Müslüman dedin mi?
Kimlik.
Mümin dedin mi?
Karakter.
İkisi aynı değil.
Biri pasaport.
Diğeri yolculuk.
Anlamıyorlar.
Gerçekten anlamıyorlar.
Ya da anlamak istemiyorlar.
Hangisi daha acı?
Bir kadın havuza alınmıyor.
Başörtülü diye.
Bir başka kadın plajda tacize uğruyor.
Tesettürlü diye.
Fail mi sadece suçlu?
Seyreden de öyle.
Sessiz kalan da.
Mümin adalet ister.
Herkes için.
LGBT’li bireyin hakkını savunur.
Muhafazakâr kadının başörtüsünü de.
Aynı anda.
Aynı cesaretle.
Ama olmuyor.
ODTÜ’de bayrak açılır.
Hoşgörü var.
Aynı yerde ayet yazılı pankart açılır.
Hoşgörü biter.
Çifte standart.
İşte bu yüzden tahammülsüzlük.
Sosyal medyada linç kültürü var.
Bir saniyede başlıyor.
Bir saatte bitiyor.
Ama izi kalıyor.
Ömür boyu.
Mümin önce dinler.
Sonra düşünür.
Sonra konuşur.
Ama acele ediyoruz.
Öfke bir an.
Pişmanlık bir ömür.
Siyasi görüş yüzünden düşman oluyoruz.
Mezhep yüzünden kardeşi tanımıyoruz.
Oysa aynı din.
Aynı kitap.
Aynı kıble.
Farklı oy pusulası.
Neden bu kadar ağır?
Mümin affeder.
Öfkesini yutar.
Merhamet eder.
Peygamber dedi ki:
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
Sadece hayvana değil.
Sadece çocuğa değil.
Farklı düşünene de.
Ama yapmıyoruz.
Soru basit:
Müslüman mıyım?
Mümin miyim?
İlki kolay.
İkincisi imtihan.
Toplumun medeniyeti ölçülür.
En zayıf bireyine gösterdiği saygıyla.
Bugün o birey kim?
Başörtülü kadın mı?
LGBT’li genç mi?
Farklı mezhepten biri mi?
Hepsi.
Ama hepsi için aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz?
Cevap ortada.
Bu yüzden tahammülsüzlük.
Bu yüzden kavga.
Bu yüzden yalnızlık.
Çözüm?
Kendine sor.
“Ben gerçekten mümin miyim?”
Cevap samimi olursa.
Değişim başlar.
Önce içimizde.
Sonra sokakta.
Sonra ülkede.
Unutma:
Müslüman olmak bir başlangıç.
Mümin olmak bir varış.
Yolda mısın?
Yoksa sadece kapıda mı bekliyorsun?
Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK
Yazını beğendim. Demek oluyormuş.. Mümin ve müslümanın kesiştiği ve ayrıştığı nokta…
Teşekkürler kardeşim