ve bir öğrencinin okula silahlarla girerek 8 öğrenci ile 1 öğretmeni öldürdüğü o korkunç olay, zaten başlı başına toplumun vicdanını sarsmaya yetiyordu. Ancak olayın ardından yapılan açıklamada İçişleri Bakanı’nın hayatını kaybeden insanlar için “tane” ifadesini kullanması, bu acının üzerine ikinci bir kırılma daha ekledi. Bu “tane” söylemini sadece bir dil sürçmesi olarak değerlendiremeyiz. Çünkü sorun, insanı nasıl gördüğünüzle ilgilidir.
Türkçede “tane” kelimesi, nesneleri saymak için kullanılır. Elma sayarsınız, kalem sayarsınız, eşya sayarsınız. İnsan ise sayılmaz; anılır, hatırlanır, yas tutulur. İnsan, “tane” değildir. Bir öğrencinin adı vardır, hayalleri vardır. Bir öğretmenin emeği, yılları, öğrencilerinin hayatında bıraktığı iz vardır.
“9 tane” dediğinizde, o insanların hikâyesi silinir. Geriye sadece soğuk bir sayı kalır. İşte asıl sorun tam da burada başlıyor.
Devlet dili dediğimiz şey, bilgi vermekle yükümlü olmakla birlikte aynı zamanda toplumun duygusunu da taşımalıdır. Özellikle böyle trajedilerde kullanılan her kelime, devletin vatandaşına ne kadar yakın ya da ne kadar mesafeli durduğunu gösterir. “9 kişi hayatını kaybetti” dediğinizde acıyı paylaşırsınız. Ama “9 tane” dediğinizde, o acıyı istemeden de olsa sıradanlaştırırsınız.
Elbette savunma hazır: “Dil sürçmesi olabilir.” Olabilir. Ama sorun şu ki, bu ülke artık dil sürçmelerinin arkasına sığınılacak bir noktayı çoktan geçti. Çünkü bu tür ifadeler artık tekil değil; zaman zaman karşımıza çıkan, giderek normalleşen bir dil alışkanlığının parçası haline gelir. Dil, alışkanlıkların en tehlikelisidir. Çünkü fark edilmeden insanı dönüştürür.
Bugün “tane” dersiniz, yarın başka bir ifadeyle insanı daha da soyutlarsınız. Sonunda geriye sadece sayılar kalır: kaç kişi, kaç yaralı, kaç kayıp… Ama kim oldukları, nasıl yaşadıkları, geride kimleri bıraktıkları unutulur. Oysa bu ülkede insanlar “istatistik” değildir.
Bir sınıfta eksilen 8 sıra vardır artık. Öğretmenler odasında boş kalan bir sandalye. Bir annenin sofrasında eksik bir tabak. Bunlar “tane” ile anlatılamaz. Bu yüzden eleştiri bir kelimeye değil, o kelimenin temsil ettiği zihniyete yöneliktir.
Kamu görevi üstlenen herkesin, özellikle de böylesine kritik makamlarda bulunanların, kelimelerini seçerken iki kez düşünmesi gerekir. Çünkü onların dili, hem kendilerini hem de devleti temsil eder. Devletin dili, vatandaşına saygının en görünür hâlidir.
Bugün yapılması gereken şey, bu ifadeyi basit bir dil hatası olarak geçiştirmemeli; neden rahatsız edici olduğunu anlamak ve bir daha tekrarlanmamasını sağlamaktır. Çünkü bazı kelimeler vardır söylenir ve unutulur. Ama bazıları vardır ki, söylenir ve hafızaya kazınır.
“Tane” de artık onlardan biridir.

YORUM YAP

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x